En asil yeteneğimiz düşünmek…
Peki, biz bu yeteneğimizi en çok nerelerde kullanıyoruz?
Sanırım zihnimizi en çok meşgul eden konulardan birisi ikna çabalarımızdır.
Derslerimize çalışmıyor ama mazeretlerimizi sıralayarak annemizi ikna etmeye çalışıyoruz. İşe geç kalıyor, trafikten bahsederek patronu ikna etmeye çalışıyoruz. Ticaret yapıyor, müşterilerimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Siyaset yapıyor, seçmenleri ikna etmeye çalışıyoruz.
İki arkadaş oturmuş sohbet ederken kendi düşüncelerimizin doğruluğu konusunda karşımızdakini ikna etmeye çalışıyoruz. Yani karşımızdaki insanları etkileyerek -bazen doğru ve mantıklı olmasa bile- fikirlerimizi benimsetmeye çalışıyoruz.
Mesele öylesine önemli ki, ikna hakkında yazılmış onlarca kitap bunun kanıtıdır. Çünkü sahiden zor zanaattır bir insanı ikna etmek. “Atı su kenarına götürebilirsin ama ona zorla su içiremezsin,” der bir İngiliz Atasözü.
Peki, felsefe bu konuda ne diyor?
“Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen başkalarını değiştirme şansının ne kadar az olduğunu anlarsın,” demiş (Voltaire, 1694-1778).
Zorlu ikna sanatında biz daha da zoruna başvuruyor, karşımızdaki insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Oysa en kolayı ve en önemlisi kendimizi ikna etmektir.
Gandi (1869-1948) diyor ki;
“Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun.”
Çok güzeldi Ben ikna oldum 🙂