<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kağıttan Hazineler arşivleri - Halil Çıkrıklar</title>
	<atom:link href="http://www.halilcikriklar.com/kategori/sevdigim-kitaplar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.halilcikriklar.com/kategori/sevdigim-kitaplar</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 07:18:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>BENLİK YANILSAMASI (Bruce Hood)</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3576.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3576.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:18:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3576</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Elliden fazla dile çevrilen ve kırk milyondan fazla okura ulaşan “Sofie&#8217;nin Dünyası” isimli romanın&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3576.htm">BENLİK YANILSAMASI (Bruce Hood)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Elliden fazla dile çevrilen ve kırk milyondan fazla okura ulaşan “Sofie&#8217;nin Dünyası” isimli romanın yazarı Jostein Gaarder (1952-) çarpıcı bir tespitte bulunuyor:</p>
<p>“İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz yine onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.”</p>
<p>Fakat bilim insanları pes etmemiş, beyni anlamaya çalışmıştır. İşte bu kahramanlardan birisi de İngiliz deneysel psikolog ve profesör Bruce Hood…</p>
<p>Şimdi ustanın “Benlik Yanılsaması” isimli eserinden birkaç alıntı paylaşmak istiyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Görsel dünyamızdaki her şey kesintisiz ve pürüzsüzdür. Mesela, göz hareketleri esnasında saniyenin çok küçük bir diliminde görsel dünyamız kararır. Fakat beyin bunu öylesine örtbas eder ki, bu kusurların hiçbirinin farkına bile varmayız. Aslında neredeyse tüm deneyimlerimizde benzer yanılgı söz konusudur ve benlik buna dâhildir. </em></p>
<p><em>Olduğunu sandığımız kişiliğimiz, düşündüğümüzden çok daha fazla dış etkilere duyarlıdır.  </em></p>
<p><em>Psikolojideki en büyük keşiflerden biri, anılarımızın yeniden inşa edildiği ve değiştirilebilir, işlenebilir olduğudur. </em></p>
<p><em>Benlik, anılarımızın bir ürünüdür. </em></p>
<p><em>Seçim yapmakta özgür olduğunu sanmak, benlik yanılsamasının bir başka yönüdür. </em></p>
<p><em>İnsanlar mutlak değil, göreceli değerlerle yargıda bulunuyor. </em></p>
<p><em>İnsan olarak hepimiz ait olma ihtiyacı duyarız. Çoğumuz ait olmak isteriz. Derinlerde bizi başkaları tarafından onaylanmaya iten bir dürtü vardır.</em></p>
<p><em>Uyum sağlama ihtiyacı öyle güçlüdür ki, sizi şekillendirir ve kelimenin tam manasıyla düşünme biçiminizi değiştirir.</em></p>
<p><em>Uyum sağlama mutlak itaate dönüştüğü zaman otoritenin ne denli güçlü olacağını çalışmalar ve tarih göstermektedir.</em></p>
<p><em>Başarılı olmanın anahtarlarından biri, alışkanlıkları değiştirmektir. </em></p>
<p><em>Sırf yaşamımızı değiştirecek güce sahip olduğunuza inanmak bile onu daha katlanır hale getirir. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere yazar, benliğimizin yanılma potansiyelini hatırlatıyor bize.</p>
<p>“Başınızı derde sokan bilmedikleriniz değil, bildiğinizden kesin bir şekilde emin olduğunuz halde aslında öyle olmayanlardır,” demiş Mark Twain (1835-1910).</p>
<p>Komplo deşifre olduğunda komplo olmaktan çıkar. Biz de “Benlik Yanılgısı” isimli eserle bir komployu deşifre etme fırsatını buluyoruz.</p>
<p>Benliğimiz yani kişiliğimiz, bizi biz yapan özellikler, iç dünyamızdaki duygu ve düşünceler &#8211; kabul etmekte zorlansak da- yanılma potansiyeline sahiptir.</p>
<p>Bilgelik, bilmediğini kabul etmekle başlar. “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir,” der bilgelerin kralı Sokrat. İşte benliğimizin yanılma potansiyelini fark etmek; kendimizi tanıma, düşüncelerimizi sorgulama ve bilgeliğe doğru güçlü bir atım atma fırsatı sunuyor bize.</p>
<p>Farkındalıkla, aydınlanmış bir zihinle daha güzel bir hayata…</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3576.htm">BENLİK YANILSAMASI (Bruce Hood)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3576.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜŞÜNCENİN GÜCÜ (James Allen)</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3545.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3545.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 03:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3545</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gizemi seviyor insanlar. Bilim kurgu filmleri, fantastik kahramanlar, gizem perdesinin ardına sığınanlar… Her biri&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3545.htm">DÜŞÜNCENİN GÜCÜ (James Allen)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Gizemi seviyor insanlar.</p>
<p>Bilim kurgu filmleri, fantastik kahramanlar, gizem perdesinin ardına sığınanlar…</p>
<p>Her biri hayal ürünü olan tüm bu gizemlerin yanında bir de gerçek var. Fakat hayalimizin sınırlarını zorlayacak güçte bir gerçek… İnsan denen türün en özel ve asil melekesi…</p>
<p>Evet, düşünmekten bahsediyorum.</p>
<p>Felsefeci James Allen (1864-1912) düşünmek denen özel yeteneğini etkin bir şekilde kullandığında bir insanın sahip olabileceği şeyleri ikna edici bir üslupla anlatıyor bu eserinde.</p>
<p>Neler mi anlatıyor?</p>
<p>Gelin birlikte bakalım:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Acı çekmek her zaman belli bir açıdan yanlış düşüncenin sonucudur. </em></p>
<p><em>Bir insanın mutlu olmasını sağlayan şartları yaratan kendi zihinsel uyumudur. </em></p>
<p><em>Hayatlarında temel bir amaçları olmayanlar önemsiz endişelerin, korkuların, sıkıntıların ve yakınmaların esiri olurlar.</em></p>
<p><em>Her şeyden önce elinizde olanın en iyisini yaptığınızdan emin olun. Küçük avantajları görmezden gelerek büyük avantajları elde etmeniz gerektiği yanılgısına kapılmayın. </em></p>
<p><em>Kendine acımaktan daha aşağılayıcı, küçültücü ve ruhsal çöküntü yaratan bir başka eylem yoktur. Bundan kurtulun. </em></p>
<p><em>Eğer gerçekten ve kalıcı olarak başarılı olmak istiyorsanız öncelikle erdemli olmalısınız. </em></p>
<p><em>Eğer gerçek amacınız iyi şeyler yapmaksa bunun için para beklemenize gerek yoktur. Bunu bulunduğunuz yerde şu an, şu dakika bile yapabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Akılsızlar diler ve şikâyet ederler; akıllılar ise çalışır ve beklerler. </em></p>
<p><em>Mutsuzluğumuzun en büyük nedenleri insanların bencilliğidir. Fakat en önemli neden, kendi bencilliğimizdir. </em></p>
<p><em>Arzu okyanus gibi açgözlüdür ve taleplerine uyuldukça daha çok ister. </em></p>
<p><em>Kalıcı ve gerçek mutluluk sadece kalıcı şeylerle ilgilendiğimizde bize gelir. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tanıdık gibi gelen ama çoğu kez ihmal ettiğimiz ilkeleri bir kez daha hatırlıyoruz eseri okurken. Yazar, nokta atışlar yapmış. Tespitlerinin her biri nitelikli bir hayatın yapıtaşları gibi görünüyor.</p>
<p>Kitabı okurken düşüncelerimiz harekete geçiyor; “Aslında bunu ben de yapabilirim,” dediğimiz basit girişimleri neden ertelediğimizi sorgularken buluyoruz kendimizi.</p>
<p>Dünyada en çok istediğimiz “sağlık, huzur ve başarı” denen hazinelerin anahtarı tepemizde duruyor. Peki, bu hazine sandığının kapağını açmak için ne bekliyoruz?</p>
<p>Bilgelikle, sağlıkla, huzurla kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3545.htm">DÜŞÜNCENİN GÜCÜ (James Allen)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3545.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>INCOGNITO (David Eagleman)</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3503.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3503.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 05:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3503</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İstediğimiz şeyleri elde etmek için sahip olduğumuz en özel kaynak, beynimizdir. David Eagleman “İncognito”&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3503.htm">INCOGNITO (David Eagleman)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İstediğimiz şeyleri elde etmek için sahip olduğumuz en özel kaynak, beynimizdir.</p>
<p>David Eagleman “İncognito” isimli eserinde insan beyninin çalışma mekanizmasını özetlerken bilinç ve bilinçaltı kavramlarına ışık tutuyor.</p>
<p>Tamamıyla anlaşılması mümkün olmayan beynimizi ve düşünme mekanizmasını mümkün olan en özlü şekilde açıklıyor bizim için. Böylece nitelikli bir yaşam için ihtiyacımız olan en temel kaynağın içimizde olduğunu fark etmemizi sağlıyor. Artık bize düşen görev bu yeni farkındalıkla yola çıkmak ve sahip olabileceğimiz en harika yaşam için kolları sıvamaktır.</p>
<p>Şimdi de hep olduğu gibi birkaç alıntı yapmaya geldi sıra:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Evrende keşfetmiş olduğumuz en harikulade şey, beynimizdir. </em></p>
<p><em>Beynimizdeki her hücre, saniyede yüz defaya varabilen bir hızla diğer hücrelere elektrik sinyali gönderir. Bu nedenle kendinizi tembel ya da kalın kafalı hissettiğiniz zamanlarda aslında gezegendeki en çalışkan ve parlak nesne olduğunuzu düşünüp moralinizi yükseltebilirsiniz. </em></p>
<p><em>Düşüncelerimizin bile doğrudan erişimimizin olmadığı bir düzenekçe üretildiğini unutmayalım. </em></p>
<p><em>Beynin işleyişi içindeki en küçük rol, bilince ait olanıdır. Beyinlerimiz çoğunlukla otomatik pilot üzerinden çalışır. Bilinçli zihnin altında işleyip duran dev ve esrarengiz fabrikaya erişimi ise son derece kısıtlıdır. </em></p>
<p><em>Carl Jung’un ifadesiyle; “Her birimizin içinde, tanımadığımız biri daha vardır.” </em></p>
<p><em>Örtülü belleğin bir dışavurum biçimi, “doğruluk yanılsaması” olarak bilinir. Doğru olsun olmasın, eğer daha önce duyduysanız bir ifadenin doğru olduğuna inanmanızın olasılığı görece yüksektir. </em></p>
<p><em>Doğruluk yanılsaması etkisi, aynı dini etkiler ya da siyasi sloganlara yinelemeli bir biçimde maruz kalan kişiler için söz konusu olan potansiyel tehlikenin altını çizer. </em></p>
<p><em>Beyin iki farklı sistem içerir: Hızlı ve otomatik olan birincisi bilinçli farkındalık yüzeyinin altında çalışırken ikincisi yavaş, bilişsel ve bilinçlidir. </em></p>
<p><em>Vücut, birbiriyle etkileşim halindeki iki bölümden oluşuyor: Her şeye hemen sahip olmak isteyen vücut ve daha uzun dönemli bir bakış açısına sahip ruh. </em></p>
<p><em>Erdemli bir kişiden bahsederken kastettiğimiz şey aslında çoğunlukla onun şeytani duygulara kapılmayan değil, onlara direnç gösterebilen, mücadele dengesinin anlık ödül lehine bozulmaması için uğraş veren bir kişi olduğudur. </em></p>
<p><em>Güdüleri denetleme yetersizliği, tutsaklık sistemindeki çoğu suçlu için geçerli ve tipik olan bir özelliktir. Bu insanlar genelde doğru ve yanlış davranışları ayırt etmeyi bildikleri gibi, cezanın ciddiyetinin de farkındadırlar. Sorun, güdülerini denetlemede gösterdikleri beceriksizliktir. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabı okuduğumuzda hayati öneme sahip iki şeyi tüm berraklığıyla hatırlıyoruz:</p>
<p>Birincisi, sahip olduğumuz harika beyin nedeniyle sahiden bizim için önemli olan her şeye ulaşabileceğimiz gerçeğidir.</p>
<p>İkincisi, beyin dediğimiz bu muhteşem bilgisayar kusursuz değildir. Yanılgılarımızın kaynağına ışık tutan “İncognito” dini ve siyasi taassuplarımızın nedenini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.</p>
<p>Bu kitap “Kendini bil!” şeklindeki kadim bilgeliğe doğru devasa bir adım atmak için güzel bir seçenek gibi görünüyor.</p>
<p>Bilgelikle, farkındalıkla daha aydınlık bir dünyaya…</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3503.htm">INCOGNITO (David Eagleman)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3503.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IKIGAI (Hector Garcia)</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3472.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3472.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 05:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3472</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Japonca’da, “işi temelli bırakmak,” anlamında emeklilik kelimesi yoktur. Ama “ikigai” diye bir kavram vardır.&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3472.htm">IKIGAI (Hector Garcia)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Japonca’da, “işi temelli bırakmak,” anlamında emeklilik kelimesi yoktur. Ama “ikigai” diye bir kavram vardır. Dilimize “Hep meşgul kalarak mutlu olma” şeklinde çevrilebilir.</p>
<p>Japonya’da bulunan Ogimi kasabası, dünyadaki en uzun ömürlü insanların yaşadığı yerdir. Bu insanların uzun yaşamının sırları sağlıklı beslenme, egzersiz ve bir hayat amacı (ikigai) edinmektir.</p>
<p>Yeni bir güne başlama nedeni olan ikigai -takvim yaşı ilerlerken- bedeni ve ruhu genç tutma sanatıdır.</p>
<p>Ölümden korkan ya da daha çok yaşamak isteyenlerin başucu kitabı olabilecek potansiyele sahip bir eserden bahsediyorum. Sağlıklı ve huzurlu yaşamaya dair harika tespitler yapıyor Hector Garcia.</p>
<p>Şimdi de tadımlık birkaç alıntı yapalım:</p>
<p><em>Stres, bedenin potansiyel tehlike veya sorun gibi algıladığı bilgiye verdiği doğal bir tepkidir. Teorik olarak bu yararlı bir tepkidir aslında, düşmanca ortamlarda hayatta kalmamızı sağlar. Böbrek üstü bezi adrenalin ve kortizol salgılar. Bu da kaslarımızı eyleme hazırlar ve nabzımızı hızlandırır. Bu da bize zorluklarla yüzleşme imkânı verir. </em></p>
<p><em>Günümüz modern insanları yedi gün yirmi dört saat cep telefonlarıyla, internetle ve televizyon sayesinde dünyayla iletişim halinde bekleyip sürekli stresi yaşıyor. Sürekli salgılanan adrenalin ve kortizol ise yorgunluk ve sağlık sorunlarına neden oluyor. </em></p>
<p><em>Bilim adamları, stresin, hücresel yenilenmeyi ve hücre yaşını etkileyen telomer adlı hücre yapısını zayıflatarak hücresel yaşlanmayı hızlandırdığını keşfetmiştir. </em></p>
<p><em>Bedeni genç tutmanın sırrı zihni aktif tutmaktır. </em></p>
<p><em>Her türlü kaygıyı unutturacak kadar yapmaktan zevk aldığımız şey ikigai’mizdir. </em></p>
<p><em>Kendimizi zorlamak bizi keyiflendirir. </em></p>
<p><em>Tek bir göreve yoğunlaşın. </em></p>
<p><em>Haftanın bir günü teknoloji orucu tutun. </em></p>
<p><em>Zevk alacağınız bir ritüelle çalışmaya başlayın ve bir ödülle bitirin. </em></p>
<p><em>Japonca öğrenmeye başlayan birinin ilk öğrendiği kelimelerden biri gabaru’dur. Anlamı, “sonuna kadar direnmek,” ya da “kişinin elinden gelenin en iyisini yaparak dik durması” demektir. </em></p>
<p><em>Her türlü sanat, günlerimize mutluluk ve amaç getirebilen bir ikigai’dir. </em></p>
<p><em>Yiyerek daha uzun yaşayamazsın. İşin sırrı gülümsemek ve iyi zaman geçirmektir. </em></p>
<p><em>Uzun ömrün sırrı endişelenmemektir. Yüreğinizi genç tutmak, yaşlanmasına izin vermemektir. </em></p>
<p><em>Güzelliği mükemmellikte değil, kusurlu ve eksik şeylerde aramalıyız. </em></p>
<p><em>Hepimizin ikigai’si farklıdır ama ortak olan tek şey herkesin bir amaç edinmeye çalışmasıdır. Bize anlamlı gelen şeylere bağlı kaldığımızda hayatı dolu dolu yaşarız. </em></p>
<p><em>Su hareket halindeyken pırıl pırıldır. İnsanlar da öyle…</em></p>
<p><em>Yaşamak için en iyi ilaç arkadaşlardır. Çevrenizde iyi arkadaşlarınız olsun. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşim, insan sağlığı…</p>
<p>Sağlık; bedenin ve ruhun iyi olması halidir. Şu kitabı okuyunca anladım ki, hayatımıza dâhil edeceğimiz basit ilkelerle hem beden hem de ruh sağlığımızı iyileştirebiliriz.</p>
<p>Hastaneler tıklım tıklım dolu. Hastalar, yatacak yer bulamıyor.</p>
<p>Oysa insanlar şu kitaptaki basit ilkelere dikkat etse her şey bambaşka olur. Hastaneler boşalır. Muhtemelen biz sağlıkçılar kendimize yapacak yeni bir iş aramak zorunda kalırız.</p>
<p>Kalın anlamla, huzurla, sağlıkla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3472.htm">IKIGAI (Hector Garcia)</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3472.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatı Sevmek</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3447.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3447.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 09:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3447</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Pek çok insan hayatından memnun değil ama bunu sonlandırmak da istemiyor. Bazı insanlar ise&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3447.htm">Hayatı Sevmek</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Pek çok insan hayatından memnun değil ama bunu sonlandırmak da istemiyor. Bazı insanlar ise hayatından memnun görünüyor.</p>
<p>Aynı dünya, aynı iklim, aynı canlılarla dolu evren…</p>
<p>Peki bu farklılık neden?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabın ismi bile elinizi uzatıp satın almak ve içini karıştırıp sihirli formülleri bulmak için teşvik ediyor. “Hayatı Sevmek” isimli eserinde Fromm, insanı ele alıyor. İşe kendimizi tanıma çabasıyla başlıyor.</p>
<p>Kendimizi anladığımızda diğer insanları da anlayabiliriz. İnsan kavramını iyi anladığımızda iyiliklerin ve kötülüklerin nedenine dair fikir sahibi oluruz. Evrendeki en özel canlıyı -insanı- anladığımızda ise hayatı anlamamız kolaylaşır.</p>
<p>En önemlisi de iplerin elimizde olduğunu hatırlatıyor Fromm. Yani kendi hayatımızı kendimizin şekillendirdiğini, fiziksel özelliklerimizi değiştiremesek de mutluluğumuzu kendi tercihlerimizin belirlediğini anlatıyor.</p>
<p>Bu minik girizgâhtan sonra sıra geldi eserden birkaç alıntı yapmaya:</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bağırıp çağıran bir kişiye uzaktan bakınca kızgın olduğunu anlarsınız. Daha detaylı bir biçimde bakınca görürsünüz ki, bu kişi aslında kendisini aciz ve güçsüz hisseden, her şeyden ve hayatın kendisinden korkan bir insandır. </em></p>
<p><em>Her dakika yeni ihtiyaçlar üretilmekte ve bunların sonu gelmemektedir. İnsanlar sürekli emen ve daha da fazla beslenmek isteyen bir bebek gibi ağızları açık olarak beklemektedirler. </em></p>
<p><em>Mal ve güç, mutluluğu garanti edemez, aksine bir iç sıkıntısı doğurur. </em></p>
<p><em>İnsanların bir güce inanma ve teslim olma ihtiyacı vardır: Gerçek inancı bulamadığında bir puta, bir insana, bir fikre tapabilmektedirler. </em></p>
<p><em>İnsan, kendisi için önemli olan kişilere, ülkülere ve kutsal saydığı kurumlara karşı bir saldırıyı, hayatına ve ekmeğine karşı yapılmış bir tehdit olarak görebilir. </em></p>
<p><em>Günümüz insanı için önemli olan tek şey, nasıl bir üst makama geçeceği, nasıl daha fazla para kazanacağı ya da nasıl daha sağlıklı olacağıdır. “Bir insan olarak benim için iyi olan nedir?” diye sormaz. </em></p>
<p><em>İnsanı hayvandan ayıran şeylerden birisi, insanın kendisinin farkında olmasıdır. </em></p>
<p><em>Hayvanın tüm bildiği, “Şu an ben tehdit altındayım” duygusudur. İnsanoğlu ise, aklı sayesinde geleceği hayal edebilir; şimdi olmayan ama biraz sonra olabilecek bir tehdidi bilebilir. </em></p>
<p><em>Kendimize ait bilgilerimizi arttır ve başkaları hakkındaki illüzyonlarımızı (hayal ve yanlış beklentilerimizi) azaltırsak, hayatımız o kadar zengin, o kadar güçlü ve o kadar canlı bir hal alır. </em></p>
<p><em>Karşı tarafın olayın gerçek yüzünü görmesini kabullenemeyiz, çünkü değişmek istemeyiz. Olduğumuz gibi kalmayı tercih ettiğimiz zaman, suçumuzu gizlemenin tek yolu kaçmaktır. </em></p>
<p><em>Mücadele şeklindeki sohbet büyük bir topluluk önünde gerçekleşirse, o zaman gladyatörler yarışına dönüşüyor. Sohbete katılanlar birbirlerine saldırıyorlar ve her biri, diğerini yok etmeye çalışıyor. Ya da ne kadar zeki, ne kadar üstün ve ne kadar haklı olduklarını göstermek için konuşuyorlar. Bu insanlar için sohbet, düşündükleri her şeyin gerçekten doğru olduğunu kendi kendilerine ispatlama görevi üstlenmiştir. Bu kimseler sohbete başlarken, zihinlerine yeni bir düşüncenin girmemesine adeta karar vermişlerdir. </em></p>
<p><em>İnsan, hayvanlar gibi sadece zeka sahibi bir varlık olarak yaşamaz. Onun, gerçeği anlamak için kullandığı idrak ve akıl gibi iki farklı özelliği daha vardır. </em></p>
<p><em>İnsan bir “şey” değildir. O, sürekli gelişme süreci içinde olan bir canlıdır; hayatının her anında gelişir ve değişir. </em></p>
<p><em>Sohbet (conversation) kelimesi, Latince’deki farklılaşma ve değişme anlamına gelen “conversion” kelimesi ile aynı kökten gelir. Sohbet etmek, kazanmanın değil, karşılıklı değişimin hedef olduğu bir oyun gibidir. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peyami Safa diyor ki; “Yaş alarak değil, yaşanarak tecrübe kazanılır. Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.” Sadece altı saatinizi ayırarak bitirebileceğiniz bu eser bilgeliğe doğru uzanan yolu kısaltıyor. Hani o hep aradığımız huzur denen gizemli sularda yüzmek için bir ışık tutuyor bize kitap.</p>
<p>Bilgeliğin aydınlattığı yolda daha huzurlu yarınlara yürümek için işte size harika bir fırsat!</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3447.htm">Hayatı Sevmek</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3447.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANILAR DÜŞLER</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3224.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3224.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 07:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3224</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Carl Gustav Jung (1875-1961), Analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr… Biz Jung’u daha çok Freud’un&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3224.htm">ANILAR DÜŞLER</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Carl Gustav Jung (1875-1961), Analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr…</p>
<p>Biz Jung’u daha çok Freud’un (1856-1939) öğrencisi olarak tanıyoruz. Hatta aralarındaki ilişki hoca-öğrenci ilişkisinin de ötesinde geçmiştir, baba-oğul gibidir iki efsane. Yaklaşık yirmi yaş fark da bunun için uygun zemin hazırlar.</p>
<p>Yolun başında iyi dost olan bu iki büyük ustanın arasını bozan konu cinsellik!</p>
<p>Freud’un bilinçaltı kavramına katkıları günümüz meselelerinin bile izahına katkı sunacak derecede önemlidir. Ama biz onu daha çok nevrozlar üzerinde yaptığı çalışmalarla hatırlıyoruz. Nevrozun nedenlerine odaklanırken cinselliği ön planda tutması pek çok insanın tepkisine neden olmuştur. Öğrencisi Jung’la aralarının açılmasının en önemli nedenlerinden biri de budur zaten.</p>
<p>Pek çok fikrine saygı duymakla birlikte Jung ünlü psikiyatristin her şeyi cinsellikle açıklama teorisini benimsemez. Bu fikri kabullenmesi konusunda hocasının kendisine yaptığı baskıyı da kabullenmez.</p>
<p>Beni esas ilgilendiren iki psikiyatrist arasındaki bu fikir ayrılığı değil aslında. Birinin ateist diğerinin dindar olması da değil esas dikkatimi çeken şey.</p>
<p>Odaklandığım nokta, iki psikiyatristin mutluluk düzeyleridir. Depresif Freud’a inat, Jung neşeli ve huzurlu bir adamdır. Bunun için portrelerine bakmak bile kafidir. Ama ben eserlerine bakıyorum daha çok.</p>
<p>“Anılar Düşler” isimli biyografik eserinde Jung kişisel hayatını, düşünce yolculuğunu, ailesini ve Freud’la olan ilişkisini samimi bir üslupla anlatıyor.</p>
<p>Ama kitap biyografiden çok daha fazlasını barındırıyor içinde. İnsanın düşünce dünyasına ve sosyal hayatına dair harika keşiflerde bulunuyor. Sorunlardan çok çözümlere odaklanıyor ünlü filozof. Bu yüzden karamsarlıktan ziyade iyimserliğe davet ediyor bizi.</p>
<p>Boynuz kulağı geçermiş. İki büyük ustayı tanıdıktan sonra yaşam felsefesiyle Jung benim gönlümde bir adım öne geçmiş durumdadır. Ünlü filozofun aşağıdaki tespitlerini okuyunca bana hak verenler olacağını tahmin ediyorum:</p>
<p><em>İnsan, kendisini yargılamayan bir olgudur ve başkalarının iyi ya da kötü yargılarına bırakılmıştır. </em></p>
<p><em>Yaşamın sorunsallarına yanlış yanıtlar bulmuş, onlarla yetinmiş ve bu nedenle nevrotik olmuş çok insan tanıdım. Mevki, para, evlilik ya da ün peşinde koşarlar; bulunca da mutsuzlukları sürer. </em></p>
<p><em>Elimizdekilerle yetinmeyip verilen sözlerle yaşıyor, günümüzün ışığı yerine, sonunda bize uygun bir güneşin doğacağını umut ettiğimiz geleceğin karanlığında yaşamayı yeğliyoruz. </em></p>
<p><em>Daha iyi bir şeyin her zaman çok kötü bir bedeli olduğunun bilincinde değiliz. </em></p>
<p><em>Başkalarında bizi rahatsız eden şeyler, kendimizi tanımamıza yardımcı olabilirler. </em></p>
<p><em>Önyargılar, ruhsal yaşamın dolu dolu yaşanmasını engeller ve onu yıpratırlar. </em></p>
<p><em>Ruhun yaşaması için zaman ve yer gereksinimi kalmadığından yaşamın ruhsal düzeyde sürdüğünü düşünmek zorundayız. </em></p>
<p><em>Hiçbir şeye artık boyun eğmemeliyiz. İyiye bile. İyi olarak nitelendirilen bir şeye boyun eğdiğimizde, ahlaksal bağlamda iyilik niteliğini yitirir. Bu, iyiliğin içinde kötülük olduğundan değil, boyun eğdiğimizde sorunlara yol açacağımız içindir. </em></p>
<p><em>Uyuşturan ister alkol ister morfin isterse idealizm olsun, her türlü bağımlılık kötüdür.</em></p>
<p><em>İnsan yargısının yanlış olabileceğini bildiğimize göre, her zaman doğru karar vereceğimizi düşünemeyiz. </em></p>
<p><em>İnsanların takip ettiği bir lider bir söz sarf ettiğinde ertesi gün aynı düşüncenin peşine takılan insanların, bozuk plak gibi aynı şeyleri yinelediğini görürsünüz. Bu söylem ya da düşüncelerin doğru olup olmadığını değerlendirmeksizin bu tuzağa düşmek, düşünce özgürlüğü yanılgısının tipik bir göstergesidir. </em></p>
<p><em>Düşünme yeteneği insanı hayvanların dünyasından çıkarıp yücelmesini sağlamıştır. </em></p>
<p><em>Hem topluma uymaya çalışan hem de kişisel amacını izlemeye çalışan bir insan nevrotik olur. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çevrenizde gördüğünüz, medyada izlediğiniz ve anlam veremediğiniz için kahrolduğunuz insan davranışlarının kökenine dair tespitler bakış açınızı değiştirecektir. Üzülmek ya da sinirlenmektense bir şeyler yapmak gerektiğini hatırlayacaksınız.</p>
<p>Dahası, toplumun önemli bir parçası olan kendimizle ilgili de bir farkındalık yaşarız kitabı okuduğumuzda. Başkalarını değiştirmek zordur ama kendimizi değiştirmek tamamen bizim elimizdedir.</p>
<p>Uzun olmakla birlikte roman tadındaki bu eseri sıkılmadan okuyacağınızı ve bitirdikten sonra daha iyi hissedeceğinizi umuyorum.</p>
<p>Kalın sağlıkla, huzurla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3224.htm">ANILAR DÜŞLER</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3224.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/2981.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/2981.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 05:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=2981</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Şimdi sırada yediden yetmişe herkese önerebileceğim harika bir kitap var. Joe Dispenza tarafından kaleme&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2981.htm">Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi sırada yediden yetmişe herkese önerebileceğim harika bir kitap var.</p>
<p>Joe Dispenza tarafından kaleme alınan eserin adı; “Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak.”</p>
<p>Arzularımız, heveslerimiz, hayallerimiz var. Aslında her şeyin daha iyi olabileceğini hissediyoruz zaman zaman. Daha fit ve zinde bir bedenimiz olabilir. Daha neşeli, coşkulu, enerjik olabiliriz. İş veya okul hayatında daha başarılı olabiliriz. Sosyal ilişkilerimiz daha nitelikli olabilir.</p>
<p>Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Tüm bu hisler boşuna değildir. Bilinçaltının analizi sonucunda şekillenen düşüncelerdir hepsi.</p>
<p>Charles Schulz (1922-2000) dikkate değer bir tespit yapıyor: “Bir insanın en ağır yükü, gerçekleştiremediği potansiyelidir,” diyor sanatçı.</p>
<p>Belki de zaman zaman bizi bunaltan anlamsız can sıkıntısının nedeni budur. Yani istediğimiz her şeyin kaynağı zaten içimizdedir. Ve biz bu potansiyeli kullanmadığımız için kötü hissediyoruz.</p>
<p>Aslında fırsat verilse başarılı bir sporcu ya da ünlü bir müzisyen olabileceğimizi düşünüyoruz. İyi bir yazar olabilir en azından anılarımızı yazabiliriz.</p>
<p>Ama yapamıyoruz!</p>
<p>Bir türlü harekete geçemiyor, elimizde olduğunu bildiğimiz halde bazı basit adımları atamıyoruz. Neden?</p>
<p>Çünkü bizi hayallerimize ulaştıracak kaynaklar gibi buna engel olan bariyerler de içimizdedir.</p>
<p>Nietzsche diyor ki; “İlerlemek mi istiyorsun? Kendi önünden çekil o zaman!” Jung, gölge olarak adlandırıyor içimizdeki bu görünmez duvarı. Yunus Emre, “bir ben vardır bende benden içeri” derken sanırım aynı noktaya işaret ediyor.</p>
<p>Her biri kendi devrinin önemli filozofları sayılabilecek bu insanların tespitlerine hak veriyoruz çoğu kez. Ama yine de bu gizemli bariyeri aşarak harika yaşantımızı inşa etmekte zorlanıyoruz. İşte tam da şimdi bahsettiğim eser bu cendereden kurtulmak için güzel bir fırsat olabilir.</p>
<p>Aslında “düşünce” kavramını tam olarak anlamamız mümkün değildir. Ama düşünce dediğimiz gizemli yeteneğin at koşturduğu saha olan beyinle ilgili epeyce şey öğrendik. Şimdi karşınızda hem nörobilimci hem de biyokimyacı olan bir uzman var. Yazarın bilimsel kanıtlar ışığında sunduğu tespitler kafamızdaki soruların çoğuna yanıt veriyor.</p>
<p>Az bildiğimiz bilinç ve ondan daha da az bildiğimiz bilinçaltı…</p>
<p>Joe Dispenza, bu iki tılsımlı gücü kontrol edebileceğimizi hatırlatıyor. Bunu başarabildiğimizde harika bir yaşamı inşa etmek kolaylaşıyor.</p>
<p>Bu kadar reklamdan sonra şimdi sıra geldi kitaptan tadımlık mahiyette birkaç paylaşım yapmaya:</p>
<p><em>İşler gerçekten kötü bir hal alana ve artık eskisi gibi devam edemeyeceğimizi fark ettiğimiz noktaya gelene dek değişime direniriz. </em></p>
<p><em>Çoğu insan ıstırap ve üzüntü evresinde değişmeyi tercih eder. Oysa mutluluk ve ilham evresinde bu adımı atmak da bir seçenektir. </em></p>
<p><em>Düşünce ve duygularımız, yaşamın tüm yönlerini etkileme gücüne sahiptir. </em></p>
<p><em>Zaman içinde sık sık tekrar edilen düşünce, davranış ve duygu otomatik olarak bilinçaltında yer eden bir alışkanlığa dönüşür. </em></p>
<p><em>Harika, sevgi dolu ya da neşeli şeyler düşündüğünüzde, size kendinizi harika, sevgi dolu ya da neşeli hissettiren kimyasallar üretirsiniz. Böylece önce düşündüğünüz gibi hissetmeye başlar ve sonra hissettiğiniz gibi düşünmeye başlarsınız. </em></p>
<p><em>Piyano çalan ya da ağırlık kaldıran bir sporcunun egzersizlerini hayalinde gerçekleştirdiğinde gerçeğe yakın bir şekilde kaslarında gelişme olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. </em></p>
<p><em>Düşüncelerinizi, davranışlarınızı ve duygularınızı yeterince pratik ederseniz değişmek kolaydır. Artık düşünmekten olmaya geçersiniz. Kederlerde ustalaşabiliyorsanız neşede de kolaylıkla ustalaşabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Bilinçli olarak eski benliği gözlemlerseniz artık o olmaktan çıkarsınız</em>.</p>
<p><em>Düşünceler beynin dili, duygularsa bedenin dilidir. </em></p>
<p><em>Aslında beden zihnin hizmetkârıdır, öyle olması gerekir. Ama bilinçaltının etkisiyle yaşadığımızda beden efendiye dönüşür. </em></p>
<p><em>Bedeni duygusal bağlılığın zincirlerinden kurtardığınızda canlandığınızı ve tazelendiğinizi hissedersiniz. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olduğun gibi kalmak ya da hayal ettiğin kişi olmak!</p>
<p>İşte bu ikisi arasında bir seçim yapma hakkımız var. Doğru yöntemleri uyguladığımızda hayatımızı bir sanat eserine dönüştürme potansiyeline sahibiz.</p>
<p>Siz de hayattaki en önemli şeylerden birinin hayatın kendisi olduğunu düşünüyor ve sadece bir kez yaşayacağınız bu hayatı olabilecek en harika şekilde geçirmek istiyorsanız bu eseri okuyarak güzel bir başlangıç yapabilirsiniz.</p>
<p>Kendini keşfetmek, içindeki potansiyeli maksimum düzeyde kullanmak ve harika bir yaşam için yola çıkmak umuduyla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2981.htm">Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/2981.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitleler Psikolojisi</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/2928.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/2928.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 05:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=2928</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İnternet hatta bilgisayarın bile olmadığı bir devirde Fransız sosyolog Gustave Le Bon (1841-1931) tarafından&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2928.htm">Kitleler Psikolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İnternet hatta bilgisayarın bile olmadığı bir devirde Fransız sosyolog Gustave Le Bon (1841-1931) tarafından kaleme alınan bu eser -Kitleler Psikolojisi- günümüz sorunları için geçerliliğini sürdüren harika tespitler yapıyor.</p>
<p>İletişim kanallarının hatta ilişkilerin dijitalleştiği çağımızda kitleler de bu gelişmelerden nasibini alıyor. Özellikle bilgi paylaşımını kolaylaştıran teknolojiler sayesinde daha büyük kitlelere ulaşıp insanları daha kolay ve ekonomik bir şekilde manipüle etmek mümkün olabiliyor.</p>
<p>Kitlelerin psikolojisine dair can alıcı tespitler anlam vermekte zorlandığımız tuhaf davranışları daha anlaşılır hale getiriyor. Münzevi yaşamı sürmüyorsak yani toplumla iç içe yaşıyorsak güvenli ve huzurlu bir yaşam için bu eseri okumak iyi gelecektir. Sizi ikna edeceğini umduğum birkaç tespiti paylaşmak istiyorum:</p>
<p><em>Kitlelerin bilinçsiz hareketinin, bireylerin bilinçli faaliyetlerinin yerine geçmiş olması, çağımızın özelliklerinden biri haline gelmiştir. </em></p>
<p><em>Kolektif ruhta, insanların entelektüel yetenekleri ve dolayısıyla bireysellikleri silinir; bilinçaltı nitelikleri baskın gelir. </em></p>
<p><em>En dikkatli tahlilci, en keskin gözlemci bile kendisini yönlendiren bilinçaltı güdülerin yalnızca çok azını keşfetmeyi başarır. </em></p>
<p><em>Kitle çoğunlukla telkine hazır bir dikkatle bekleme halindedir. </em></p>
<p><em>Kalabalığın telkinlere karşı koyacak kadar güçlü bir kişiliğe sahip olan fertleri sayıca çok azdır ve akıntı onları da beraberinde sürükler. </em></p>
<p><em>Yalnız olduğunda kültürlü, terbiyeli bir insan, kitle halinde olduğu vakit içgüdüleriyle hareket eden, kaba saba, yabani bir yaratığa dönüşerek ilkel varlıkların spontanlığına, şiddetine, gaddarlığına, ayrıca coşku ve kahramanlıklarına sahiptir. </em></p>
<p><em>Bugün kitlelerin tehditkâr hallerinden, çıkarabilecekleri yıkım ve isyanlardan ötürü endişe içindeyiz. </em></p>
<p><em>İnsana inanç aşılamak, gücünü on katına çıkarmaktır. </em></p>
<p><em>Tüm akıl yürütmelerden ve tüm ispatlardan arınmış saf ve basit iddia, bir fikri kitlelerin zihnine yerleştirmenin kesin bir yoludur. </em></p>
<p><em>İddia mümkün olduğu kadar aynı terimlerle, yalnızca sürekli tekrarlanması koşuluyla gerçek bir etki oluşturur. Bir süre sonra tekrarlanan iddiayı ortaya atanın kim olduğunu unutarak sonunda o iddialara inanırız. </em></p>
<p><em>Kelime ve formülleri nasıl kullanacağını bilen bir hatip, kitleleri dilediği gibi yönlendirir. </em></p>
<p><em>Nasıl ki kasırgalarla tartışılmazsa, kitlelerin inançlarıyla da tartışılmaz. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yukarıdaki tespitlere itiraz edecek nokta bulmak zor görünüyor. Mesele şu: Ne yapacağız?</p>
<p>Modern dünya monarşiden cumhuriyete geçmeyi tercih etti ve geri dönüş yok gibi görünüyor. Bu durumda toplumların akıbetinde kitlelerin etkisi inkâr edilemeyecek boyuttadır.</p>
<p>Kanaatimce çözüm, kitlelerin telkinlerle sürüklenen güruh olmaktan çıkıp bilinçli fertlerden oluşan ve iyilik için birlikte hareket eden toplumlara dönüşmesidir.  Bunun yolu da kitleyi oluşturan fertlerin güçlü bireyler olmasından geçiyor.</p>
<p>“Bilgi güçtür,” demiş Bacon. Öyleyse güçlü olmanın yolu doğru bilgiyi kuşanmaktır. Bilgeler ve kitaplar bu harika donanım için en verimli ve ekonomik kaynaklardır.</p>
<p>İnanıyorum ki; doğru bilgiyi algının önünde tutan, duygularıyla değil aklıyla ve mantığıyla hareket eden insanların sayısı arttıkça kitleler tehlike olmaktan uzaklaşacaktır.</p>
<p>“Karanlığa küfredeceğine bir mum yak,” demiş Konfüçyüs (M.Ö. 551-M.Ö. 479). Biz de kitlelerin yıkıcı etkisinden şikâyet edecek yerde bir adım atabiliriz. Paylaşacağımız bir doğru ya da hediye edeceğimiz bir güzel eser mum yakmak kabilinden bir adım olacaktır.</p>
<p>Doğru bilginin aydınlattığı yolda huzurlu bir dünya dileklerimle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2928.htm">Kitleler Psikolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/2928.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Cato ve Yaşlılık Üzerine</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/2901.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/2901.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 04:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=2901</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Şimdi size okuduğum en ince kitaptan bahsetmek istiyorum. Hepi topu 64 sayfa… İki saatte&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2901.htm">Yaşlı Cato ve Yaşlılık Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi size okuduğum en ince kitaptan bahsetmek istiyorum. Hepi topu 64 sayfa…</p>
<p>İki saatte okuyabileceğiniz bu minik dev eser bir bütün olarak yaşamınızı etkileyecek derslerle doludur.</p>
<p>Ülkemde ve dünyada her on kişiden biri yaşlı sınıfında yer alıyor. Diğerleri de bu gruba dahil olmak için yaşamaya devam ediyor. Yani ölmezsek hepimiz için kaçınılmaz bir sondan bahsediyorum.</p>
<p>Unutmaya çalışsak da çevremizde gördüklerimiz bize yaşlılığı hatırlatıyor. Pek çok insanı endişelendiriyor bu final. Neden?</p>
<p>Yaşlanmak sadece fiziksel sağlığı yitirmek, güçsüz düşmek, işe yaramamak gibi olumsuz şeylerden ibaret değil, biraz da yalnızlık olarak algılanıyor. Güzel ülkemde bir milyondan fazla insan -çoğu yaşlı elbette- yalnız yaşıyor.</p>
<p>Bu kadar karamsarlık yeter. Çünkü yaşlılıkla ilgili içimize su serpecek harika bir eser duruyor karşınızda. Cicero, çarpıcı tespitleriyle yaşlılığı bambaşka boyutlara taşıyor. İsterseniz yazarımızın kim olduğunu hatırlayalım.</p>
<p>Cicero, MÖ 106 yılında Roma’da doğdu. Roma kralı Sezar’a muhalif bir devlet adamıydı. Platon gibi güncel politikadan uzak durmaya çalışmıştır ama idam edilmekten kurtulamamıştır (MÖ 43).</p>
<p>Kitapta anlatıcı olarak kurgulanan Marcus Porcius Cato (MÖ 234-149) ise yazardan bir asır daha önce doğmuş Romalı bir devlet adamıdır.</p>
<p>Şimdi bu eserden birkaç alıntı yapalım:</p>
<p><em>İnsanların çoğu yaşlılığa ulaşmayı ister, umut eder ama ulaşınca da onu suçlar. </em></p>
<p><em>Bazı yaşlılar, onlarsız yaşamı düşünemedikleri bazı hazlardan yoksun kaldığı ve geçmişte kendisine saygı duyan kimseler artık kendisine aldırış etmediği için sızlanıp durur. Bu tür sızlanmaların suçu yaşta değil, karakterdedir. Huysuz ve geçimsiz değil, aksine ılımlı olan yaşlılar katlanılabilir bir yaşlılık sürerler. Arsızlık ve geçimsizlik yaşamın her çağında bunalıma sebep olur. </em></p>
<p><em>Büyük işler kuvvet, hız ya da çeviklikle değil, düşünce, otorite ve karar verme yeteneğiyle yapılır; bunlar da yaşlılıkta azalmak şöyle dursun, daha da artar genellikle. </em></p>
<p><em>En büyük devletler gençler tarafından çökertilmiş, yaşlılar tarafından kurtarılmış ve ayağa kaldırılmıştır. </em></p>
<p><em>Şimdi gençlikteki o kuvveti arzulamıyorum, keza gençken de boğa ya da fil gücünde olmayı arzulamıyordum. </em></p>
<p><em>Haz arzusunun insanı göze almaya zorlamadığı hiçbir suç, hiçbir kötü eylem yoktur. </em></p>
<p><em>Madem muhakeme ve bilgelik yoluyla hazdan uzaklaşamıyoruz, o halde sonuç itibariyle uygun olmayan hazza izin vermediği için yaşlılığa büyük saygı duymalıyız. </em></p>
<p><em>Hep kendi çıkarını düşünmeyi yani yaşlı açgözlülüğünü anlamıyorum. Öyle ya, yol kısaldıkça yolluğu arttırmaya çalışmaktan daha saçma ne olabilir?</em></p>
<p><em>Yaşlı, gençten daha iyi durumdadır zira gencin umut ettiği yere varmıştır. Genç uzun yaşamayı ister, yaşlı ise uzun yaşamıştır.</em></p>
<p><em>Ölümü umursamamak için bunu gençliğimizden itibaren düşünmeliyiz. Bu düşünce olmadan kimse zihnen huzurlu olamaz. </em></p>
<p><em>Madem ruhlarda bir kavrayış hızı, geçmişteki olayları hatırlama, gelecekteki olaylara dönük bir sağduyu, bunca sanat, bunca bilgi, bunca buluş var, bütün bunları kapsayan unsur doğası gereği ölümlü olamaz.</em></p>
<p><em>İnsanın ruhunun ölümsüz olduğuna inanmakla yanılıyorsam, mutlu bir şekilde yanılıyorum. Beni mutlu eden bu yanılgının, yaşadığım sürece elimden alınmasını istemiyorum. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir kitabı nadiren tekrar okurum ama bu tekrar tekrar okumak isteyeceğim türden bir eser. Çok kısa olduğu için değil, her gün hatırlamak isteyeceğimiz türden değerli yaşam ilkelerini barındırdığı için.</p>
<p>İki saatte okuyup bitirebileceğiniz eser iki bin yıl geçse de insan doğasının değişmediğini hatırlatıyor. Hayatın her devrini olduğu gibi yaşlılığı da harika geçirmenin sırlarını paylaşıyor. Huzurlu bir yaşlılığın kapısını aralıyor adeta. Sadece yaşlılık değil devamındaki sonsuzluğa dair de ruhumuza su serpecek tespitler yapıyor.</p>
<p>Telafisi olmayan bu hayatın finalini unutmadan bilinçli ve huzurlu yaşamak dileklerimle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2901.htm">Yaşlı Cato ve Yaşlılık Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/2901.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürümenin Felsefesi</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/2850.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/2850.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 04:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kağıttan Hazineler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=2850</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Ülkemin spor dallarındaki başarılarıyla gurur duyuyorum. Sporcularımızın şampiyon olduğunu duymak sevindiriyor beni. Ama hiç&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2850.htm">Yürümenin Felsefesi</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkemin spor dallarındaki başarılarıyla gurur duyuyorum. Sporcularımızın şampiyon olduğunu duymak sevindiriyor beni. Ama hiç duymak istemediğim bir şampiyonluk haberi var:</p>
<p>&#8220;Türkiye, Avrupa&#8217;nın obezite şampiyonu olmuş.”</p>
<p>Günümüzde en ciddi sağlık sorunlarından birisi şişmanlık ve onun neden olduğu bir dizi hastalıktır. Diyalizden iyileşmeyen ayak yaralarına varıncaya kadar aklımıza bile getirmek istemediğimiz tablolardan bahsediyorum.</p>
<p>Beden sağlığı yetmez, ruh sağlığımız da iyi olsun isteriz. Başarılı ve zengin olmak ya da daha önemlisi zengin hissetmek isteriz. Krallar gibi özgür olmak isteriz. Başka?</p>
<p>Yaşam kalitemizi artıracak özel bir etkinlik olan sanatı hayatımızın bir parçası yapmak isteriz. Hobi olarak başlayan uğraşımızda gerçek bir sanatçı olma hevesine düşeriz. İşte burada ilham ve motivasyona ihtiyacımız var.</p>
<p>Sanki bir çırpıda hayattaki en büyük isteklerimizi özetlemiş gibi oldum. Peki, bu isteklerimiz nasıl gerçekleşecek?</p>
<p>Şayet bu sorunun net ve basit bir yanıtı olsaydı bambaşka bir dünyada yaşıyor olurduk. Ama yukarıda saydığım tüm güzel şeylere ulaşmayı kolaylaştıracak neredeyse garantili bir yol var: Yürümek.</p>
<p>Felsefe profesörü Frederic Gros (1965), “Yürümenin Felsefesi” isimli kitabında hayatımızın bu çok özel etkinliğini bambaşka boyutlara taşıyor.</p>
<p>Şahsen ben okuduğumda çok etkilenmiştim ve o gün bu gündür yürüyorum. Fiziksel sağlıktan ruhsal aydınlığa pek çok faydasını gördüğüm için bu eseri ulaşabildiğim herkese öneriyorum. Yine de ikna olmadıysanız birkaç inci paylaşabilirim eserden:</p>
<p><em>Şöyle bir dolaşmaya çıkmak bile endişelerin ağırlığını hafifletmeyi, işleri bir süreliğine unutmayı sağlar. </em></p>
<p><em>Özgürlük, bir lokma ekmek, bir yudum su, uçsuz bucaksız kırlardır. </em></p>
<p><em>Sadece elimizle yazarız evet ama sadece ayağımızla iyi yazarız. </em></p>
<p><em>Bir gayret, kayanın tepesine tırmandıktan sonra oturup manzarayı seyre daldığımızda yaşadığımız sarhoşluk… O araziler, evler, ormanlar, patikalar, hepsi bizimdir, bizim içindir. Bakmak, sahip olmak demektir. Hem de mülkiyetin külfetleri olmadan…</em></p>
<p><em>Yürüdüğümüzde sadece mesleğimizi, komşularımızı, ilişkilerimizi, alışkanlıklarımızı, tedirginliklerimizi değil, kaotik kimliklerimizi, yüzlerimizi ve maskelerimizi de geride bırakırız. </em></p>
<p><em>Zenginliğin bedeli birçok insan için haddinden fazladır gerçekten. Oysa mutluluğun bedeli daha azdır. </em></p>
<p><em>Yürümek, kenara çekilmektir. İlkbahar esintisinin tazeliğini hissetmekten daha önemli işleri olan ciddi insanların kenarından uzaklaşmaktır. </em></p>
<p><em>Kitapların amacı yaşamayı öğretmek değil (ders verenlerin hüzünlü görevidir bu), içimizde yaşama, başka türlü yaşama isteği uyandırmaktır. </em></p>
<p><em>Yürüyen kraldır, dünya da onun krallığı. </em></p>
<p><em>Yürüyüşe, bedeni en eski doğal eylem içinde hissetmenin getirdiği basit neşe hâkimdir. İlk adımlarını atan bir çocuğun bir ayağını diğerinin önüne koyarken ışıldayan yüzüne bakın. </em></p>
<p><em>Yürümek bedeni gevşetir. Fakat asıl bayram eden zihindir. Çünkü yürümek insanın ruhunu dinlendirir. </em></p>
<p><em>Aklınızı kurcalayan bir sorun varsa kalkıp yürüyebilirsiniz. Bedenin hareketi zihninizi bir parça canlandırınca sıkıntıyı çözer, kusursuz düzenlemeyi bulur, doğru sunumu oluşturur, güzel fikri yakalarsınız. </em></p>
<p><em>Yürümek, öfkeyi söküp alır, insanı arındırır. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabı okudunuz ve yürüme isteğiniz arttı. Hatta düzenli olarak yürümeye bile başladınız. Peki, bu ne işe yarayacak?</p>
<p>Öncelikle kilolarınız azalacak yürüyerek. Sindirim sisteminiz daha iyi çalışacağı için bağırsak sorunlarınız azalacak.</p>
<p>Çalışan kaslarınız güçlenecek ve kalp atışınız düzenlenecek. Sonuç olarak enerjiniz artacak.</p>
<p>Yürüyüş sırasında salgılanan seratonin gibi hormonlar sayesinde daha huzurlu ve neşeli hissedeceksiniz.</p>
<p>Tek başınıza yürüyüşe çıktığınızda zihniniz çok daha arı duru çalışacak. Sorunların çözüm yolları berrak bir şekilde belirecek gözünüzün önünde.</p>
<p>Bir sanat dalıyla uğraşıyorsanız esinle dolacaksınız yürüyüşler sırasında.</p>
<p>Yürüdüğünüz için size para vermeyecekler. Ama en ekonomik konforun yürüyüş olduğunu göreceksiniz. Bankada yüklü hesapları olan zenginlerden daha zengin hissedeceksiniz.</p>
<p>Huzurlu yaşam felsefemi özetleyen bir mottoyla bitireyim:</p>
<p><em>Gezip tozmak, oturup yazmak… </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/2850.htm">Yürümenin Felsefesi</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/2850.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
