Bitmeyen arzularımız var…
En zengin, en güçlü, en güzel olmak istiyoruz.
Mükemmel bir sanatçı, harika bir futbolcu olmak istiyoruz.
Sevilmek, ilgi görmek istiyoruz.
“Uma uma döndük muma,” demiş atalarımız. Ummaktansa isteklerimize ulaşmak için yapabileceğimiz bir sürü şey var oysa. Hem de iki bin beş yüz yıl önce bir filozof bunun için harika bir formül vermiş bize:
“Defalarca ne yapıyorsak oyuz. Bu yüzden mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır.” (Aristoteles, MÖ 384-322)
Sahiden de öyledir. Hayranlıkla izlediğimiz insanların hemen hepsinin ortak özelliğidir basit ama güzel alışkanlıklar. Mucizeye gerek yok yani!
Düzenli spor yapar ve fit bir bedene sahip oluruz.
Düzenli çalışır ve başarılı oluruz.
Düzenli kitap okur ve daha bilge bir insan oluruz.
Sahiden istiyorsak yapmamız gereken şey belli artık. Her ne istiyorsak onu hayatımızın merkezine koymak ve o hedefe bizi ulaştıracak alışkanlıkları birer birer hayatımıza dâhil etmek…
Gıpta ettiğimiz insanların başarılarına ulaşmak için yapmamız gerekenlerin sadece yapabileceğimiz -yani kolay- şeyler olduğunu görünce siz de şaşıracaksınız.
Alışkanlık, yani minik ama sürekli devam eden eylemler…
Atom gibi, hacmi küçük ama etkisi büyük…
Peki, bir adım atmaktan bizi alıkoyan nedir?