Güzel konuşan ama kendisi anlattıklarından farklı yaşayan bir sürü insan tanıdık. Vatanseverlikten dem vurup vatana ihanet edenleri gördükçe kahrolduk.
Yaman hırsız ev sahibini bastırırmış. İnsanların en hassas olduğu konulardan birisi de inanç meselesi. Din adına öne çıkan bazı şahıslar samimi bir dindarın sahip olması gereken anlayış, hoşgörü, dürüstlük gibi erdemlerden uzak bir yaşam sürüyor. Buna rağmen kendilerini bir tür dini otorite gibi gören bu insanlar farklı düşünenleri yerme hatta dışlama hakkına sahipmiş gibi davranıyor.
Hemen herkesin bildiği bu gerçeklerden sonra sıra geliyor önemli soruya: Peki, çözüm ne?
Benjamin Franklin (1706-1790) diyor ki;
“Sözcükler bir adamın zekâsını gösterebilir; fakat amacını gösteren eylemlerdir.”
Biz de aklımızı kullandığımızda insanların söylemlerine değil eylemlerine itibar ederiz.
“Bir gram eylem bir ton teoriden iyidir,” derken Friedrich Engels (1820-95) benzer şeyleri anlatmak istiyor.
Ve bizim filozoflarımızdan Ziya Paşa da (1825-80) o ünlü sözünde bu kuralı pekiştiriyor:
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”