“Felsefeye uyan biri ömründeki her çağı sıkıntısız geçirebilir,” demişti Cicero (MÖ 106-43).
Gençlik yıllarımda tanıştığım, tanıdıkça bağlandığım felsefe gittikçe daha çok hayatıma nüfuz eder oldu. Hele şu iddialı ifadeyle karşılaşınca daha bir yoğunlaştım felsefe üzerinde. Bu yüzden de yazılarımda sık sık hatırlatıyorum.
Peki, nükleer enerji ve yapay zeka gibi kavramların revaçta olduğu günümüzde savaşları önlemek için de işimize yarayabilir mi kadim felsefe?
Bu soruya yanıt bulmak için felsefe arşivimi biraz kurcaladım. Yazıp bir kenara koyduğum, ne zaman yazdığımı bile unuttuğum bazı incilerle karşılaştım.
Özellikle günümüzdeki savaşların en azından dünya kamuoyuna yansıtılan gerekçelerine bakınca filozoflara olan saygım arttı.
Teknolojinin bu boyutlara ulaştığını göremeyen filozoflardan Eric Hoffer (1902-1983) yıllar önce harika bir tespit yapmış:
“Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.”
Ne dersiniz?
Üstat haklı değil mi?
Bir ülke petrol kaynaklarını elde etmek için bir başka ülkeyi işgal ediyor. Ama bunun için dile getirdiği gerekçe mesela o ülkeye demokrasi getirmek gibi süslü şeylerdir.
Benzer şekilde bir topluma ideoloji dayatıp onun iyiliği için çalıştığını söylerken aynı toplumdaki masum insanlara işkence etmek -hatta bazen öldürmek- aklını kullananların kolayca fark edebileceği bir paradokstur.
Savaşların temelinde aslından saptırılmış dini fanatizm, sapkın ideolojiler ya da maddi çıkarlar var çoğu kez. Bunu dillendirdiğinizde toplumları istediğiniz şekilde yönlendirmek zordur.
Ama insanlara kendilerini diktatörlerden kurtaracağınızı, özgürlük sunacağınızı söylediğinizde en azından bir kısmını safınıza çekebilirsiniz. Ama daha da önemlisi, büyük bir kitleyi tepkisiz hale getirerek en azından saf dışı bırakabilirsiniz.
Bu tespite pek itiraz olmayacağını hissediyorum. Peki çözüm?
“Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir,” demiş Voltaire (1694-1778).
İşte bu çarpıcı tespitten sonra şunu söylemek yanlış olmaz sanırım: Dünyada yaşanan çatışma ve savaşların çözümü birey olmak, kendi değerimizi bilmek ve irademizi kimseye teslim etmemektir. Okumak, duygudan arındırılmış saf bilgiye ulaşmak, doğru düşünmek ve bilmediğin şeyin ardından koşmamaktır.
İşte bu felsefenin de yoludur zaten. Sanırım yazının başındaki soruya ikna edici bir kanıt olmuştur bu analiz.
Bilginin ışığında barış içinde yaşamak umuduyla…