Güruhtan Ayrılmak

 

Farsça bir kelime olan “güruh” küme ve insan topluluğu anlamına geliyor. Ama pratikte bu kavram daha çok düşünmeden yani sürü psikolojisiyle hareket eden kitleler için kullanılıyor.

Yaşadığı toplumdan uzaklaşan Budha, Sina Dağı’na yürüyen Hz. Musa, Hira’ya çekilen Hz. Muhammed, yalnız yürüyen Nietzsche ve yalnız oturan Shopenhauer gibi insanların parmakla sayılabileceği dünyamızda güruh kavramıyla ifade edebileceğimiz kitleler epeyce bir kalabalık oluşturuyor.

Fransız sosyolog Gustave Le Bon (1841-1931) diyor ki; “Kitlelerin bilinçsiz hareketinin bireylerin bilinçli faaliyetlerinin yerine geçmiş olması, çağımızın özelliklerinden biri haline gelmiştir.”

Güruh diye tanımlanan kitle çoğunlukla telkine hazır bir halde beklemektedir. Güven veren isimler ve coşturan sloganlarla bu insanları etkilemek ve sürüklemek kolaydır. Bu yüzden sanırım çok az emekle büyük yıkımlara yol açmak isteyenler, insanların bu zafiyetini göz ardı etmiyorlar.

Bilgiden ziyade duyguya hitap eden insanların sürüklediği kitleler bazen masum bir insanı linç etmek, bazen siyasi ve ideolojik çatışmaları körüklemek bazen de savaşları başlatmak için yeterli olabiliyor.

Sonuç genellikle hüsran oluyor elbette. Kötülerin başlattığı hareketlerin ceremesini çocuk, kadın ve yaşlı gibi daha çok savunmasız insanlar çekerken hareketin aktörleri konforlu villalarında oturmaya devam ediyor.

Kanaatimce çözüm, kitlelerin telkinlerle sürüklenen güruh olmaktan çıkıp bilinçli fertlerden oluşan ve iyilik için birlikte hareket eden toplumlara dönüşmesidir. Montaigne (1533-1592) diyor ki;

 

“Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür.”

 

Sanırım güzel bir dünya için her birimizin yapabileceği en güzel şeylerden birisi güruhtan ayrılmak, diğeri ise bilinçli insan sayısını artırmak için canla başla çalışmaktır.

Kalın bilgiyle, sevgiyle…

 

 

Related posts

Felsefe ve Dünya Barışı

Solomon Paradoksu

Ateşe Dokunmak

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments