Yabancı kökenli bir kelime olsa da “mazoşist” yaşadığımız toplum için pek yabancı sayılmaz. Ben yine de biraz irdeledim sizin için.
Türk Dil Kurumu’na göre mazoşist, “özezer” anlamına gelir. Mazoşistten daha az duyduğumuz bu yeni Türkçe kelimeye aşina olmayanlar için psikolojideki tanımını hatırlayalım:
“Fiziksel veya duygusal acı çekmekten, aşağılanmaktan ve kendine eziyet edilmesinden bilinçli olarak zevk alan, tatmin olan kişi,” demektir mazoşist.
Acı çekme temalarını kurgusal eserlerinde bolca işleyen romancı Leopold von Sacher-Masoch’un (1836-1895) soyadından türetilmiştir mazoşist kavramı.
Peki, ben değerli okurlarımın dakikalarını bu tuhaf kelimeyle neden meşgul ediyorum?
Mesele çok mühim. Birincisi, mazoşizm başa bela bir ruh hastalığıdır. Arabesk müzik dinleyip kendini jiletleyenler gibi uç örnekleri bir kenara bırakıyorum. Hüzünlü müzik dinleyip duygulananlar ya da gerilim filmi izleyip kendi kendini gerenler mazoşizmin daha çok bilinen örneklerini oluşturmaktadır.
Mazoşizmin en yaygın şekli duygusal mazoşizmdir. Mesela, sürekli hayattan şikayet eden ama çözüm için bir adım bile atmayan insanları uzun uzun dinler ve ruhumuzu karartmalarına izin veririz. Ama bundan çok daha fazlası var!
Sayısını tespit etmek zor ama mesleki deneyimlerim ve gözlemlerime dayanarak en iyimser ifadeyle milyonların bu hastalıktan mustarip olduğunu söyleyebilirim.
Kendisini kandırması için sihirbazlara para veren bir türdür insanoğlu, düşünün artık. Hadi bunun eğlenceli bir yönü var diyelim; dini, siyasi ve ideolojik olarak körü körüne bağlandığımız bazı kişi ve kuruluşların göz göre göre bizi kandırmasına ne demeli?
Siyaset deyince seçim gelir aklımıza, seçim deyince de vaatler. Seçim vaatlerinden bahsedilince çoğu kez biz bunu “boş vaatler” şeklinde düzeltiriz zihin dünyamızda.
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde,” demiş Ziya Paşa (1825 – 1880). Ama biz bu değerli tavsiyeyi göz ardı ederiz genellikle. “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır,” diyebilen üretken insanları duymazdan gelir, boş vaatlerle hayallerimizi süsleyenlerin ardına takılırız. Vaatler gerçekleşmeyince bunun için de bahaneler buluruz yani yine kendimizi kandırırız.
Sırf hoşumuza gittiği için -aslını astarını araştırmadan- her bilgiyi doğru kabul edip yanlış düşünceler geliştirmek mazoşizmin en vahim ve en yaygın örneklerindendir.
İnsanların bizi yanıltmasına izin verdiğimizde bunun bedelleri ağır olur. Mesela, hayatın anlamsız olduğu şeklindeki telkinler bir insanın intihar nedeni olabilir.
Yanlış inancın peşinden sürüklenenler ise sonsuz hayatı riske atarlar ki; sonsuzluğa inananlara göre bu bir insanın başına gelebilecek en büyük felakettir.
Sorunu tespit ettikten sonra tedavi için tablet mahiyetinde bir aforizmayla bitirelim:
“İnsan, yaptığı şeydir; yapacağını söylediği şey değil.” (Carl Gustav Jung, 1875-1961)