İnsanoğlunun en değerli yeteneği, düşünme dediğimiz aslında tam olarak tarif edilmesi zor kavramdır.
Sahiden de bir gizemdir düşünmek. Nerede ve nasıl geliştiğini kesin olarak bilemiyoruz bu sürecin. Ama düşünmek diye bir şeyin varlığını ve bunun insan türünün en özel yeteneklerinden biri olduğunu biliyoruz.
Düşüncemize zemin hazırlayan şeylerin, beyin hücrelerimizde depolanan bilgi ve deneyimler olduğunu söyleyebiliriz. Herkesin bilgi ve deneyimi farklı olunca düşünceleri de farklı oluyor. İlk bakışta bunda yadırganacak bir şey yok.
Ama farklı düşüncelere tahammülsüzlük, çoğu kez beraberinde tartışmaları getiriyor. Sözlü tartışmalar çatışmaya dönüşebiliyor.
Aklın yolu birken, hakikat ortadayken aynı yeteneği kullanan insanlar neden farklı şeyler görür ve farklı şeyler düşünür?
“Başınızı derde sokan bilmedikleriniz değil, bildiğinizden kesin bir şekilde emin olduğunuz halde aslında öyle olmayanlardır,” der Mark Twain (1835-1910).
Bu tespit çok değerli görünüyor. Aslında pek çoğumuz tam bu şekilde ifade edemesek de sözün doğruluğunu takdir ederiz. Ama durum tespitleri çözüm üretmek demek değildir. Peki, hayatın ustalarında bir çözüm önerisi de var mı?
“Bilgiye ulaşmanın ilk adımı, sağlıklı insan aklının algılamalarında ne denli yanıldığını anlamak ile atılır,” diyor Erich Fromm (1900-1980). Kabul edilmesi zor olsa da sahiden bu farkındalık harika bir başlangıç noktasıdır.
İşte Britanyalı psikolog ve yazar Stuart Sutherland (1927-98), “İrrasyonel” isimli eserde yanılma potansiyelimizin derinlikli ve çarpıcı analizini yapıyor. Aklına toz kondurmayan insanın çoğu kez irrasyonel –yani akıl dışı- davrandığını kanıtlarıyla ortaya koyuyor. Bununla yetinmeyip akıl dışı düşünce ve davranışların mekanizmasını da izah ediyor. Böylece uyanmamızı ve bilgece yaşama yolunda bir adım atmamızı kolaylaştırıyor.
İnsan yaşamından dikkate değer örnekler bulacaksınız bu kitapta. Sadece İngiltere değil, her toplumda düşünce yanılgısına düşen insanların neden olduğu felaketleri de okuyacaksınız. Tuhaf bir şekilde tanıdık gelecek okuduklarınız.
İşte birkaç alıntı…
En büyük hatalarımızdan birisi hayattaki amaçlarımızı ve bu amaçların öncelik sırasını düşünmemektir.
Birinin belirgin iyi bir özelliği varsa, insanların kişinin diğer özelliklerini de aslında olduklarından daha iyi değerlendirmesi muhtemeldir.
Bir yargı ya da kararı ne kadar çarpıcı olursa olsun tek örneğe dayandırmayın.
İtaat alışkanlığı öylesine içe işlemiştir ki, neden yaptığımızı bilmediğimiz pek çok şeyi ısrarla sürdürürüz.
Kimse her zaman haklı olmadığına göre, kişinin yeni kanıtlar ışığında fikrini değiştirmeye istekli olması zayıflık değil, rasyonellik belirtisidir.
Konunun uzmanı değilse hayranlık duyduğunuz birinin tavsiyelerinden etkilenmeyin. Eğer uzmansa uzmanların da sık sık yanıldıklarını unutmayın.
Yanılmayı kimse sevmez. Hatalarımızı kendimize ile itiraf edemeyişimiz, irrasyonelliğin temel nedenlerindendir.
İnsanlar bir kere karar aldılar mı, kararlarının yanlış olduğuna dair çok güçlü kanıtlarla karşılaşsalar bile kararlarını değiştirmeyi hiç istemezler.
Hafızanıza tedbirli yaklaşın. Muhtemelen mevcut görüşlerinizle uyumlu şeyleri hatırlıyorsunuzdur.
Tetikte olun ve bir kısmı doğru diye, bir ifadenin tümden doğru olduğuna inanmayın. Küçük örneklemlere güvenmeyin.
Çok fazla bilgi, aşırı güvene neden olarak hata yapmamızı kolaylaştırabilir.
Kötü kanıtlara daima gereğinden fazla değer veririz.
Komplo deşifre edildiğinde komplo olmaktan çıkar. Bizi ayartan, düşüncelerimizi saptıran durumları fark ettiğimizde muhtemelen daha az yanılacak, daha rasyonel -akla uygun- düşüneceğiz. İşte o zaman ortak noktada buluşmak kolay olacaktır.
Dahası, bizden farklı düşünen insanların böyle davranma nedenlerini keşfettiğimizde birbirimize karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olacağız.
Sokakta en sık sorulan şeylerden birisi, dünyada en çok neyi istediğimizdir. En çok verilen yanıt ise barıştır. Ama dünyamız barıştan ne kadar uzak, değil mi?
Bu paradoks üstünde uzun uzun düşünmeye değer.
Sadece dilimizde kalmaması, eylemlerimizin de barışı desteklemesi için en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birisi duygularımızdan arınıp akılcı düşünmeyi öğrenmektir. İşte tam da şimdi bahsettiğim kitabı okuyarak güzel bir başlangıç yapabiliriz.
Anlayış, hoşgörü ve barış dolu bir dünya dileklerimle…