Fantom ve Anton

 

Şimdi size iki ilginç hastalıktan bahsedeceğim.

Bunlardan birincisi, Fantom Sendromu ya da Hayalet Uzuv denilen hastalıktır. Tıbbi nedenlerle bir uzvu kesilen (ampütasyon) hasta bu vücut parçası sanki yerindeymiş gibi o bölgede yanma, karıncalanma ya da ağrı hissedebilir. Yani aslında olmayan kolu ya da bacağı varmış gibi hisseder. Ama gözlerini açtığında acı gerçekle karşılaşır. Peki, gözleri de görmüyorsa?

Evet, bir de Anton Sendromu var. Normalde görme yeteneğini yitirmiş olan hasta bunun farkında değildir. İnatla gördüğünü iddia eder. Görmediği şeyleri varmış gibi zihninde şekillendirir. Ama görüyormuş gibi bir şeyler yapmaya kalktığında işler değişir. Etrafındaki eşyalara çarpınca acı gerçekle yüzleşir.

Bu ilginç hastalıklar neyse ki nadir görülür. Ama hayata dair düşüncelerinin kusursuz olduğuna inanan, ideolojilerinin evrensel kurtuluş ilkeleri olduğunu düşünen ve bunlara dair güçlü kanıtları olduğunu sanan Fantom ve Anton’lar milyonlarca…

Ama iş pratiğe döküldüğünde gerçeklerle yüzleşir insanlar. Aşk düzeyinde bağlı olduğu ilkelerin insanlığa huzur getirmediğini görür ama bir türlü de vazgeçemezler davalarından. Çünkü aşk gibi yoğun ve mantıksız bir bağlılıktır bu.

Sokakta karşınıza çıkan her yüz kişiden birinin şizofreni gibi ağır psikolojik rahatsızlığı var. Olmayan sesleri duyar, olmayan görüntüleri görür bu insanlar. İnsan beyninin böyle de müthiş bir tasarım gücü var.

Rüyalarımıza ne diyeceksiniz? Peki, ya hayallerimiz? Tüm bunlar aslında olmayan şeyleri zihnimizde canlandırmak değil de nedir?

İnsanların zaten yabancı olmadığı bu verileri hatırlatırken vurgulamak istediğim şey başka. İnsanın yeteneklerini fark ederken yanılma potansiyelini göz ardı etmesi şaşırtıcı bir şekilde çok yaygındır. Tartışma ve çatışmaların nedeni de bu kesin inanmışlık tutumu değil mi zaten?

Pek çok insan kendini unutur, insanüstü güçlerle donatılmış olduğunu düşündüğü birilerinin peşinden koşar. Başkalarını da bu hayalin peşinden sürüklemek için hikâyeler uydurur. Ama sıra herkesin önünde bilimsel bir kanıt sunmaya geldiğinde işin rengi değişir.

Bir dokunuşta hastalara şifa dağıttığını iddia edenleri mesela bizim acil serviste görmek isterim. Şu hastalarımıza bir dokunsa da hem bizi hem de hastalarımızı kurtarsa ne güzel olur!

Gözümüzün görmediği mesafelerdeki olaylardan haber veren ya da gelecekle ilgili kehanetlerde bulunanlar için de aynı şeyler geçerlidir. Akıl almaz yeteneklere sahipmiş gibi görünen bu insanlara cüzdanınızda kaç para olduğunu sorduğunuzda apışıp kalırlar.

Algı yanılgısına düşen psikolojik hastaların affedilebilir bir mazeretleri var tamam ama bu hasta ruhlu insanların büyüsüne kapılanlara ne demeli?

Elle tutulur, gözle görülür bir fayda sunmadığı halde gizemli görünen bazı maharetleri nedeniyle insanları etkileme potansiyeline sahip bazı kişilerin olduğu gerçek. En çok da eğitim düzeyi düşük insanları hipnotize eder ve peşinden sürükler bu hastalıklı tipler.

Bu yaygın hipnozdan kurtulmanın yolu, bilgi düzeyimizi artırmak ve iyice düşünmektir.

Kalın bilgelikle, akılla, mantıkla…

 

 

Related posts

Dunning-Kruger Etkisi

Ilık Suda Kurbağa

Timur ve Filler

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments