Anasayfa » Peşin Parayı Görünce…

Peşin Parayı Görünce…

Halil ÇIKRIKLAR

 

Nasreddin Hoca komşusundan ödünç para almış ama ödeme zamanı geldiğinde borcunu denkleştirememiş. Alacaklısı kapıya dayanınca Hoca şu açıklamayı yapmış:

“Bak komşu. Şu kapının önüne çalı ektim. Baharda bu çalılar büyüyecek. Buradan geçen koyunların yünleri çalılara takılacak. Bu yünleri toplayacağım, eğirip ip yapacağım. Bu iplerden ördüğüm kazakları götürüp pazarda satacağım. Kazandığım parayla da sana olan borcumu ödeyeceğim.”

Hoca’nın her zamanki gibi nükte yaptığını sanan komşusu gülmeye başlamış. “Âlem adamsın Hoca!” demiş.

Bunun üzerine Hoca’nın yanıtı:

“Ah komşu ah… Peşin parayı görünce nasıl da gülüyorsun!”

 

Şaka bir yana pek çok konuda aceleciyiz. Trafikte bizi yavaşlatan şoföre kızarız. Markette sıra beklerken işleri uzatan yaşlı teyzeye kızarız.

Sınavlara girer, sonuçları sabırsızlıkla bekleriz. Daha kayıt yaptırdığımız gün okulun biteceği günlerin hayalini kurarız. Maaşımıza gelecek zammın açıklanacağı günü iple çekeriz.

Dikkat edin!

Tüm bu sabırsızlıklarımızda sonuç çoğu kez bizim elimizde değildir. Oysa tüm bu saydıklarımdan çok daha önemli bir şey var ve burada kontrol bizdedir:

Sadece bir kez hediye edilen ve telafisi olmayan bu hayatı olabilecek en harika şekilde yaşamak için harekete geçmek!

Mazeretlerin ardına sığınmadan, ertelemeden, ötelemeden, hemen, şimdi…

Her sabah uyandığımızda hayatımızdaki önemli şeyleri hatırlatacak ve bizi motive edecek bir slogan hazırlamak…

Sabah güneş doğmadan uyanmak, kahvemizi içerken sloganımızı okuyup yenilenmek, günlük tutmak, yazılı plan yapmak…

İşe -ya da okula- gittiğimizde hep tetikte olmak, yaşam kalitemizi düşürecek her şeyden uzak durmak, yaşadığımız her saniyenin hakkını vermek…

Harika insanlarla vakit geçirirken ömür törpüsü olanlardan nazikçe uzaklaşmak…

Daha güzel bir dünya için minik de olsa bir adım atmak; yaptığımız işi hatta hobilerimizi yaşam amacımızın bir parçası haline getirmek; böylece anlamlı ve huzurlu bir yaşam sürmek…

Fırsat buldukça sessiz doğada yürüyüşe çıkmak, bu sırada dinlendirici bir müzik dinlemek…

Ağır gıdalar gibi bedenimizi yoran; anlamsız tartışmalar gibi ruhumuzu yoran şeylerden uzak durmak…

Huzur içinde kafamızı yastığa koyup beş altı saatlik uykuyla yetinmek…

Ertesi gün dinlenmiş bir halde uyanıp bu güzel ritüeli tekrarlamak… Ve sonraki gün…

Ertelediğimiz tüm güzel şeyleri sırayla hayata geçirmek…

O hep istediğimiz enstrümanı çalmayı artık öğrenmek…

Mesela, anılarımızı artık yazmaya başlamak…

 

Ne dersiniz?

Bunun için önümüzde bir engel var mı?

Peki, neredeyse kimsenin itiraz edemeyeceği böyle bir hayata adım atmak için bizi durduran nedir?

Farkındalıkla, aydınlanmayla, bir an önce harekete geçip hayatını bir sanat eserine dönüştürenlerin arasına katılmak dileklerimle…

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

3 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Mahmut Çırak

Evet. Aynen katılıyorum.
Ama niyet başka, ilk hareket başka.
Sonuca ulaşmanın en önemli şartı ilk adımı atmaktır…
Selam ve sevgilerimle…

Osman Doğan

Kalemine sağlık değerli Hocam. Bu arada ben de daha çalışma hayatının ikinci ayında emeklilik süresine bakan gördüm.

3
0
Would love your thoughts, please comment.x