Anasayfa » Akıl Oyunları

Akıl Oyunları

Halil ÇIKRIKLAR

 

John Forbes Nash…

Nobel ödüllü bilim insanı, hayatı romanlara ve filmlere konu olmuş bir matematik dehası…

Filmin orijinal adı “A Beautiful Mind.”

Bu ifadenin tam Türkçe karşılığı aslında “Güzel Bir Zihin.” Fakat dilimize “Akıl Oyunları” şeklinde çevrilmiş.

Gerçeklerden esinlenen bu biyografik filmin kahramanı Nash, 1928 yılında doğmuştur (Amerika). Princeton Üniversitesi’nde henüz yirmi bir yaşındayken hazırladığı “Oyun Teorisi” isimli doktora tezi ona yıllar sonra (1994) Nobel Ekonomi Ödülünü kazandırmıştır.

Otuz yaşına kadar hızla yükselip matematik camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Nash daha sonra MIT’de (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) profesör olarak görev yapmıştır.

Otuzlu yaşlarının başında hayali oda arkadaşıyla başlayan sohbetleri çevresindeki insanların dikkatini çekmiştir. Başka tuhaf davranışlar da sergileyen bu matematik dahisine paranoid şizofreni teşhisi konulmuştur.

Nedeni kesin olarak bilinemeyen ve doğrusu tedavisi de kolay olmayan şizofreni; halüsinasyonlar ve paranoyak düşünceler içeren ciddi bir ruh hastalığıdır. Halüsinasyon, var olmayan şeyleri görme veya duyma (varsanı) şeklinde bir algılama kusurudur. Paranoya ise herkese şüpheyle yaklaşma ve kendini tehdit altında hissetme şeklindeki bir ruhsal durumdur. Filmi izlediyseniz karmaşık görünen bu kavramlar size daha anlaşılır gelecektir.

Nash, düzenli tedaviye ek olarak kendi zekâsını da kullanarak bu hastalıkla mücadele etmiştir. Bir yandan aile ilişkilerini yürütmüş diğer yandan bilimsel çalışmalarına devam etmiştir. Sıra dışı dehasına zorlu hastalıkla mücadelesi de eklenince anlatılmaya değer bir yaşam hikâyesi çıkmıştır ortaya.

Film seyirciyle buluştuğunda (2001) yetmiş iki yaşında olan Nash, 2015 yılında -yani seksen yedi yaşındayken- bir trafik kazasında ölmüştür.

 

Çok iyi bilinen bir film ve anlaşılması zor bir hastalıktan bahsetmemin önemli nedenleri var. Birincisi, yeryüzünde gözümüzün gördüğü en muhteşem canlı insan ve insanın en özel parçası bir buçuk kiloluk beynidir.

Tam olarak tarif edemediğimiz ama varlığını da inkâr edemeyeceğimiz “düşünce” denilen çok özel yetinin at oynattığı sahadır beyin. Gününüz teknolojisiyle bile henüz tam olarak anlaşılamayan ve muhtemelen uzun bir süre kapasitesine ulaşılamayacak bir bilgisayardan bahsediyorum.

Dakikada yüz düşünce üretme kapasitesine sahip olan insan beyninin bir özelliği de yanılma potansiyelidir. Makine arıza yaptığında insan, olmayan şeyleri gördüğünü ve duyduğunu iddia edebilir (halüsinasyon). Ya da gerçek olmayan bir düşünceye ısrarcı şekilde inanabilir (hezeyan) bazı insanlar.

Algılarımızın ve duyularımızın kusurlu olma potansiyelini göz ardı ettiğimizde başımız beladadır. Ama John Nash gibi, aklını kullanır ve algılarının kusurlarıyla yüzleşirse bu insanların hayatı roman olur.

 

Bu konuyu gündeme alma nedenlerimden ikincisini çok daha fazla önemsiyorum. John Nash gibi bir matematik dehası olmanız sizi algısal yanılgılardan ve yanlış düşüncelerden muaf tutmuyormuş. Algı kusuru ve ruhsal rahatsızlıkların neden olduğu düşünce bozuklukları ortalamadan daha zeki insanların bile karşılaşabileceği bir durumdur.

Aslında belirgin halüsinasyonları olan insanların şizofren olduğunu anlamak için psikiyatrist olmaya bile gerek yok. Üstelik bu tür hastalıkların sayısı neyse ki çok değildir. Esas sorun daha büyük bir kalabalığı oluşturan ikinci gruptur. Zeki ve statü sahibi bir insanın hastalıklı düşüncelere (hezeyan) sahip olduğunu anlamak psikologlar için bile zor olabilir.

Psikozlu insanların çok önemli bir özelliği, hasta olduklarını reddetmeleridir. Kendisini dünyadaki en zeki ve bilge insan sanan dolayısıyla düşüncelerini sorgulamaktan bile kaçınan ruh hastaları hem kendileri hem de çevresindeki insanlar için hayatı zorlaştırmaktadır.

Mark Twain tarafından çok çarpıcı bir şekilde ifade edildiği gibi; “Başınızı derde sokan bilmedikleriniz değil, bildiğinizden kesin bir şekilde emin olduğunuz halde aslında öyle olmayanlardır.”

Fikirlerimizi ateşli bir şekilde savunurken geri adım atmamakta ısrarlı görünüyorsak bu çoğu kez çok bilmekten değil aksine bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor.

 

Dilimize çevrilen haliyle filmin ismi etkileyici görünüyor ama kanaatimce bazı anlam sorunları var. Mesela, aklımız bize oyun oynamaz. Bize oyun oynayan zihnimizdir. Aklımız, zihnimizin oynadığı oyunları denetlemek için vardır.

İnsanoğlunun en büyük dramı ise düşünmeyle aklı kullanmanın farklı şeyler olduğunu unutup düşündüğü her şeyin gerçek olduğu yanılgısına düşmesidir.

Peki, düşüncelerimiz arasında aklın ürünü olanları yani hakikati nasıl anlayacağız?

Aslında bahsettiğim filmi izlediğinizde ciddi ipuçları bulacaksınız. Bizim gördüğümüz şeyleri başkaları görmüyorsa ve duyduğumuz şeyleri başkaları duymuyorsa bunun halüsinasyon olduğunu anlamak zor değil. Ama kesinlik derecesinde yapıştığımız düşüncelerdeki tutarsızlıkları görmekte zorlanıyoruz.

Bizim düşüncelerimizi herkes benimsemiyorsa kesin yanlıştır, diyemeyiz. Ama bilimsel bir yaklaşımla fikirlerimiz her zaman ve her zeminde tutarlı çözümler üretmiyorsa doğruluğunu sorgulamak gerekir. Çünkü bilimsel gerçek her şartta aynı sonucu veren tutarlı bilgilerdir.

Ortada bir kova dolusu anahtar var. Hangisinin doğru olduğunu tartışmaktansa deneyebiliriz. Kilidi açan doğru anahtardır. Düşüncelerimizi bu minik teste tabi tuttuğumuzda hezeyanlardan kurtulma şansımızı artırırız. Dünyanın en ideal yaşam felsefesi ve kurtuluş reçetesi olduğunu iddia ettiğimiz ideolojilerimiz her devirde ve her ortamda işe yaramıyorsa belki bu da bir hezeyandır.

Algılarımızın ve duygularımızın yanılma potansiyelini kabullenmek, hakikate ulaşma yolunda atılacak çok değerli bir adımdır. Eğer unutmazsak bu yaklaşım bizi fikirlerimizde körü körüne diretmekten koruyacaktır. Ayrıca farklı düşünen insanlara karşı daha hoşgörülü olmamıza yardımcı olacak olan bu tutum, bizi tartışma ve çatışmalardan uzak tutacaktır.

Ne dersiniz?

İnsanların barış içinde yaşadığı bir dünya için bize ilham veren bu filmi izlemeye değmez mi?

 

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x