Anasayfa » ANILAR DÜŞLER

ANILAR DÜŞLER

Halil ÇIKRIKLAR

 

Carl Gustav Jung (1875-1961), Analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr…

Biz Jung’u daha çok Freud’un (1856-1939) öğrencisi olarak tanıyoruz. Hatta aralarındaki ilişki hoca-öğrenci ilişkisinin de ötesinde geçmiştir, baba-oğul gibidir iki efsane. Yaklaşık yirmi yaş fark da bunun için uygun zemin hazırlar.

Yolun başında iyi dost olan bu iki büyük ustanın arasını bozan konu cinsellik!

Freud’un bilinçaltı kavramına katkıları günümüz meselelerinin bile izahına katkı sunacak derecede önemlidir. Ama biz onu daha çok nevrozlar üzerinde yaptığı çalışmalarla hatırlıyoruz. Nevrozun nedenlerine odaklanırken cinselliği ön planda tutması pek çok insanın tepkisine neden olmuştur. Öğrencisi Jung’la aralarının açılmasının en önemli nedenlerinden biri de budur zaten.

Pek çok fikrine saygı duymakla birlikte Jung ünlü psikiyatristin her şeyi cinsellikle açıklama teorisini benimsemez. Bu fikri kabullenmesi konusunda hocasının kendisine yaptığı baskıyı da kabullenmez.

Beni esas ilgilendiren iki psikiyatrist arasındaki bu fikir ayrılığı değil aslında. Birinin ateist diğerinin dindar olması da değil esas dikkatimi çeken şey.

Odaklandığım nokta, iki psikiyatristin mutluluk düzeyleridir. Depresif Freud’a inat, Jung neşeli ve huzurlu bir adamdır. Bunun için portrelerine bakmak bile kafidir. Ama ben eserlerine bakıyorum daha çok.

“Anılar Düşler” isimli biyografik eserinde Jung kişisel hayatını, düşünce yolculuğunu, ailesini ve Freud’la olan ilişkisini samimi bir üslupla anlatıyor.

Ama kitap biyografiden çok daha fazlasını barındırıyor içinde. İnsanın düşünce dünyasına ve sosyal hayatına dair harika keşiflerde bulunuyor. Sorunlardan çok çözümlere odaklanıyor ünlü filozof. Bu yüzden karamsarlıktan ziyade iyimserliğe davet ediyor bizi.

Boynuz kulağı geçermiş. İki büyük ustayı tanıdıktan sonra yaşam felsefesiyle Jung benim gönlümde bir adım öne geçmiş durumdadır. Ünlü filozofun aşağıdaki tespitlerini okuyunca bana hak verenler olacağını tahmin ediyorum:

İnsan, kendisini yargılamayan bir olgudur ve başkalarının iyi ya da kötü yargılarına bırakılmıştır.

Yaşamın sorunsallarına yanlış yanıtlar bulmuş, onlarla yetinmiş ve bu nedenle nevrotik olmuş çok insan tanıdım. Mevki, para, evlilik ya da ün peşinde koşarlar; bulunca da mutsuzlukları sürer.

Elimizdekilerle yetinmeyip verilen sözlerle yaşıyor, günümüzün ışığı yerine, sonunda bize uygun bir güneşin doğacağını umut ettiğimiz geleceğin karanlığında yaşamayı yeğliyoruz.

Daha iyi bir şeyin her zaman çok kötü bir bedeli olduğunun bilincinde değiliz.

Başkalarında bizi rahatsız eden şeyler, kendimizi tanımamıza yardımcı olabilirler.

Önyargılar, ruhsal yaşamın dolu dolu yaşanmasını engeller ve onu yıpratırlar.

Ruhun yaşaması için zaman ve yer gereksinimi kalmadığından yaşamın ruhsal düzeyde sürdüğünü düşünmek zorundayız.

Hiçbir şeye artık boyun eğmemeliyiz. İyiye bile. İyi olarak nitelendirilen bir şeye boyun eğdiğimizde, ahlaksal bağlamda iyilik niteliğini yitirir. Bu, iyiliğin içinde kötülük olduğundan değil, boyun eğdiğimizde sorunlara yol açacağımız içindir.

Uyuşturan ister alkol ister morfin isterse idealizm olsun, her türlü bağımlılık kötüdür.

İnsan yargısının yanlış olabileceğini bildiğimize göre, her zaman doğru karar vereceğimizi düşünemeyiz.

İnsanların takip ettiği bir lider bir söz sarf ettiğinde ertesi gün aynı düşüncenin peşine takılan insanların, bozuk plak gibi aynı şeyleri yinelediğini görürsünüz. Bu söylem ya da düşüncelerin doğru olup olmadığını değerlendirmeksizin bu tuzağa düşmek, düşünce özgürlüğü yanılgısının tipik bir göstergesidir.

Düşünme yeteneği insanı hayvanların dünyasından çıkarıp yücelmesini sağlamıştır.

Hem topluma uymaya çalışan hem de kişisel amacını izlemeye çalışan bir insan nevrotik olur.

 

Çevrenizde gördüğünüz, medyada izlediğiniz ve anlam veremediğiniz için kahrolduğunuz insan davranışlarının kökenine dair tespitler bakış açınızı değiştirecektir. Üzülmek ya da sinirlenmektense bir şeyler yapmak gerektiğini hatırlayacaksınız.

Dahası, toplumun önemli bir parçası olan kendimizle ilgili de bir farkındalık yaşarız kitabı okuduğumuzda. Başkalarını değiştirmek zordur ama kendimizi değiştirmek tamamen bizim elimizdedir.

Uzun olmakla birlikte roman tadındaki bu eseri sıkılmadan okuyacağınızı ve bitirdikten sonra daha iyi hissedeceğinizi umuyorum.

Kalın sağlıkla, huzurla…

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x