SANATÇININ YOLU (Julia Cameron)
Kim tavsiye etti, hatırlamıyorum. Belki internette dolaşırken gözüme takılmıştır. Ama iyi ki karşıma çıktı ve okudum. Yaşam kalitemi ve coşkumu artıran bir eserden bahsetmek istiyorum.
Kitabın yazarı Julia Cameron (1948-) bir eğitimci, şair, besteci, film yapımcısı ve gazeteci. Yani on parmağında on marifet usta bir sanatçı…
Hayatının bir dönemini esir alan alkol ve uyuşturucu belasından kurtularak kendisini yaratıcı yazarlığı öğretmeye adayan Cameron, “Sanatçının Yolu” isimli eserle milyonlarca sanatsevere ilham kaynağı olmuştur. Bu kitapla ilgili en büyük pişmanlığım geç keşfetmiş olmamdır.
Eş ve işten ibaret hayatımızın tadı tuzu yok, çünkü bu çorbanın yağı, tuzu, biberi eksik. Spor ve kitaplar renk katar hayatımıza ama yeterli değildir. Hobilerimiz de eklendiğinde hayatımız daha bütün, dengeli ve lezzetli bir hal alır. Hobi deyince aklımıza ilk gelen kavram ise sanattır.
Sanat için yetenek gerektiğini iddia edenlerin aksine Cameron herkesin zaten yetenekli olduğunu hatırlatıyor. Tek yapmamız gereken içimizde gizli duran yeteneklerin üstündeki külleri kaldırmaktır. Çalışarak kas gücünü arttırabileceğimiz gibi yeteneklerimizi de geliştirebiliriz. Bu işin çalışarak öğrenileceğini bir büyük ustadan duymak güven ve motivasyonumu arttırıyor.
On saatte okuyup bitireceğiniz bir kitap sizi efsane bir sanatçı yapmak için yeterli değildir elbette. Ama kitaptan daha fazlası olan bu eserde sizi on iki haftalık sıkı ama eğlenceli bir program bekliyor. Sadece üç ay ve günde iki saat…
Zaten bir sanat dalıyla meşgulseniz size ivme katacak bir programdan bahsediyorum. Sabırla ve kararlılıkla devam ettiğinizde kapasitenizi aşan şeyler ortaya koyabileceğinizi görerek siz de şaşıracaksınız.
Henüz bir sanat dalıyla uğraşmıyorsanız sizi başlamaya teşvik edecek bahsettiğim kitap. Bu harika bir şey, çünkü sanat, ruh sağlığımızdan iş başarımıza hayatımızı zenginleştiren bir uğraşıdır.
Cameron, sanatçının ruhunu uzman bir psikolog gibi çözümlemiş. Siz sadece yola çıkın. Program süresince sizi bekleyen bıkkınlık, yılgınlık, ümitsizlik hatta öfke gibi tüm duyguların tedavisini de öneriyor beraberinde.
Sanatla uğraşmak aklınızın ucundan bile geçmiyorsa sorun değil, bu programdan sonra daha coşkulu, enerjik ve mutlu hissedeceksiniz. Hayatınızı durgun, monoton, sıkıcı ve anlamsız buluyorsanız işte size bir çıkış yolu!
Julia kimseye mucize garantisi vermiyor ama ben bir konuda garanti verebilirim: Bu eseri okumakla kaybedeceğiniz hiçbir şey yok!
On iki haftalık program bittiğinde hissettiğim şeyler tam olarak şöyleydi: “Eli kalem tutan ve kitap yazmak isteyen herhangi bir kişi, tam da bugün başlarsa bir yıl sonra elinde basılı bir eseri olabilir. Bu satırları okuyabilen herkes bunun için gerekli potansiyele sahiptir. Başarmak için elle tutulur neredeyse hiçbir engel yok.”
Bu eser sayesinde yaşam programıma kattığın en güzel alışkanlık “Sabah Sayfaları” uygulaması oldu. Sanatla hiç uğraşmasanız bile bu etkinlik sayesinde kendinizle baş başa kalma fırsatını yakalayacaksınız.
Yazmak düşünceyi damıtır. Yazılı hale getirdiğiniz anda sorunlar yarı yarıya çözülmüş olur. Zihniniz onu bunaltan cendereden kurtulduğunda artık her türlü başarıya ve en önemlisi huzurlu bir yaşama hazırsınız.
En büyük enerji kaynağınız zihniniz. Bu bilgisayarı yoran sorunları yazıya döktüğünüzde beyniniz bir yükten kurtulur. Dahası kaleme aldıkça sorunlar etkilerini yitirmeye başlar. Aynı şey geleceğe dair endişeleriniz için de geçerlidir. Sizi endişelendiren her şeyi yazıya döküp kendi kendinizle dertleştiğinizde yükünüz hafifler. Artık günün geri kalanını daha verimli geçirebilirsiniz. Yeni hayatınızı imar etmek ve bir sanat eserine dönüştürmek için yetkinin sizde olduğunu hatırlatıyor Cameron.
Program boyunca size bazı minik görevler veriyor Cameron. Hayatın koşuşturmacası içinde bilinçsizce sürüklenmekten bizi kurtaracak bir yol öneriyor mesela. Kendinize sorun, diyor:
“Çok çılgınca gelmeseydi ne yapmayı denerdim?”
Sizi bilmem ama bu soruyu sormak bile içimin kıpır kıpır olması için yetiyor.
Örneğin, bir gün tatil planlayın, diyor Usta. Dünyadaki en özel insanla –yani kendinizle- baş başa geçireceğiniz bir gün… Düşününce bunun hiç de zor olmadığını göreceksiniz.
Elinize kalem alın, hayallerinizi ve hedeflerinizi yazın, diyor Julia. Ve kendinize sorun:
Beş yıl içinde nerede olmak isterdiniz?
Şu an içinde yaşadığınız dünyada, bu yıl sizi hedefinize yaklaştıracak nasıl bir eylemde bulunabilirsiniz?
Bu ay hangi eylemde bulunabilirsiniz? Bu hafta? Bugün?
Ve hayal ettiğiniz bir yaşam için ideal bir gün planlayın, diyor. Yazılı hale getirdiğimizde aslında böyle bir günün mümkün olduğunu cam gibi berrak bir şekilde görüyorsunuz. Sadece bir gün!
Bütün bir ömrü harika geçirmek zor elbette ama bir güne odaklanmak kolaydır. Sonra buna ikincisini eklersiniz. Üçüncüsünü, dördüncüsünü…
Yaşam kalitenizi artıracak neredeyse garantili bir programdır bu. Biraz iddialı konuşacağım ama depresyon ilacı kullanıyorsanız bu programı uygulamaya başladığınızda psikiyatristinizi ziyaret etmeniz gerekebilir. Çünkü muhtemelen bu ilaçlara artık ihtiyacınız kalmayacaktır.
Şimdi sizi daha fazla merakta bırakmadan eserden birkaç alıntı paylaşma zamanı…
İnsanın kendisini yaratıcılığa teslim etmeyi öğrenmesi, yürümeyi öğrenmeye benzer. Sanatçı çocuk başlangıcı emekleyerek yapmalıdır. Ardından bebek adımları ve düşmeler gelecektir.
Kendinize acemi olma izni verin. Kötü bir sanatçı olmaya razı olmakla, sanatçı olma ve belki zamanla çok iyi bir sanatçı olma şansını elde etmiş olursunuz.
Bir sanatçıyı ön plana çıkaran çoğu zaman yetenek değil, cesarettir.
Her sabah, saatinizi yarım saat erkene kurun, kalkın ve bilincinizden akan her şeyi el yazısıyla üç sayfaya dökün.
Önce ne yapacağınızı seçin. Nasıl yapacağınız genellikle kendiliğinden oluşacaktır.
Gerçekten berbat bir sanat çalışması yapmış olsanız bile unutmayın ki, bu bir sonraki çalışma için gerekli bir basamaktır.
Bir şeyi iyi yapmak için önce onu kötü yapmaya hazır olmamız gerekir.
Küçük eylemler, yaratıcı yaşamımızda büyük hareketlere yol açar.
Büyük sorularla uğraşmak yerine her gün küçük bir eylemde bulunun.
Uzun vadede sanatçı olmak, disiplin yerine şevk ister. Şevk, işi değil oyunu temel alır. Sanatçı çocuğumuzu çalışmaya ikna etmenin yolu, işi oyun olarak sunmaktan geçer.
Yazacak bir romanım varsa o romanı yazmalıyım, satsa da satmasa da.
En sık rastlanan yanlış algı, hayallerinizin peşinden gidebilmek için mevcut hayatlarınızı terk etmeniz gerektiği algısıdır.
İyi okumalar diliyorum…
“Bir sanatçıyı ön plana çıkaran çoğu zaman yetenek değil, cesarettir”.
Hayatımız genelde yapmayı düşündüğümüz şeylerle dolu .
Fikirler,projeler,dosyalar…
Oysa hayat harekete geçenler için bir armağandır.
Akıllı düşünene kadar deli yol alırmış.
O yüzden düşüncelere anlam veren
hayata lezzet katan şey harekettir,CESARETTİR.
Halil Hocam bizlere hayata farklı bakabilmek ve anlamlı yaşamak için
yol göstermeye devam ediyor.
Takipteyiz Halil Hocam .
İyi ki varsın.
emeğinize sağlık
”Bir sanatçıyı ön plana çıkaran çoğu zaman yetenek değil, cesarettir”.
İnsan zihni yapılmasını bekleyen plan, program, proje ve dosyalar ile dolu. Düşünmekten , uygun zamanı beklemekten harekete geçmeye vakit kalmıyor bile. Oysa ki hayat harekete geçenlere verilmiş bir armağandır. Akıllı düşünene kadar deli yol alırmış. Yol almak için biraz ”Deli” olmak lazım.
Halil Hocam bizi bu farkındalığa iterek yol gösterici olmaya devam ediyor. Biz de takip etmeye ,
Muhabbetle
Gerçekten de çok değişik bir bakış açısı ile değerlendirme olmuş.
Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam.
İnsanların bir şeyler yapmaya başlaması için öncelikle sosyal medya esaretinden kurtulması gerekiyor.
Sonra da içinde var olup da o ana kadar ortaya çıkamamış olan cevherleri keşfetmeye başlaması için ilk adımı atması gerekiyor. Tıpkı nadir bulunan elementlerin günümüzdeki değerinin anlaşılması gibi…
Hocam yine çok güzel bir konu yakalamış. Herkesin içinde gizli ve yaratıcı bir güç var. Bu gücü ortaya çıkarabilmekte mesele.
Emeğine sağlık hocam.
İyi çalışmalar dileklerimle..
Yine güzel bir çalışma yapmış hocam. Herkesin içinde gizli bir güç ve yetenek var. Önemli olan bu gücü ve yeteneği ortaya çıkarabilmekte.
İyi ki varsin hocam emeğine sağlık.
İyi çalışmalar dileklerimle…
İlk defa bu sene bahçemde çeşitli sebze fideleri alıp , sağdan soldan bazan int.ten aldığım bilgilerle bir uğraş edinip ve bu uğraşın semerelerini aldıkçada gösterdiğim bu küçük çabanın karşılığında o çok yüce sanatçının bana bahşettiği nimeti, bana büyük bir huzur ve hayatıma heyacan kattığını gördüm. Tabi bu benim sadece basit bir örnekle onayladığımı belirtmek istedim .tşk.
Yaşama anlam katan değerleri hatırlatan makaleniz çok güzel. İyi ki varsınız…