Anasayfa » Kral Çıplak

Kral Çıplak

Halil ÇIKRIKLAR

 

Biz daha çok deyim olarak “Kral çıplak” ifadesini kullansak da hikâyenin orijinal ismi farklıdır.

Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen tarafından kaleme alınan “İmparatorun Yeni Giysileri” isimli hikâye 1837 yılında yayımlanmıştır. Şöyle bir hatırlayalım isterseniz:

Kendini beğenmiş bir imparatorun ülkesine iki dolandırıcı gelir ve aptalların göremeyeceği çok özel giysiler dikeceklerini iddia eder. Kılık kıyafet için savurganca para harcamaya düşkün olan kral bu teklifi kabul eder ve dokuma tezgâhı kurulur.

Bir süre sonra denetime gelen yetkililer tezgâhın boş olduğunu görür fakat aptal görünmemek için susarlar.

Nihayet dokumacılar imparatorun giysisinin bittiğini söylerler ve onu giydiriyormuş gibi yaparlar. Kral giysileri göremez ama aptal yerine konulmamak için sesini çıkarmaz.

Kral -aslında olmayan- özel elbisesini giyip şehirde yürümeye başladığında tüm halk gerçekleri görür ama korkudan sesini çıkarmaz.

Ta ki, bir çocuk çıkıp “Kral çıplak!” diyene kadar…

 

Gurur, hakikati gizlemeye sevk eder bizi. Gerçeğin ışığı gözümüzü acıtır, karanlığı tercih ederiz. En çok da kendimizi kandırırız bunu yaparken. Oysa hayattaki en önemli şeylerden birisi, kendimize karşı dürüst olmaktır.

Yıllardır peşinden koştuğumuz liderlerdeki, sistemlerdeki, gruplardaki eksikleri görür ama sesimizi çıkarmayız. Yanıldığımızı kabul etmek egomuzu yaralar. Hakikati söylediğimizde eleştirilmek, içinde yaşadığımız gruptan dışlanmak, yalnız kalmak korkutur bizi.

Bir ömür geçiririz kendimizi kandırarak. Her şeyi bilen kararlı adam rolünü oynamaya devam ederiz. Akşam olup başımızı yastığa koyduğumuzda düşünceler hücum eder zihnimize.

“Ben ne yapıyorum böyle!” deriz kendi kendimize. “Bu gidiş nereye?” diye sorarız. Bir şeyleri sorgulamanın, değiştirmenin zamanının geldiğini biliriz ama harekete geçemeyiz. Sonuç?

Anlamsızlık hissi, can sıkıntısı, bunalım, depresyon, uyku bozuklukları, yorgunluk…

Bu tatsız ruh hali yetmezmiş gibi zayıflayan bağışıklık sistemi, sık sık soğuk algınlığı geçirme, obezite, kolesterol, şeker, yüksek tansiyon, kalp krizi, kanser…

Peki, çözüm?

“Tatlı yalanların faydası olmaz ama acı gerçekler bizi iyileştirebilir,” diyor Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç.

İçimizdeki saf çocuğu serbest bırakalım. Suni kalıplara hapsedilmemiş bu sese kulak verelim. Yalnız kalma pahasına da olsa hakikati sahiplenelim. Çünkü, “Cesur bir adam tek başına çoğunluktur.” (Andrew Jackson, 1767-1845)

İşte size iyileşmenin, akşam başımızı yastığa koyduğumuzda huzurla uyumanın ve sağlıklı bir yaşam sürmenin formülü!

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x