Kaynakların yazdığına göre; Diyojen (MÖ 412 – MÖ 323) hayatının bir döneminde korsanlar tarafından esir alınmış ve köle olarak satılmak üzere açık artırmaya çıkarılmıştır.
O devirlerde kölelerin iyi fiyata satılabilmesi için potansiyel alıcılara becerilerini göstermeleri isteniyormuş. Diyojen’e hangi konuda yetenekli olduğu sorulunca şu yanıtı vermiş:
“İnsanları yönetmekte…”
Anekdottaki ince mizahı sezmişsinizdir. Bir zengin efendi kendine köle satın almak istiyor ama köle aslında zengin adamı yönetmeye -yani onun efendisi olmaya- talip görünüyor.
Bu paradoks yüzümde hafif bir tebessüm oluştururken zihnimde derin düşüncelere neden oluyor. Diyojen’i köle diye satanları ve satın alanları hatırlamıyoruz bile. Ama bu köle -Diyojen- pek çok insanın hayatını yönlendirme potansiyeline sahiptir, öldükten sonra bile…
Aradan asırlar geçti ve değişmeyen bir şey var: Kendisine köle diye efendi satın almaya devam ediyor insanlar.
Lüks yaşama özenen adam gösterişli bir villa satın alırken bahçe bakımından temizliğine bir sürü masrafı göze almış oluyor.
Pahalı otomobillere para yatıranlar için durum daha da vahim. Bu yüksek meblağı temin etmek için ne kadar süre çalışması gerektiğini bir yana bırakıyorum; aracın periyodik bakımından vergisine bir sürü gereksiz yükün altına giriyorlar.
“Bir şey satın aldığınızda ödemeyi parayla değil, o parayı kazanmak için yaşamınızdan harcadığınız zamanla yaparsınız,” demiş Jose Mujica.
İşimizi kolaylaştırsın diye satın aldığımız akıllı telefonlar ise en tehlikeli efendi kölelerdir. Bu cihazlar adeta yaşantımızı kendi programları doğrultusunda yönetmektedir. Zamanımızı çalmakla kalmayıp düşünce dünyamızı da kendi istikametinde yönlendirme potansiyeline sahiptir bu minik yarı zeki -ama akıllı olmayan- cihazlar.
Şimdi kendi kendimize samimi olarak soralım:
Bu eşyalar mı bize ait, yoksa biz mi onlara?
Bu eşyalar mı bize hizmet ediyor yoksa biz mi onlara bakmak için hayatımızdan ödün veriyoruz?
Bu eşyalar mı bizim kölemiz yoksa biz mi onların?
Uyanıp silkinmek, doğru bilgiyi kuşanmak, sağlıklı düşünmek, gizli kölelikten kurtulmak ve sahiden özgür bir hayata doğru güçlü adımlar atmak dileklerimle…