Anasayfa » Fısıltı

Fısıltı

Halil ÇIKRIKLAR

 

Tiyatroda veya dizi çekimlerinde “suflör” dediğimiz yardımcılar vardır; oyuncuların unuttuğu replikleri fısıltıyla hatırlatırlar.

Kökeni Fransızca olan suflör terimi “fısıldayan” anlamına gelir. Yapım ekibi dışında kimsenin görmediği bu gizli kahramanlar oyuncuların işini kolaylaştırırken eserlerin kesintisiz ve daha güzel bir şekilde sahnelenmesine katkı sunar.

Bir de hayatımızdaki suflörler var ki, biz bile farkında değiliz çoğu kez. Ama kitlelerin kulağına fısıldadıklarıyla dünyanın gidişatını değiştirme potansiyeline sahip bir güç konumundadır gizli fısıldayıcılar. Nas suresinde “insanların kalplerine kötü düşünceler fısıldayan sinsi vesveseciler” olarak anlatılır.

Bir adam tarafından ortaya atılan söylemler, internet ve sosyal medya aracılığıyla kitlelere ulaşıyor. Gerekçesini sorgulamadan ve mantık zinciri üstünde hiç düşünmeden kulağına fısıldanan şeyleri -kendi düşüncesi sanarak- başkalarına ileten kalabalık kitleler bu salgına katkı sunuyor.

Cemil Meriç (1916-87) çarpıcı bir tespit yapmış:

 

“Her yüzyılda birkaç kişi düşünür; diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.”

 

Yeryüzündeki en önemli canlı, insan…

İnsanın en önemli yeteneği, düşünmek…

Öyleyse hayatımızın en büyük kaybı, birilerinin düşüncelerimizi yönetmesine izin vermektir.

Gandi, (1869-1948) diyor ki; “Kimseye kirli ayaklarıyla beyninizde gezme fırsatı vermeyin.”

Peki, ne yapabiliriz?

Ben yine Felsefe Eczanesi’nde bir ilaç arayacağım izninizle. Sokrat’ın “Üçlü Filtre Testi” diye harika bir uygulaması vardır. Konuşmadan, yargılamadan ve duyduğumuz bir haberi paylaşmadan önce bilgileri üçlü filtreden geçirmemizi öneriyor filozof.

İlk filtre: “Söyleyeceğin şeyin kesinlikle doğru olduğundan emin misin?”

Asrımızın kanseri olan algı operasyonlarının bu kadar etkileyici olmasının nedeni gerçek görünen -ama zararlı- bilgilerin hızla yayılmasıdır.

Algı operasyonlarının kurbanı olmamak için tetikte olmak gerekir. Bu hiç de kolay değil, biliyorum. Ama bazı reçeteler var.

Fikirlerimizle uyuşan bilgileri doğru sanma yanılgısı en sinsi tuzaklardan biridir. Bu yüzden önce duygularımızı kontrol etmeliyiz. Bir madalyonun iki yüzü vardır; diğerine de bakmadan karar verdiğimizde yanılabiliriz.

Ve sabır!

Zaman pek çok şeyin ilacıdır. Sabırla beklemek bilgilerin ve duygularımızın durulup netleşmesine katkı sunacaktır. Öyleyse sanal medyada her karşımıza çıkanı tanıdıklarımızla paylaşma güdümüzü kontrol etmeliyiz.

Minik bir parmak dokunuşuyla ok yaydan çıkmış olur. Sizin veri kaynaklarınızdan iletilen bilgiler geri dönüşü olmayacak şekilde yayılırken -eğer zararlıysa- insanları zehirlemeye başlayacaktır bile.

Karşımıza çıkan her şeyi paylaşmak için doğru olması yetmez; iyi ve faydalı da olmalıdır. Sokrat’ın bu üçlü filtre testinden geçer not aldıktan sonra artık bilgileri paylaşabiliriz.

Bilgeliğin imbiğinden süzülmüş doğru verilerin yayılması iyiliğin de yayılması demektir. İşte bunu başardığımızda daha güzel bir dünya için güzel bir adım atmış oluruz.

Kesin olmayan bilgiden sakınan, doğru ve faydalı şeyler yapma iradesi ortaya koyan, böylece daha güzel bir dünyanın inşasına katkı sunanların arasında olmak dileklerimle…

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x