Anasayfa » Takılma, Yap Gitsin

Takılma, Yap Gitsin

Halil ÇIKRIKLAR

 

Filmlerde izlediniz, romanlarda okudunuz ve siz de özendiniz: Bir sabah güneş doğmadan uyanıp güne erken başlamak istiyorsunuz.

Ama sıcacık yatak, yumuşacık yastık ve yorgan size sarılmış, bırakmak istemiyor. Kalkmak konusunda uzun bir kararsızlık yaşıyorsunuz. Sonunda verdiğiniz karar:

“Amaaan… Ne gerek var şimdi buna!”

 

Şişkin göbeğinizle ilgili söylenenler yüzünden diyet yapmaya karar verdiniz. Bu sabah bir dilim tam buğday unu ekmek, peynir, zeytin ve domates yiyeceksiniz. Ama bir de bakmışsınız sıcacık börekler kenarda duruyor. En yaygın düşünce:

“Hele bu sabah da yiyeyim, yarın diyete başlarım.”

 

İşe gitmek için bir saatiniz daha var. Şöyle çıkıp biraz yürüyüş yapmak harika bir fikir gibi görünüyor. Fit bir beden hayaliniz çünkü. Ama tam da bu sırada muhtemelen zihninizde dönüp duran iç konuşma şu şekildedir:

“Ama şimdi spor kıyafetleri giyeceksin… Çıkıp tek başına yürüyeceksin… Sonra bir de terleyeceksin… En iyisi boş ver. Belki akşam yürürüm.”

 

Uzun zamandır yazmak istediğiniz anılarınız birikmiş. Bugün yarın derken yıllar geçmiş. Aslında bugün vaktiniz var.

“Ama şimdi nereden başlayacağımı bilemiyorum ki. Zaten bende yazar kumaşı yok. Hem yazsam ne olacak? Piyasada bunca yazar varken insanlar benim yazdıklarımı okuyacak değil ya.”

 

Ne dersiniz?

Bu duygular ve içsel konuşmalar tanıdık geldi mi?

Ama aradan birkaç gün geçince böyle düşündüğünüz ve harekete geçmeyi hep ertelediğiniz için pişman oluyorsunuz. Canınız sıkılıyor. Yarın bu hataya düşmemeye karar veriyorsunuz. Ama yarın olduğunda aynı film tekrar oynanıyor.

İşte siz de bu ruh hali içindeki kalabalıktan biriyseniz ve artık yaşamınıza bir hareket ve coşku katmak istiyorsanız sıradaki eser tam da sizin için.

Richard Charles Nicholas Branson, yüzlerce şirketin kurucusu başarılı bir iş adamı, yazar ve astronot… Biyografisini anlatmak bile başlı başına bir kitap olur. Yani adamın hayatı bile başlı başına motivasyon kaynağıdır. Sadece yazmamış, yaşamış. Bu yüzden de inandırıcı, ikna edici ve yüreklendirici bir eser bekliyor sizi. Şimdi kitaptan birkaç alıntı yapmaya geldi sıra:

Sıkı çalışıyorum ve sıkı eğleniyorum.

Bir şeyi yapmamak için bahaneler üretmek yerine yapmak için sebepler bulmaya çalıştım her zaman.

Benim mottom: “Takılma, yap gitsin.”

Cesur olun ama kumar oynamayın.

Kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrenin.

Her saniyenin hakkını verin.

Bütün günlerini ofiste geçiren pek çok patron çok şaşırıyor: “Her şeyi on beş dakikada nasıl yapıyorsun?” diyorlar. “Çok kolay. Her anı değerlendirin,” diyorum. Bu hem iş hem de özel hayatım için geçerli.

Büyük zaferler pek çok küçük zaferden oluşur.

Çoğu kez, içinde bulunduğumuz binada yangın çıktığı konusunda mutabakata varmış ama alarma ya da yangın söndürme tüpüne uzanmaya isteksiz bir grup insan gibi davranıyoruz.

Siyaset dünyasında “eylem boşluğu” diye bilinen bir kavram vardır; insanların konuşup konuşup hiçbir şey yapmamaları anlamına gelir.

Felaketin eşiğine geldiğimiz zaman, bizi oraya getiren ivme ve sistemik atalet tersine döndürülemeyecek kadar güçlü olabilir.

İşi gücü eleştiri olan insanlar var ve bu grup genellikle hiçbir çözüm üretmeyenlerden oluşur.

Eksikliklerin sizi durdurmasına izin vermeyin.

En güçlü rekabet silahı, hızdır. Şimdi yapın; basit tutun ve formaliteleri aşın.

Beni harekete geçiren motivasyon, her zaman kendime zorlu hedefler belirleyip onları elde etmeye çalışmak oldu.

Hayır değil, evet odaklı ol.

Kendine meydan oku.

Amaçların olsun.

 

Bu kitabı okuduktan sonraki hislerime gelince…

Sabah güneş doğmadan uyandığımda ataletle savaşmıyorum artık. Sadece kalkıyor ve elimi yüzümü yıkıyorum. Hala biraz uyku ve yorgunluk var aslında. Ama bir filtre kahve hazırlarken o da dağılıyor. Kahve ve bitter seansıyla enerjimi topluyorum.

Bilgisayarımın başına oturuyorum. Dünyanın en nitelikli şeylerini yazmadığımı biliyorum elbette ama bu beni durdurmuyor. “En iyi iyinin düşmanıdır,” diyen Voltaire geliyor aklıma. Sadece yazıyorum.

Yürümekle ilgili beni durdurma potansiyeli olan düşünce sarmalına girmiyorum bile. Sadece spor kıyafetlerimi giyip dışarı atıyorum kendimi.

Bu kitaptan öğrendiklerimin en güzel özeti şu meşhur söz:

“Akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçermiş.”

Düşünmek, insanın en asil eylemlerinden biridir. Ama burada kast edilen şey başka, biliyorsunuz. Uzak durmamız gereken düşünce şekli, bizi yavaşlatan her türlü tereddüt ve bahane arama sürecidir.

“Düşler Bahçesi” isimli filmdeki bir replikte baba, oğluna şunu söyler:

“Bazen insana tek gereken, yirmi saniyelik deli cesaretidir.”

Cesaret, az bulunur erdemlerden biridir. Ama yirmi saniyeliğine bu çılgınlığı sergilemek çok da zor olmasa gerek.

Bu yüzden diyorum ki, güzel bir şey yapma fikri aklınıza düştüğü anda harekete geçin. Bekledikçe içinizdeki negatif ses harekete geçecektir. Geçen her saniye erteleme riskini artıracaktır. İçindeki gölgenin seni yavaşlatmasına izin verme. Branson gibi düşün:

“Takılma, yap gitsin!”

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x