Anasayfa » Bir İhtimal Daha Var…

Bir İhtimal Daha Var…

Halil ÇIKRIKLAR

 

Bir akıl hastanesini ziyaret eden gazeteci, yetkililere hastaların akıllandığını nasıl anladıklarını sormuş. Hastanenin yöneticisi misafirini içi su dolu bir küvetin başına götürmüş ve uyguladıkları özel yöntemi anlatmış:

“Biz hastaya bir kaşık, bir kepçe ve bir de kova veriyoruz. Ardından küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.”

Ziyaretçi hemen atılmış:

“İyi de bu çok kolay! En büyük kova olduğuna göre hızlı boşaltmak için herkes onu seçer.”

Doktor başını sağa sola sallamış:

“Hayır,” demiş. “Akıllananlar küvetin tıpasını çekiyor…”

 

Kendisini akıllı sanan ama sunulan şıklardan birini tercih etmekle yetinen ne çok insan var!

Çoktan seçmeli sınav sistemi, bir asır önce icat edilmiştir. Temel hedef, öğretmenlerin kâğıt okuma yükünü azaltmak ve daha objektif puanlama yapmaktı. Günümüzde hâlâ bu sistem kullanılıyorsa belli ki sınav sistemini epeyce kolaylaştırdığı içindir.

Fakat bir sorun var!

Hayatımız, programlanmış şablon derslerden ve çoktan seçmeli sorulardan ibaret değil. Önüne konan seçeneklerden birini tercih etmek, bunun için eğitilen tavşanların da yapabildiği bir iştir. Aklını kullanan bir insan daha fazlasını yapabilir.

Okulda işleri kolaylaştıran çoktan seçmeli sistem, hayatın bütününe yayıldığında büyük felaketlere neden olabilmektedir.

Sağcı mısın, solcu mu?

Laik misin, muhafazakâr mı?

Hangi derneğe üyesin?

“Bitaraf olan bertaraf olur,” gibi okkalı bir sloganla yola çıkıp, sunulan seçeneklerden birini tercih etmek zorundaymış gibi davranmak, o insanın biricik ve özel olduğunu unutmanın hazin neticesidir. Bu hatanın bedeli ise kamplaşma, ayrışma ve çatışmadır.

Her biri ayrı bir bilgisayar donanımındaki yüz milyara yakın hücreden oluşan beynimiz harika düşünceler üretme potansiyeline sahiptir. Nihayetinde tüm grup, dernek ve ideolojiler bizim gibi beyne sahip olan başka bir insanın marifeti değil mi? Öyleyse her birimiz yenilerini geliştirme potansiyeline sahibiz.

Kavun karpuz gibi kategorize edilecek bir meyve ya da nesne değildir insan; kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmek gibi bir seçeneği vardır.

Mesela, kendi yeteneklerini ve kapasitesini fark etmiş bir adam şöyle düşünebilir:

“Hayat, benim hayatım. Kendi hayatımın merkezinde ilkelerim var. Algı, duygu ve yargı tuzaklarından kurtulmuş saf bilgilerin ışığında en doğru düşüncelere ulaşmayı hedefliyorum. Sonuç olarak erdemi kuşanmak ve anlamlı bir yaşam sürmek istiyorum. Beni bir grubun içinde ya da dışında konumlandırmaktan vazgeçin. Esas sormanız gereken soru şudur: Bahsettiğiniz gruplar benim hayatımın neresinde?”

Hakikatin eşiğinde sağlıklı düşüncelere ulaşmak ve sahiden özgür bir yaşam sürmek dileklerimle…

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x