Japonca’da, “işi temelli bırakmak,” anlamında emeklilik kelimesi yoktur. Ama “ikigai” diye bir kavram vardır. Dilimize “Hep meşgul kalarak mutlu olma” şeklinde çevrilebilir.
Japonya’da bulunan Ogimi kasabası, dünyadaki en uzun ömürlü insanların yaşadığı yerdir. Bu insanların uzun yaşamının sırları sağlıklı beslenme, egzersiz ve bir hayat amacı (ikigai) edinmektir.
Yeni bir güne başlama nedeni olan ikigai -takvim yaşı ilerlerken- bedeni ve ruhu genç tutma sanatıdır.
Ölümden korkan ya da daha çok yaşamak isteyenlerin başucu kitabı olabilecek potansiyele sahip bir eserden bahsediyorum. Sağlıklı ve huzurlu yaşamaya dair harika tespitler yapıyor Hector Garcia.
Şimdi de tadımlık birkaç alıntı yapalım:
Stres, bedenin potansiyel tehlike veya sorun gibi algıladığı bilgiye verdiği doğal bir tepkidir. Teorik olarak bu yararlı bir tepkidir aslında, düşmanca ortamlarda hayatta kalmamızı sağlar. Böbrek üstü bezi adrenalin ve kortizol salgılar. Bu da kaslarımızı eyleme hazırlar ve nabzımızı hızlandırır. Bu da bize zorluklarla yüzleşme imkânı verir.
Günümüz modern insanları yedi gün yirmi dört saat cep telefonlarıyla, internetle ve televizyon sayesinde dünyayla iletişim halinde bekleyip sürekli stresi yaşıyor. Sürekli salgılanan adrenalin ve kortizol ise yorgunluk ve sağlık sorunlarına neden oluyor.
Bilim adamları, stresin, hücresel yenilenmeyi ve hücre yaşını etkileyen telomer adlı hücre yapısını zayıflatarak hücresel yaşlanmayı hızlandırdığını keşfetmiştir.
Bedeni genç tutmanın sırrı zihni aktif tutmaktır.
Her türlü kaygıyı unutturacak kadar yapmaktan zevk aldığımız şey ikigai’mizdir.
Kendimizi zorlamak bizi keyiflendirir.
Tek bir göreve yoğunlaşın.
Haftanın bir günü teknoloji orucu tutun.
Zevk alacağınız bir ritüelle çalışmaya başlayın ve bir ödülle bitirin.
Japonca öğrenmeye başlayan birinin ilk öğrendiği kelimelerden biri gabaru’dur. Anlamı, “sonuna kadar direnmek,” ya da “kişinin elinden gelenin en iyisini yaparak dik durması” demektir.
Her türlü sanat, günlerimize mutluluk ve amaç getirebilen bir ikigai’dir.
Yiyerek daha uzun yaşayamazsın. İşin sırrı gülümsemek ve iyi zaman geçirmektir.
Uzun ömrün sırrı endişelenmemektir. Yüreğinizi genç tutmak, yaşlanmasına izin vermemektir.
Güzelliği mükemmellikte değil, kusurlu ve eksik şeylerde aramalıyız.
Hepimizin ikigai’si farklıdır ama ortak olan tek şey herkesin bir amaç edinmeye çalışmasıdır. Bize anlamlı gelen şeylere bağlı kaldığımızda hayatı dolu dolu yaşarız.
Su hareket halindeyken pırıl pırıldır. İnsanlar da öyle…
Yaşamak için en iyi ilaç arkadaşlardır. Çevrenizde iyi arkadaşlarınız olsun.
İşim, insan sağlığı…
Sağlık; bedenin ve ruhun iyi olması halidir. Şu kitabı okuyunca anladım ki, hayatımıza dâhil edeceğimiz basit ilkelerle hem beden hem de ruh sağlığımızı iyileştirebiliriz.
Hastaneler tıklım tıklım dolu. Hastalar, yatacak yer bulamıyor.
Oysa insanlar şu kitaptaki basit ilkelere dikkat etse her şey bambaşka olur. Hastaneler boşalır. Muhtemelen biz sağlıkçılar kendimize yapacak yeni bir iş aramak zorunda kalırız.
Kalın anlamla, huzurla, sağlıkla…
Doğrudur. Aynen katılıyorum…