“Dünyaya bir daha gelsem saniyelerin nabzını tutardım,” diyor, Dostoyevski (1821-81). Ben de siz değerli okurların dakikalarını meşgul edeceksem işe yarar bir şeyler yazmalıyım.
“İki düşün bir söyle,” demiş atalarımız. Sokrat bir adım daha ileri gitmiş. Meşhur üçlü filtre testini bilirsiniz. “Konuşmadan önce düşün,” demiş filozof. “Söyleyeceklerin doğru mu? Faydalı mı? İyi mi?”
Kitap, blog ve makalelerimde bu hassasiyeti gözetmeye çalışırım hep. Bu sitede sizi bekleyen şeyler de bunlar olacak. Paylaştığım şeylerin doğru olması yetmez, faydalı ve iyi olması için de çaba göstereceğim.
Çözüm önermeyen eleştiri –daha çok yergi- ve tartışma gibi zaman öldüren, faydası olmayan ama yıkıcı etkileri çok olan şeylerden uzak durma çabasındayım. Argo, hakaret, tehdit ve küfür gibi insan yüreğini karartan şeylerden de kaçınıyorum.
Sokrates, der ki; “Sadece bir iyi vardır, bilgi; ve sadece bir kötü vardır, cehalet.”
Bu yüzden ben de paylaşılacak en değerli şeyin bizi huzura ulaştıracak doğru bilgiler olduğunu düşünüyorum.
Yaklaşık yirmi yıldır süren yazarlık maceramda ortaya çıkan ürünlerimi paylaşmak istiyorum okurlarımla. Kitaplarım dışında yayımlanmış blog yazılarımı bulacaklar okurlar sitemde.
Okuduğum, istifade ettiğim, ufkumu genişleten, kafamdaki soruları gideren ve sonuç olarak daha mutlu bir insan olmamı sağlayan kitaplarla ilgili minik yorumlarımı paylaşacağım bir bölüm tasarladım. Yine hayatımı şekillendiren özlü sözler de yer alacak sitemde.
Taassuptan ve yoğun duygudan arındırılmış saf bilgiye ulaşmaya çalışıyorum yıllardır. Bu bilgiler ışığında gelişen düşüncelerin -bana olduğu gibi- okurlarıma da huzur vereceğini düşünüyorum. Bu pencereden bakan takipçilerimle -Akademik işlerim ve yazı çalışmalarımdan fırsat buldukça- sohbet edebilmeyi umuyorum.