İyi bilinen bir hikâye…
Göl kenarındaki bir kasabada herkes yaklaşan sel baskınını ve fırtınayı konuşurken köyün papazı “Tanrı bizi korur, korkmayın,” diyormuş.
Sel başladığında bazı sakinler kasabayı terk etmeye başlamış. Giderken papaza da uğramışlar ve kendisini davet etmişler. Ama o bu daveti reddetmiş ve “Tanrı beni korur,” diye ısrar etmiş.
Sular yükselmeye başlayınca bir grup insan arazi aracıyla gelip papazı davet etmiş. Ama bu da işe yaramamış.
Sular daha da yükselince bu sefer bir kurtarma ekibi tekneyle gelip papazı ikna etmeye çalışmış. Ama o gelmemekte ısrar ediyormuş.
Sular iyice yükselip kilise dâhil tüm binalar su altına kalınca papaz çatıya çıkmış. Bu sefer de helikopterle bir kurtarma ekibi gelmiş. Ama papaz bu çağrıyı da reddetmiş.
Sonuç olarak papaz boğulmuş. Gözlerini açtığında kendisini öteki dünyada bulmuş. Hesap için sırada beklerken Tanrı’ya sitem etmiş:
“Tanrım! Ben sana güvendim ama sen beni kurtarmadın.”
Yukarıdan gür bir ses cevap vermiş:
“Papaz efendi önce haber yolladık, sonra arazi aracı, sonra tekne, son olarak da helikopter… Daha ne bekliyordun?”
Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Hatalarımız biraz çevreye ama en çok da bize zarar verir. Hatalarda diretmek ise bir ömrü enkaza çevirir.
Daha çocuk yaşlarda birileri tavsiye etmeye başlar bize. “Ateşle oynamayın,” der örneğin.
Biraz daha büyüdüğümüzde sigaradan uzak durmamızı önerirler. Kitap okumamızı, çok çalışmamızı, sağlıklı gıdalarla beslenmemizi ve spor yapmamızı tavsiye edenler çıkar. Ama bu tavsiyelere kulak tıkarız çoğu kez.
“Üç metotla bilgeliği öğrenebiliriz,” der Konfüçyüs. “En soylusu olan düşünme ile; en acı olan deneyimle ve üçüncü olarak da en kolay olan taklit ile.”
Deneyerek öğrenmek uzun bir süreçtir ve çoğu kez bir bedel ödemeyi gerektirir. Üstelik bu tür bir tecrübe kazandığımızda bazen paramızı, sağlığımızı hatta hayatımızı yitiririz.
Hayatı öğrenmenin en kolay yolu başkalarının hayat tecrübesinden istifade etmek, başkalarının önerilerini değerlendirmektir. İşte bunun yolu da okumak ve insanları dinlemektir.
“Kiloluyum ama şimdiye kadar bir şey olmadı,” demeyin. “Sigara içiyorum ama içmeyen de ölüyor,” diyerek kendinizi kandırmayın. Dikkat edin!
Bu uyarılar, papaza yardım için gelen helikopter misali son çağrı olabilir!
Hayat ertelemeye gelmez. “Yarın” ya da “bir gün” ifadesi bazen sonsuza dek ertelemek anlamına gelebilir.
“Hemen şimdi!” harika bir zamanlamadır.
Bugün, kalan hayatımızın ilk günüdür. Daha kaliteli, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için harekete geçmenin tam zamanıdır.
Kalın farkındalıkla, sağlıkla, huzurla…
Harika, insanın sağlıklı olarak hayatının nihayete ermesi için, yaşanılan olaylardan dikkate değer tavsiyeler. Ömrüne bereket hocam.
Siz değerli okurların ilgisi, yorumları en güzel enerji kaynaklarım. Her şey için teşekkürler…