<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kısa Kısa arşivleri - Halil Çıkrıklar</title>
	<atom:link href="http://www.halilcikriklar.com/kategori/kisa-kisa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.halilcikriklar.com/kategori/kisa-kisa/amp/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 03:23:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Felsefe ve Dünya Barışı</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3592.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3592.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 03:23:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3592</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Felsefeye uyan biri ömründeki her çağı sıkıntısız geçirebilir,” demişti Cicero (MÖ 106-43). Gençlik yıllarımda&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3592.htm">Felsefe ve Dünya Barışı</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>“Felsefeye uyan biri ömründeki her çağı sıkıntısız geçirebilir,” demişti Cicero (MÖ 106-43).</p>
<p>Gençlik yıllarımda tanıştığım, tanıdıkça bağlandığım felsefe gittikçe daha çok hayatıma nüfuz eder oldu. Hele şu iddialı ifadeyle karşılaşınca daha bir yoğunlaştım felsefe üzerinde. Bu yüzden de yazılarımda sık sık hatırlatıyorum.</p>
<p>Peki, nükleer enerji ve yapay zeka gibi kavramların revaçta olduğu günümüzde savaşları önlemek için de işimize yarayabilir mi kadim felsefe?</p>
<p>Bu soruya yanıt bulmak için felsefe arşivimi biraz kurcaladım. Yazıp bir kenara koyduğum, ne zaman yazdığımı bile unuttuğum bazı incilerle karşılaştım.</p>
<p>Özellikle günümüzdeki savaşların en azından dünya kamuoyuna yansıtılan gerekçelerine bakınca filozoflara olan saygım arttı.</p>
<p>Teknolojinin bu boyutlara ulaştığını göremeyen filozoflardan Eric Hoffer (1902-1983) yıllar önce harika bir tespit yapmış:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.” </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne dersiniz?</p>
<p>Üstat haklı değil mi?</p>
<p>Bir ülke petrol kaynaklarını elde etmek için bir başka ülkeyi işgal ediyor. Ama bunun için dile getirdiği gerekçe mesela o ülkeye demokrasi getirmek gibi süslü şeylerdir.</p>
<p>Benzer şekilde bir topluma ideoloji dayatıp onun iyiliği için çalıştığını söylerken aynı toplumdaki masum insanlara işkence etmek -hatta bazen öldürmek- aklını kullananların kolayca fark edebileceği bir paradokstur.</p>
<p>Savaşların temelinde aslından saptırılmış dini fanatizm, sapkın ideolojiler ya da maddi çıkarlar var çoğu kez. Bunu dillendirdiğinizde toplumları istediğiniz şekilde yönlendirmek zordur.</p>
<p>Ama insanlara kendilerini diktatörlerden kurtaracağınızı, özgürlük sunacağınızı söylediğinizde en azından bir kısmını safınıza çekebilirsiniz. Ama daha da önemlisi, büyük bir kitleyi tepkisiz hale getirerek en azından saf dışı bırakabilirsiniz.</p>
<p>Bu tespite pek itiraz olmayacağını hissediyorum. Peki çözüm?</p>
<p>“Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir,” demiş Voltaire (1694-1778).</p>
<p>İşte bu çarpıcı tespitten sonra şunu söylemek yanlış olmaz sanırım: Dünyada yaşanan çatışma ve savaşların çözümü birey olmak, kendi değerimizi bilmek ve irademizi kimseye teslim etmemektir. Okumak, duygudan arındırılmış saf bilgiye ulaşmak, doğru düşünmek ve bilmediğin şeyin ardından koşmamaktır.</p>
<p>İşte bu felsefenin de yoludur zaten. Sanırım yazının başındaki soruya ikna edici bir kanıt olmuştur bu analiz.</p>
<p>Bilginin ışığında barış içinde yaşamak umuduyla…</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3592.htm">Felsefe ve Dünya Barışı</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3592.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Solomon Paradoksu</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3583.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3583.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 03:28:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3583</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; En çok yaptığımız ve muhtemelen en çok değer atfettiğimiz şeylerden birisi başkalarına tavsiyelerde bulunmaktır.&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3583.htm">Solomon Paradoksu</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>En çok yaptığımız ve muhtemelen en çok değer atfettiğimiz şeylerden birisi başkalarına tavsiyelerde bulunmaktır. Bunu yaparken bir bilge gibi gayet sakin ve mantıklıyızdır.</p>
<p>Ama sıra kendimize geldiğinde işler değişir. Arzu ve güdülerimizin esiri oluruz. O bilge adamdan eser yoktur.</p>
<p>Aslında tanıdık gelen bu durum -Igor Grossmann ve Ethan Kross tarafından- gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda bilimsel verilerle ortaya konulmuştur. Adını bilge kral Solomon&#8217;dan (Hz. Süleyman) almıştır.</p>
<p>Öyle değil midir?</p>
<p>Biz doktorlar insanlara sağlıklı beslenme ve egzersiz için tavsiyelerde bulunur ama –en iyi bildiğimiz konu olduğu halde- kendi sağlığımızı ihmal ederiz. Sigara içen ve kilolu meslektaşlarımın oranı toplumdan daha az değil mesela.</p>
<p>Öğrencilerimize kitap okumalarını önerir ama kendimiz bunu nadiren yaparız.</p>
<p>Oğlumuza, “Aman ha sigara içme!” deriz. Bizim içtiğimizi hatırlatınca “Sen bana bakma,” deriz.</p>
<p>Durum anlaşılmıştır. Bunu zaten biliyoruz. İyi de bunu hatırlamak ne işe yarar?</p>
<p>İşte bu konuyla ilgili ünlü filozof Marcus Aurelius’tan (121-180) güzel bir yaşam dersi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Felsefeni anlatmakla yetinme, onu yaşa. Sözler değil, eylemler karakteri gösterir.” </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Son din İslam’ın yaşam rehberi de bu konuda harika bir uyarıda bulunuyor:</p>
<p><em>“Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?” (Saff, 2).</em></p>
<p>Madem başkalarına karşıdan bakınca tavsiyede bulunmak kolay, aynı şeyi kendimiz için de yapabiliriz. Yani karşıdan bakmasını öğrenebiliriz kendimize. Hayali bir aynanın karşısına geçip gördüğümüz insana neler yapması gerektiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Ama daha harika bir yöntem istiyorsanız benim önerim –ve elbette yaptığım şey- günlük tutmaktır. Sabahları güneş doğmadan uyanır ve günlüğümü yazarım. “Sen” diye hitap ederim kendime. Ve karşımda başkası varmış gibi önerilerimi sıralarım.</p>
<p>Basit görünen bu uygulamanın hayatıma kattıklarını anlatmaya bu sayfalar yetmez!</p>
<p>Yapmanız gereken şey sadece denemek ve sonuçları beklemek…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3583.htm">Solomon Paradoksu</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3583.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşe Dokunmak</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3572.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3572.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3572</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Konfüçyüs der ki; “Bilgeliği üç yöntemle öğrenebiliriz: Birincisi, en asil olanı düşünerek; ikincisi, en&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3572.htm">Ateşe Dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Konfüçyüs der ki;</p>
<p>“Bilgeliği üç yöntemle öğrenebiliriz: Birincisi, en asil olanı düşünerek; ikincisi, en kolay olanı taklit ederek ve üçüncüsü, en acı olanı deneyimleyerek.”</p>
<p>Birinci yolu tercih edenler çok azdır ve biz bu insanlara bilge diyoruz. Taklit en kolay yoldur ama bu yolu tercih edenler de çok değil.</p>
<p>En çok üçüncü yolu deneriz. Deneyimleyerek öğreniriz hayatı. Yarının büyük ödüllerindense bugünün küçük hazlarını tercih eden bilinçaltımız -bazıları buna ilkel beyin diyor- bizi ayartır çünkü. Ama ipleri elden bırakmanın ve kendimizi bedenimizin isteklerine teslim etmenin bedeli ağırdır.</p>
<p>“Bir musibet bin nasihatten yeğdir,” derken atalarımız bu yaygın hatamızı vurgulamak istemiş sanırım. Sahiden de başına ciddi bir iş gelene kadar hatada ısrar eden çok insan var çevremizde. Oysa ateşin yaktığını öğrenmek için kızgın koru avuçlamamız gerekmez.</p>
<p>En asil yolun zorluğunu peşin peşin kabul ediyorum ben de. Ama taklit etmek zor olmasa gerek. Yapmamız gereken gözlerimizi açmak ve çevremizde yaşananları gözlemlemektir.</p>
<p>İrade mücadelesi veren insanların başarı örnekleri çok değil ama hataların bedelini ödeyen insanların sayısı epeyce fazladır. İşte tam da bu konuda ünlü yazar Tolstoy’un (1828-1910) harika bir uyarısı var:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.”</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3572.htm">Ateşe Dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3572.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güruhtan Ayrılmak</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3561.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3561.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 03:50:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3561</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Farsça bir kelime olan “güruh” küme ve insan topluluğu anlamına geliyor. Ama pratikte bu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3561.htm">Güruhtan Ayrılmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Farsça bir kelime olan “güruh” küme ve insan topluluğu anlamına geliyor. Ama pratikte bu kavram daha çok düşünmeden yani sürü psikolojisiyle hareket eden kitleler için kullanılıyor.</p>
<p>Yaşadığı toplumdan uzaklaşan Budha, Sina Dağı’na yürüyen Hz. Musa, Hira’ya çekilen Hz. Muhammed, yalnız yürüyen Nietzsche ve yalnız oturan Shopenhauer gibi insanların parmakla sayılabileceği dünyamızda güruh kavramıyla ifade edebileceğimiz kitleler epeyce bir kalabalık oluşturuyor.</p>
<p>Fransız sosyolog Gustave Le Bon (1841-1931) diyor ki; “Kitlelerin bilinçsiz hareketinin bireylerin bilinçli faaliyetlerinin yerine geçmiş olması, çağımızın özelliklerinden biri haline gelmiştir.”</p>
<p>Güruh diye tanımlanan kitle çoğunlukla telkine hazır bir halde beklemektedir. Güven veren isimler ve coşturan sloganlarla bu insanları etkilemek ve sürüklemek kolaydır. Bu yüzden sanırım çok az emekle büyük yıkımlara yol açmak isteyenler, insanların bu zafiyetini göz ardı etmiyorlar.</p>
<p>Bilgiden ziyade duyguya hitap eden insanların sürüklediği kitleler bazen masum bir insanı linç etmek, bazen siyasi ve ideolojik çatışmaları körüklemek bazen de savaşları başlatmak için yeterli olabiliyor.</p>
<p>Sonuç genellikle hüsran oluyor elbette. Kötülerin başlattığı hareketlerin ceremesini çocuk, kadın ve yaşlı gibi daha çok savunmasız insanlar çekerken hareketin aktörleri konforlu villalarında oturmaya devam ediyor.</p>
<p>Kanaatimce çözüm, kitlelerin telkinlerle sürüklenen güruh olmaktan çıkıp bilinçli fertlerden oluşan ve iyilik için birlikte hareket eden toplumlara dönüşmesidir. Montaigne (1533-1592) diyor ki;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür.” </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanırım güzel bir dünya için her birimizin yapabileceği en güzel şeylerden birisi güruhtan ayrılmak, diğeri ise bilinçli insan sayısını artırmak için canla başla çalışmaktır.</p>
<p>Kalın bilgiyle, sevgiyle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3561.htm">Güruhtan Ayrılmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3561.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3541.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3541.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 03:05:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3541</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Her ne kadar yarım edebiyatçı sayılsam da bu başlık altında bahsetmek istediğim konu, Tolstoy’un&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3541.htm">Savaş ve Barış</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Her ne kadar yarım edebiyatçı sayılsam da bu başlık altında bahsetmek istediğim konu, Tolstoy’un efsane romanı (1869) değil. Gündemden hiç düşmeyen savaşlardan ve bir sürü masum insan öldükten sonra konuşulan barıştan söz etmek istiyorum.</p>
<p>Neden savaşır insanlar?</p>
<p>“Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar,” diyor Gandi (1869-1948); “fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil.”</p>
<p>İşte savaşların nedenine dair çarpıcı bir tespit!</p>
<p>Masum çocuklar ve kadınlar ölürken kazanan kim?</p>
<p>Silah baronları!</p>
<p>Korku, iftira, paranoya gibi ruhsal sorunlar insanları çatışmaya sürüklüyor. Bu ruh hastaları bir ülkeyi yönetecek pozisyona geldiğinde ise işin boyutu büyüyor.</p>
<p>Ama bir sorun var!</p>
<p>“Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür,” diyor Jean-Paul Sartre (1905-1980).</p>
<p>Esas düşünmemiz gereken de bu aslında. Çıkar çevrelerinin körüklediği savaşların kurbanları neden masumlar olur?</p>
<p>Savaşlardan çok çekmiş olan Einstein (1879-1955) bu soruya net bir yanıt veriyor aslında:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Dünyanın tehlikeli bir yer olmasının nedeni şeytanın yaptıkları değil, bunlara seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlardır.”</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>“Seyirci kalmayıp da ne yapayım? Adamlar zengin. Teknolojide ilerlemişler. Güçlü silahları var…”</p>
<p>Niyeti olmayanın bahanesi çok olurmuş. Sorun şu ki, bahaneler problemi çözmüyor. İşte tam da bu türden serzenişlerin ardına sığınmaktansa işe yarar bir çıkış yolu gösteriyor Blaise Pascal (1623-1662):</p>
<p><em>“Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.”</em></p>
<p>Demek ki neymiş?</p>
<p>Mazeret üretecek yerde çözüm arayacağız. Adil yani barıştan yana olmak tek başına yetmiyormuş. Adaleti sağlamanın yolu güçlü olmaksa bunun için bir şeyler yapacağız. En azından kötülerin kışkırttığı savaşlara sürüklenen güruhtan olmayacağız.</p>
<p>Hadi biraz daha somutlaştıralım. Şair ve hekim Abdülhak Molla (1786-1854) diyor ki;</p>
<p><em>Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; </em></p>
<p><em>Hazır ol cenge ister isen sulh-u salâh. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3541.htm">Savaş ve Barış</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3541.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatanın Bedeli</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3515.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3515.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 04:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3515</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Bir kereden bir şey olmaz!” Bu doğru mu? Bir kereden bir şey olmaz mı&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3515.htm">Hatanın Bedeli</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>“Bir kereden bir şey olmaz!”</p>
<p>Bu doğru mu?</p>
<p>Bir kereden bir şey olmaz mı gerçekten?</p>
<p>İkna edici ve masum görünen bu klişe ifadeyi ciddiye alanların ödediği bedelleri hesaba katınca bir kere daha düşünmekte fayda var.</p>
<p>Bir kerecik kafayı bulanların neden olduğu kaza ve cinayetler…</p>
<p>Bir kerecik kaçamak yapanların dağıttığı yuvalar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hayat kendiliğinden ne iyi ne kötüdür,” demiş Montaigne (1533-1592). “Ona iyiliği de kötülüğü de katan sizsiniz.”</p>
<p>Sahiden de hayat sabit katsayı değil, değişkendir bu denklemde. Onun değerini belirleyecek olan kendi tutumumuzdur.</p>
<p>Bize özel ve tek kullanımlık bir hayatımız var. Onu en güzel şekilde geçirmek yapacağımız en önemli şeylerin başında geliyor.</p>
<p>Dostoyevski (1821-1881) diyor ki; “İlk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne ise tercih denir.”</p>
<p>Bu çok önemli. Çünkü, yaşam kalitemizi şans değil, tercihler belirler (Aristo, M.Ö. 384-322). Minik minik güzellikler bir araya geldiğinde bir bütün olarak harika bir hayatımız olur.</p>
<p>“Bir kereden bir şey olmaz,” diyerek yaptığımız hatalar ise -sonunda mutlaka pişman olacağımız- zorlu bir hayata sürükler bizi.  “Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, öbürleri de yanlış gider.” (Ciyordano Bruno, 1548-1600)</p>
<p>Kimseye acımam pişmana acıdığım kadar.</p>
<p>Pişmanlar güruhuna dahil olmak istemiyorsak Sokrat’a (M.Ö. 469-M.Ö. 399) kulak vermekte fayda var:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Senden önce gelenlerden ibret al ama senden sonra gelenlere ibret olma!” </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3515.htm">Hatanın Bedeli</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3515.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakın Geç Kalma!</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3499.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3499.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 05:34:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3499</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Hayallerimiz var. Bazılarımızın bu hayallere ulaşmak için planları da var. Ama yazılı bir program&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3499.htm">Sakın Geç Kalma!</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Hayallerimiz var.</p>
<p>Bazılarımızın bu hayallere ulaşmak için planları da var.</p>
<p>Ama yazılı bir program hazırlayıp harekete geçenler çok az.</p>
<p>Oysa hayat akıp gidiyor…</p>
<p>Bizi anlık konfor ve hazların peşinden sürükleyen bilinçaltının güdümünde kaldığımızda anın tadını çıkarmaya odaklanıyoruz. Böylece geleceğe yönelik atmamız gereken adımları erteliyoruz. Ve bu ertelemenin bedelini ağır bir şekilde ödüyoruz maalesef.</p>
<p>“Hiçbir saadet yoktur ki bedeli daha önce ödenmiş olmasın,” diyor Namık Kemal (1840-88). Aynı şekilde pişmanlıkların nedeni de daha önce ödenmemiş bedellerdir.</p>
<p>Bir Japon atasözü gecikmenin bedelini özlü bir şekilde anlatmış bize.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Susadığınız zaman kuyu kazmak için çok geçtir.”</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu demektir ki;</p>
<p>Şeker hastası olduğunuzda diyet yapmak için çok geçtir.</p>
<p>Kalp krizi geçirdiğinizde sigarayı bırakmak için çok geçtir.</p>
<p>Felç geçirdiğinizde spor yapmak için çok geçtir.</p>
<p>Yaşlandığınızda hayallerinizi gerçekleştirmek için çok geçtir.</p>
<p>Biz planlarımızı erteleyip dururken saatler işlemeye devam ediyor. Zaman denen çark dönerek bizi adım adım geleceğe taşıyor.</p>
<p>“Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar,” diyor Nietzsche (1844-1900). Ama zaten hepimiz –tarih belirsiz olsa da- bu hayatın sona ereceği bir noktaya hep yakın değil miyiz?</p>
<p>Hayatı tanımanın -yani her günün değerini bilmenin &#8211; yolu her an hayatın finalini aklımızda tutmaktır. Basit görünen -ama sıklıkla ihmal ettiğimiz- bu minik alışkanlık erteleme hastalığından bizi kurtaracak sihirli bir formüldür.</p>
<p>Zaman bilinciyle hareket edip harika bir yaşam için harekete geçenlerden olmak dileklerimle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3499.htm">Sakın Geç Kalma!</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3499.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Olmak</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3489.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3489.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 04:43:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3489</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Sanırım insanoğlunun en büyük hayali sonsuza dek yaşamaktır. Ölümsüz olmaktan bahsediyorum. Ama pek çoğu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3489.htm">Ölümsüz Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Sanırım insanoğlunun en büyük hayali sonsuza dek yaşamaktır. Ölümsüz olmaktan bahsediyorum. Ama pek çoğu bunun imkânsız olduğuna dair düşünceleri nedeniyle hayallerini bilinçaltının derinliklerine postalıyor.</p>
<p>Peki, ölümsüz olmak mümkün mü?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey varsa o da hayatın anlamını kaybetmektir.” (Seneca, MÖ 4-MS 65)</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonsuzluk var veya yok, bu tartışılabilir. Ama şimdi yaşıyoruz. Bu kesin. Öyleyse odaklanmamız gereken en önemli iş elimizdeki fırsatı değerlendirmek yani henüz yaşıyorken bu hayatı en güzel şekilde geçirmektir. Sahip olduğumuz ömrün hakkını verelim önce.</p>
<p>“Bir gün uyandığında, yapmayı isteyip de yapmadığın şeyler için zamanın kalmadığını fark edeceksin,” diyor Paulo Coelho (1947-). İşte o gün en büyük pişmanlığımız aslında yapabileceğimiz halde ihmal ettiğimiz şeyler olacak.</p>
<p>Ama bugün fırsatımız var!</p>
<p>Ömrümüzün her dakikasını özenle yaşamak için çok sebebimiz var; son gün pişman olmamak bunlardan sadece biridir.</p>
<p>“Potansiyelini gerçekleştiremeyen organizma zamanla hasta olur,” diyor William James (1842-1910). Ve biz insanlar -yani yeryüzündeki en donanımlı canlılar- harika potansiyellere sahibiz. Bu kapasitelerimizi kullandığımızsa sadece başarılı değil aynı zamanda sağlıklı ve huzurlu oluruz.</p>
<p>Peki, bu kadar mı?</p>
<p>Anlamlı bir yaşam sürerken ortaya koyduğumuz eserler bizden sonra da yaşamaya devam eder.</p>
<p>Yaşamak; yemek, içmek, yürümek ve üremekten ibaretse bunu tavşanlar da yapıyor. Ama insan için yaşamak, yeryüzünde güzel bir iz bırakmaksa eğer; sonsuza dek yaşamanın en pratik yollarından biri bizden sonra da yaşamaya devam edecek bir eser bırakmaktır.</p>
<p>Kalın sonsuzluk bilinciyle, sonsuz huzurla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3489.htm">Ölümsüz Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3489.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah Şu İrade!</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3479.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3479.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 03:41:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3479</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Şu adamla bir daha tartışmayacağım,” diyorum ama ne olduğunu anlamadan kendimi hararetli bir tartışmanın&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3479.htm">Ah Şu İrade!</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>“Şu adamla bir daha tartışmayacağım,” diyorum ama ne olduğunu anlamadan kendimi hararetli bir tartışmanın ortasında buluyorum.</p>
<p>Artık kitap okumaya başlayacağım ama o gün bir türlü gelmiyor.</p>
<p>Şu sigarayı bırakacağım ama…</p>
<p>Sanırım benim iradem zayıf.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ah şu irade!</p>
<p>Bir günah keçisi bulmuşuz. Mazeret olarak irade eksikliğini öne sürerken tüm sorumluluğu ona atıyor sonra da kenara çekiliyoruz.</p>
<p>Gözle görülmez, elle tutulmaz ama gizemli bir güçtür irade. Sadece istek değil, kendini kontrol etme ve karar verme gücü…</p>
<p>“Güç fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden gelir,” diyor baldırı çıplak Gandi (1869-1948). Yaptıklarını hatırlayınca cılız bedene sahip şu filozofun söyledikleri daha anlamlı geliyor.</p>
<p>“Mutluluğun önündeki en büyük engel, irade zayıflığıdır,” diyen Aristo (M.Ö. 384-322) iradenin hayatımdaki en öncelikli konulardan biri olduğunu hatırlatıyor bana.</p>
<p>“İrade eksikliğinden başka şifasız hastalık yoktur,” diyen İbn Sina (980-037) bir sağlıkçı olarak dikkatimi çekmeyi başarıyor.</p>
<p>Peki, bu tılsımlı cevheri nerede ve nasıl bulacağız?</p>
<p>Felsefe denilen eczanemde bunun için de bir ilaç var:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“İrade, her gün yeniden kazanılması gereken bir tahttır.” (Seneca, MÖ 4-MS 65)</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte bu!</p>
<p>Kendimize kestirme yollar arıyoruz. Ya da birileri istediklerimizi önümüze hazır koysun diye bekliyoruz.</p>
<p>Ama Seneca harika bir tespit yapıyor. Sağlıktan mutluluğa şu dünyadaki en önemli hedeflerimizin kaynağı olan irade her gün besleyip büyütmemiz gereken bir yetenektir. Öyleyse bu gizemli gücü besleyip büyütecek her bilgiyi ve eylemi hayatımıza katarak güzel bir başlangıç yapabiliriz.</p>
<p>Daha somut bir şey duymak ve hemen yola çıkmak isteyenlere harika bir de kitap önerebilirim:</p>
<p><em>İrade Terbiyesi (Jules Payot)</em></p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3479.htm">Ah Şu İrade!</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3479.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkna Sanatı</title>
		<link>http://www.halilcikriklar.com/3468.htm</link>
					<comments>http://www.halilcikriklar.com/3468.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil ÇIKRIKLAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 05:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.halilcikriklar.com/?p=3468</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; En asil yeteneğimiz düşünmek… Peki, biz bu yeteneğimizi en çok nerelerde kullanıyoruz? Sanırım zihnimizi&#8230;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3468.htm">İkna Sanatı</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>En asil yeteneğimiz düşünmek…</p>
<p>Peki, biz bu yeteneğimizi en çok nerelerde kullanıyoruz?</p>
<p>Sanırım zihnimizi en çok meşgul eden konulardan birisi ikna çabalarımızdır.</p>
<p>Derslerimize çalışmıyor ama mazeretlerimizi sıralayarak annemizi ikna etmeye çalışıyoruz. İşe geç kalıyor, trafikten bahsederek patronu ikna etmeye çalışıyoruz. Ticaret yapıyor, müşterilerimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Siyaset yapıyor, seçmenleri ikna etmeye çalışıyoruz.</p>
<p>İki arkadaş oturmuş sohbet ederken kendi düşüncelerimizin doğruluğu konusunda karşımızdakini ikna etmeye çalışıyoruz. Yani karşımızdaki insanları etkileyerek -bazen doğru ve mantıklı olmasa bile- fikirlerimizi benimsetmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Mesele öylesine önemli ki, ikna hakkında yazılmış onlarca kitap bunun kanıtıdır. Çünkü sahiden zor zanaattır bir insanı ikna etmek. “Atı su kenarına götürebilirsin ama ona zorla su içiremezsin,” der bir İngiliz Atasözü.</p>
<p>Peki, felsefe bu konuda ne diyor?</p>
<p>“Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen başkalarını değiştirme şansının ne kadar az olduğunu anlarsın,”  demiş (Voltaire, 1694-1778).</p>
<p>Zorlu ikna sanatında biz daha da zoruna başvuruyor, karşımızdaki insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Oysa en kolayı ve en önemlisi kendimizi ikna etmektir.</p>
<p>Gandi (1869-1948) diyor ki;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun.” </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.halilcikriklar.com/3468.htm">İkna Sanatı</a> yazısı ilk önce <a href="http://www.halilcikriklar.com">Halil Çıkrıklar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.halilcikriklar.com/3468.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
