Temel hastaneye gitmiş. Doktor şikâyetini sorduğunda; “Her yerim ağrıyor,” demiş.
Grip fena bir hastalıktır. Sahiden tüm vücudunuz ağrıyor gibidir. Saç diplerine kadar hissedersiniz bu ağrıyı.
“Peki ya ateş, öksürük, burun akıntısı, burun tıkanıklığı?”
“Hayır,” demiş Temel. “Başka şikâyetim yok.”
Doktorun kafası karışmış. Gripte bu tür bulguların olduğunu çocuklar bile bilir. Ama hastamızın ağrıdan başka şikâyeti olmayınca…
“Sen şu ağrıları bir daha anlat bakalım.”
“Doktor Bey, nereye dokunsam ağrıyor.” Bunu söylerken işaret parmağıyla göğsüne, kollarına, bacaklarına dokunur Temel.
Sonunda doktor teşhisi koyar: Temel’in sağ elinin işaret parmağı kırıktır!
İşte bu kırık parmak, arızalı bakış açısını temsil ediyor.
Aynı dünyada yaşıyor, aynı güneşte ısınıyor, aynı yağmurda ıslanıyoruz. Ama bazılarımız şükrederken bazılarımız isyan ediyor.
Stres toplumda öylesine yaygın ki, hayatın vazgeçilmezlerinden biri sanıyoruz. Oysa kelimenin tanımına baktığınızda şöyle bir ifadeyle karşılaşırsınız:
“Stres, vücudun zorlayıcı, tehdit edici veya belirsiz durumlara karşı verdiği doğal fiziksel, zihinsel ve duygusal tepkidir.”
Aynı sorunlarla hepimiz karşılaşıyor ama her birimiz farklı tepkiler veriyoruz. Stres düzeyimizi belirleyen şey karşılaştığımız sorunların ağırlığı değil, bizim verdiğimiz tepkinin şeklidir. Tepkimizi belirleyen de bakış açımızdır elbette.
Kırık parmakla dokununca tüm hayatımızın acılarla dolu olduğunu sanıyoruz. Oysa parmağı tedavi ettiğimizde tüm acılardan kurtulacağız.
Yeryüzündeki en karmaşık tür olan insanın gelişim aşamalarını incelediğinizde ilginç şeylerle karşılaşırsınız. Mesela on bir yaşındaki çocuk egosantrik (benmerkezci) bakış açısına sahiptir. Yani kendisine odaklanır.
Fakat çoğu insan kronolojik olarak bu yaşları geçip erişkin olsa da ruhsal yapısı egosantrik dönemde saplanıp kalabiliyor. Bu insanlar dünyanın kendi etrafında döndüğü –ya da öyle olması gerektiği- yanılgısına düşebiliyor.
Çevremizdeki herkes bizim mutluluğumuz için çalışacak, sanıyoruz. Oysa bizim de dünyaya bir katkımız olmalıdır.
Herkes bizim gibi düşünecek, bizim gibi yaşayacak sanıyoruz. Oysa herkes biriciktir ve herkesin kendi yaşam tarzını tercih etme özgürlüğü vardır. Bakış açımızda bu türden bir iyileşme yaptığımızda olaylara daha geniş bir çerçeveden bakma fırsatımız olacaktır.
Bütün dünya bir araya gelse bir insanın kendisine yapacağı kötülüğü yapamazmış. Öyleyse önerim daha fazla acı çekmeye bir son verip yaralı parmağı iyileştirmeye odaklanmaktır.
Bilgelikle aydınlanmış bakış açısı ve huzurlu bir yaşam dileklerimle…