Ah Şu İrade!

 

“Şu adamla bir daha tartışmayacağım,” diyorum ama ne olduğunu anlamadan kendimi hararetli bir tartışmanın ortasında buluyorum.

Artık kitap okumaya başlayacağım ama o gün bir türlü gelmiyor.

Şu sigarayı bırakacağım ama…

Sanırım benim iradem zayıf.

 

Ah şu irade!

Bir günah keçisi bulmuşuz. Mazeret olarak irade eksikliğini öne sürerken tüm sorumluluğu ona atıyor sonra da kenara çekiliyoruz.

Gözle görülmez, elle tutulmaz ama gizemli bir güçtür irade. Sadece istek değil, kendini kontrol etme ve karar verme gücü…

“Güç fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden gelir,” diyor baldırı çıplak Gandi (1869-1948). Yaptıklarını hatırlayınca cılız bedene sahip şu filozofun söyledikleri daha anlamlı geliyor.

“Mutluluğun önündeki en büyük engel, irade zayıflığıdır,” diyen Aristo (M.Ö. 384-322) iradenin hayatımdaki en öncelikli konulardan biri olduğunu hatırlatıyor bana.

“İrade eksikliğinden başka şifasız hastalık yoktur,” diyen İbn Sina (980-037) bir sağlıkçı olarak dikkatimi çekmeyi başarıyor.

Peki, bu tılsımlı cevheri nerede ve nasıl bulacağız?

Felsefe denilen eczanemde bunun için de bir ilaç var:

 

“İrade, her gün yeniden kazanılması gereken bir tahttır.” (Seneca, MÖ 4-MS 65)

 

İşte bu!

Kendimize kestirme yollar arıyoruz. Ya da birileri istediklerimizi önümüze hazır koysun diye bekliyoruz.

Ama Seneca harika bir tespit yapıyor. Sağlıktan mutluluğa şu dünyadaki en önemli hedeflerimizin kaynağı olan irade her gün besleyip büyütmemiz gereken bir yetenektir. Öyleyse bu gizemli gücü besleyip büyütecek her bilgiyi ve eylemi hayatımıza katarak güzel bir başlangıç yapabiliriz.

Daha somut bir şey duymak ve hemen yola çıkmak isteyenlere harika bir de kitap önerebilirim:

İrade Terbiyesi (Jules Payot)

Related posts

Felsefe ve Dünya Barışı

Solomon Paradoksu

Ateşe Dokunmak

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments