Anasayfa » Mizah ve Felsefe

Mizah ve Felsefe

Halil ÇIKRIKLAR

 

Biri dünyanın en matrak diğer ise en ciddi işi…

Hayattaki en önemli şeyleri sorgulayan felsefeyle eğlence unsuru mizah bir arada olabilir mi?

“İnsan, gülmediği günü, yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir,” diyor Sokrat.

Dünyada bunca savaşlar, ölümler, acılar varken gülmek?

İlk bakışta biraz sadistçe görünüyor, değil mi?

Bir de diğer açıdan bakalım. Biz hepsini görmesek de her dakika dünyanın bir köşesinde acılar yaşanıyor. Ciddiyet erdemse hiçbir zaman gülmememiz gerekir. Oysa gülmek Yaratıcı’nın insana verdiği yetenek ve hediyelerden biridir.

Acılar hep var ama hayat devam ediyor. Televizyon ekranlarından acıları izleyip ağlamak vicdani bir yaklaşım gibi görünmekle birlikte yaralara merhem olmuyor. Bu durumda kendimizi üzmek mazoşistçe bir tutum olur. Diğer yandan hüzünlenip ruhunu hafifletmeye çalışmak ise bencillik gibi görünüyor.

Cenap Şahabettin, “Şen adam güneşe benzer, girdiği yeri aydınlatır,” der. Sahiden de öyledir. Neşeli insanları severiz. Daha karşıdan gördüğümüzde ruhumuzda bir hafifleme hissederiz.

En sıkıntılı insanların toplandığı sağlık kuruluşlarında bile hastaların çalışanlardan beklediği şey güleryüzdür.

Neşeli insanlara güveniriz. İçten ve samimi bir şekilde gülen insandan kötülük gelmeyeceğine inanırız çünkü.

Karşılıklı gülümsemek, bir tür uzlaşı göstergesidir. Tartışma ve çatışmaların bunca yaygın olduğu dünyada karşılıklı tebessüm edebilmek bu yüzden çok değerlidir.

İdeolojik tartışmalarla sertleşen beynimiz yeni fikirlere kapanır. İçimizde öfke ve nefret gibi yoğun duygular varken öğrenmekten çok uzağız.

Ama nitelikli mizahla zihnimiz rahatlar. Düşüncelerimiz daha berraktır artık. Mizahla yumuşayan kalpler -fikirlerimizle çelişse bile- gerçeklere daha açık olur.

 

Güzel bir mizah yüzümüzde tebessüm oluşturur. Peki, gülmek ne işe yarar?

Bilimsel araştırmaların sonuçları göstermiştir ki, gülmek beden ve ruh sağlığımıza iyi gelir. Gülme sırasında salgılanan endorfin ve seratonin sayesinde mutlu hissederiz. Stres seviyemiz düşer. Kaygılarımız azalır. Vücut savunmamız güçlendiği için enfeksiyonlara ve kansere karşı dirençli oluruz. Ağrıya olan toleransımız bile artar mutlu olduğumuzda. Neşeli insanların daha az hasta olduğunu siz de gözlemlemişsinizdir.

Gülme eyleminin fiziksel sonuçları da var. Gülerken sadece yüz kaslarımız değil, solunum, sırt hatta bacak kaslarımız bile çalışır. Kan dolaşımı düzenlenir ve kandaki oksijen oranı artar gülerken.

Gülmek, en doğal ilaçtır. Hatta gülmek en güzel aşıdır. Sadece enfeksiyonlara karşı değil, kansere karşı bile korur bizi bu tatlı eylem. İşte bu yüzden de bizi güldüren kaliteli mizah çok değerlidir.

Hasılı kelam, mizah ve gülümseme fiziksel, ruhsal ve sosyal faydalarıyla hayatımızın en değerli hazineleri arasında yer almayı çoktan hak ediyor.

 

Mizah deyince ilk akla gelen şeylerin şaklabanlık türünden eğlence unsurları olduğunu kabul ediyorum. Ama mizah bundan ibaret değildir. Mizahın düşündüren ve hayat dersi veren yönü de vardır. Kaliteli bir komedi trajediden çok daha fazla felsefi derinliğe sahip olabilir.

Mizah bir düşünceyi aşılamada bazen ciddi makalelerden bile etkileyici olabilmektedir. Mizahın bu gücünü bilen bazı insanlar ideolojik emellerine hizmet amacıyla da bu sanatı kullanmaktadır.

Mizah unsurlarına baktığınızda çoğu kez mizah konusu olan kişinin eksiklerinin sizde olmadığını bilmenin neden olduğu bir rahatlama hissiyle karşılaşırsınız. Bu durumda mizah, bizden farklı düşünen insanların siyasi, politik, ideolojik hatta dini düşünceleriyle dalga geçme unsuru olarak da kullanılabilmektedir ki, bu hiç de hoş bir yaklaşım değildir.

Edebiyat kelimesinin kökenine indiğinizde adab kavramıyla karşılaşırsınız. Edebiyat kapsamı içindeki eserlerde mizah unsuru olduğunda bu ifadeyi unutmasak iyi olur. Bize komik görünen bir anlatı bir başkasını üzüyorsa edebiyattan bahsetmek zordur.

Kalemin keskin gücünü, bilgiyi ve erdemi yaymak için kullanmak bir seçenektir. Başkalarının bulunduğu zor durumlardan zevk almak bu kapsamda değerlendirilemez.

Hayattaki en önemli şeylerden birisi kendimize karşı dürüst olmaktır. Bu konuda anlaştıysak atacağımız ikinci önemli adım, hayatımızın merkezinde ne olduğuna karar vermektir. Mizah yaparken de bu ilkeleri hatırladığımızda işler kolaylaşır.

Empati -yani kendimizi başkalarının yerine koyarak düşünmek- sosyal ilişkilerimizi güzelleştirir. “Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına da yapmamak” ilkesini benimsediğimizde mizah yaparken daha dikkatli oluruz.

Saygınlığımıza önem veririz. İnsanların bizi aşağılamasını istemeyiz. Hatalarımızla, kusurlarımızla kimsenin dalga geçmesini istemeyiz. Öyleyse biz de mizah adı altında bir başka insanı incitecek şeyler yapmamalıyız. Başkalarını küçümsemeden, kırmadan, aşağılamadan da mizah yapmak mümkündür.

 

Mizah ve ironi…

İki kavram da insanları güldürmek amacı güdüyor gibi görünür. Oysa mizah ve ironi aslında iki zıt kutupta durur.

Birincisinde iyi niyet varken diğerinde art niyet vardır.

Mizah kendine gülerken ironi ötekine güler.

Nitelikli mizahın içinde sevgi vardır genellikle. Bu yüzden kalpleri yumuşatırken insanları birbirine yaklaştırır.

Diğer yandan ironi, hemen her zaman bir başkasına yönelen, kötü, iğneleyici, aşağılayıcı bir gülmedir. Yaralayıcı ve yıkıcıdır ironi.

Üç beş kişinin yüzünde sırıtma denilen sevimsiz gülüşü yerleştiren ironi, kin ve nefret gibi tatsız duyguları barındırır ve besler. Gülüyor gibi görünürken bir başkasını karalamak esas hedeftir. Haliyle eğlendirici olmaktan çok kırıcıdır. Spinoza gibi filozofların reddettiği bir komikliktir ironi.

Saygın edebiyatçıların bu görüşlerini ne kadar dillendirsek de mizahı kötü amaçla kullanmaya devam edecek birileri hep var olacaktır. Bunu değiştirmek zor. Ama yine de yapabileceğimiz şeyler vardır. Marifet iltifata tabidir. Başkalarını inciterek üretilen komediye prim vermeyerek daha güzel bir dünyaya katkı sunabiliriz.

İlla da birilerinin zayıflığını ya da şansızlığını mizah unsuru yapacaksak kendimizi bu mizahın nesnesi yapabiliriz. Bak, buna kimsenin itirazı olmaz. Ama saygınlığımızı yitirmeden yapmalıyız bunu da.

 

Web sayfama yeni eklediğim bu bölümde mizah unsuru barındıran bazı şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum. Yüzünüzde minik bir tebessüm oluştururken mizah olarak nitelendirdiğimiz olay ya da metinlerden aldığım dersleri, düşünce dünyama kattıklarını ve dolayısıyla bir ömür boyu yanımda taşıyacağım kazanımları da paylaşmak istiyorum.

Yığınların umutsuzluk girdabında boğulduğu ve kolunu kımıldatamayacak kadar yılgın hissettiği bir dünyada mizah sayesinde enerji ve coşkumuzu artırabiliriz.

Neşe ve huzurun hediyesi olan enerjiyi daha güzel bir dünyanın inşası için kullanmak dileklerimle…

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x