Anasayfa » Benim Atışım

Benim Atışım

Halil ÇIKRIKLAR

 

Nasreddin Hoca, “Ben şöyle yay çekerim, böyle ok atarım,” diye anlatır dururmuş sağda solda. Bir gün gençler bu marifetlerini sergilemeye davet ederler.

Hoca, ilk atışını yapar ama ok hedefin çok uzağına düşer. Çevreden gülüşme sesleri gelince Hoca;

“Bu bizim Subaşı’nın atışı,” der.

İkinci ok da hedefi bulmayınca “Bu da bizim Kadı Efendi’nin atışı,” diye durumu izah eder. 

Üçüncü atışında nihayet hedefi tutturan Hoca derin bir nefes alır:

“İşte bu benim atışım!”

 

Medyumları kahinleri geçtim, dolar spekülatörlerinden seçim sonucu tahmincilerine varıncaya kadar atıp tutmayı seven ne çok insan var.

Sadece ilgi çekmek ve marifetlerini sergilemek gibi bencilce nedenler bir noktaya kadar hoşgörülebilir. Ama en çok da insanların inançları suistimal ediliyor kehanetlerle. Hoca’nın defalarca denemesi gibi arada atılanlardan biri hedefi tutturunca bu minik rastlantıdan etkilenler adamı hikmet sahibi sanıyor.

Hastalıklı ruhlar, ufak tefek sezgileri -ki bazıları tutar genellikle- bir tür vahiy gibi yaratıcıdan gelmiş mesaj olarak yorumlayabilmektedir. Gizemi seven insanoğlu ise çoğu kez yanıldığını göre göre bu sezgilerin sahibine hayranlık duyabilmekte ve sorgulamadan takip etmeyi tam bir dindarlık olarak yorumlayabilmektedir.

“Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar,” demiş Tolstoy.

Söz gelimi kazanılan bir savaşı kendi dua ve kerametlerine bağlayanlar devam etmekte olan başka bir savaşı sonlandırmaları teklif edilince suspus oluyor.

Bu yazdıklarımdan rahatsız olanlar çıkacaktır. Çünkü “Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder.” (George Orwell, 1903-1950).

Hayatında ilk kez kahve falı bakan zeki biri karşısındaki insanla ilgili bir şeyler bulmakta zorlanmaz. Amatör falcılara tüyo olabilecek birkaç örnek paylaşayım isterseniz:

“Bu günlerde zihnini meşgul eden bir mesele var…”

“Çok sevdiğin bir insanla aranızda tatsız bir şeyler geçmiş…”

“Önümüzdeki günlerde bir haber bekliyorsun…”

Fala inanmak için kendisini şartlandırmış kişi bu söylenenlerden en az birinin doğru olduğunu görünce şaşıracak, belki büyülenecektir.

Burçlar ve yıldız falı için de aynı şeyler geçerlidir.  Gök cisimlerinin konumuna bakılarak bir insanın geleceğini tahmin etmenin hiçbir bilimsel izahı yoktur.

Fala inanma, falsız da kalma, demişler. Yani fal meraklıları bile bu gizemin peşine takılanları uyarmayı ihmal etmemiş.

Umudunu fallara bağlayan insanlara naçizane bir önerim var: Umutsuz milyonların arasından sıyrılmanın yolu fallar değildir. Doğru hedef belirlemek, yazılı plan yapmak ve somut adımlar atmak hayal ettiğimiz hedeflere ulaşmanın daha garantili yoludur.

Bosna-Hersek’in bilge lideri Aliya İzzetbegoviç’in o meşhur sözünü hatırlayın: “Açık konuştuğum için beni bağışlayın. Güzel yalanların bize faydası olmaz ama acı gerçekler ilaç olabilir.”

Ömür saatimiz durmuyor. Adım adım finale yaklaşıyoruz. Ömrümüzün son günü geldiğinde en büyük pişmanlığımız yapabileceğimiz halde yapmadığımız şeyler yüzünden olacak!

Hayatın anlamı var mıdır? Yaşama gayemiz nedir? Nasıl bir yaşam sürmeliyiz?

Hayatımızın en önemli sorularına yanıt aramak ve sadece bir kez yaşayacağımız bu ömür için elimizden gelenin en iyisini yapmak; böylece harika geleceğimizi kendi ellerimizle inşa etmek…

İşte böyle bir hayatın sonunda pişmanlık yoktur; ne yaşlılık korkutur insanı ne de ölüm!

Kalın farkındalıkla, bilgiyle, huzurla…

 

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x