İnsanın Anlam Arayışı, Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Viktor Emil Frankl (1905-1997) tarafından kaleme alınmış eserlerden biridir.
Yazarın hayatı bile başlı başına kendisinden bahsetmeye değer. Çünkü bu kitapta Frankl, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi toplama kamplarındaki bir mahkûm olarak deneyimlerini anlatır.
Seksen yıldan fazla zaman geçmiş. Olan olmuş, biten bitmiş. Ben niye böyle bir eserden bahsediyorum?
Önce bu gerekçemi açıklayayım izninizle.
Bildiğiniz gibi günümüz gençliğinin en önemli sorunlarından biri hayatı anlamsız bulma ve bunun neden olduğu buhrandır. İşte hayatın anlamını irdeleyen en etkili eserlerden biri olduğunu düşündüğüm için bu kitabı gündeme aldım.
Yazar, toplama kamplarında uzun süre kalmıştır. Gözünün önünde insanlar işkencelere maruz kalırken ve pek çoğu ölürken bu süreçte Frankl hayatın anlamı üzerinde kafa yormuştur. Bir gün bu kamplardan kurtulacağının garantisi olmadığı halde kitabın arşivini oluşturmaya başlamıştır bile.
Hayatına anlam katacak bir ideale sahip insanların, akla gelebilecek en zorlu şartlarda bile bu hedeflere ulaşabileceğini gösterir bahsettiğim eser. Bu haliyle aslında en güzel kişisel gelişim kitaplarından biri olarak da değerlendirilebilir. Efsane psikiyatristin yaşadıklarını gördükten sonra şikâyet ettiğiniz günlük sıkıntılar komik görünmeye başlar gözünüzde.
Frankl, toplama kampından kurtulmakla kalmamış, elli yıl daha yaşayarak düşünceleriyle milyonlara ışık olmuştur. Ve muhtemelen yüz elli yıldan daha uzun süre yaşayacak bir eseri insanlığa hediye etmiştir.
Bu özlü, kısa ama derinlikli kitap, hayat üzerinde düşünen herkesin kütüphanesinde olması gereken eserlerden biridir kanaatimce. Şimdi sıra geldi kitaptan birkaç örnek vermeye:
Yaşam her durumda, olası en acınası durumlarda bile potansiyel bir anlam taşır.
Yaşamdan ne beklediğimiz gerçekten önemli değil. Asıl önemli olan yaşamın bizden ne beklediğidir.
Bu dünyada gerçekte iki insan ırkı vardır; soylu insan ve soysuz insan.
Kişinin en kötü şartlarda bile yaşamını sürdürmesine, yaşamında bir anlam olduğu bilgisi kadar etkili bir şekilde yardımcı olan başka hiçbir şey yoktur.
İnsanın temel uğraşısının haz almak ya da acıdan kaçınmak değil, yaşamında bir anlam bulmak olduğunu görmek gerekir.
Karamsar kişi, her gün bir sayfasını kopardığı duvar takviminin geçen her günle biraz daha inceldiğini, korku ve hüzünle gözleyen bir insana benzer. Öte yandan yaşamın sorunlarına etkin bir şekilde saldıran insan, her gün takviminden bir yaprak koparan, ancak bunları arkalarına birkaç günlük notu aldıktan sonra öncekilerle birlikte düzenli ve özenli bir şekilde dosyalayıp saklayan bir insana benzer.
Bazı insanlar aziz gibi, bazıları da domuz gibi davranır. İnsanın içinde iki potansiyel de vardır ve hangisinin gerçekleşeceği koşullara değil kararlara bağlıdır.
İnsan, yaşamın olumsuz yanlarını olumlu ya da yapıcı şeylere dönüştürme yetisine sahiptir.
Dünya kötü bir durumda ve her birimiz elinden geleni yapmadığı sürece her şey daha da kötüye gidecek.
Okuduğunuz pek çok eser sıkıcı gelir. Bazıları güzel zaman geçirmenizi sağlar ama son sayfayı da okuyup kapattığınızda elinizde bir şey kalmamıştır. Oysa bazı kitaplar vardır ki, etkisi bir bütün olarak hayatınızı kuşatır. İnsanın Anlam Arayışı, işte böyle bir eserdir.
Kitabı kapattığınızda oturup duramazsınız artık. Kalkmak, bir şeyler yapmak istersiniz. Az çok demeden daha güzel bir dünyaya katkı sunmak istersiniz. Sanırım eserin milyonlarca insan tarafından okunup takdir edilmesinin nedeni de budur.
Okumanız ve iyilik ordusuna katılmanız dileklerimle…