Anasayfa » Papağan ve Hindi

Papağan ve Hindi

Halil ÇIKRIKLAR

 

Önce hikâyeyi hatırlayalım:

Pazarda bir papağanın beş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca eve koşar. Hindisini kaptığı gibi pazarın yolunu tutar ve on altından satışa çıkarır.

Pazar esnafı Hoca’ya tepki gösterir.

“Hocam, hindi hiç on altın eder mi?”

“Az önce bunun yarısı kadar bir kuş beş altına satıldı,” der Hoca. “Hindi neden on altın etmesin?”

“O bir papağan,” diye izah ederler. “Senin benim gibi konuşur.”

“Bu da marifet mi?” diye itiraz eder Hoca. “Hindi de düşünür.”

 

Bu fıkrayı ilk duyduğumdaki hislerimi hatırlıyorum. Çocuk denecek yaşlardaydım ve hocanın saflığına gülmüştüm.

Ama şimdi farklı düşünüyorum. Çünkü düşünmenin konuşmaktan daha değerli olduğuna inandığım yaşlardayım artık.

Bir insanın en özel yeteneğidir düşünmek. Kast ettiğim şey başını ellerinin arasına alıp kara kara düşünmek, hüzünlenmek değil. Duygudan ve yalandan arınmış gerçek bilgiler ışığında faydalı fikirler üretmekten bahsediyorum.

İki kulağımız ama bir ağzımız var, iki düşünelim bir söyleyelim diye. Ama çoğu kez tersini yaparız. Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymaz. Böylece gereksiz şeyler söyleriz. İstediğimizi söyler, sonra da istemediğimizi işitiriz.

Çok konuşanların ilgi çektiği hatta el üstünde tutulduğu ortamlar vardır. Ama bilgeliğin ölçütü tam tersidir. “İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur,” diyor (Montesquieu, 1689-1755). “Cahilliğin en büyük kanıtı budur.”

Aristo der ki, “Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.”

Sahiden böylesine titiz bir sorgulama sürecinden geçirsek dilimizin ucuna gelen şeylerin çoğunu yutardık.

Çevrenize, ekranlara, sosyal medyaya baktığınızda çene ishaline tutulmuş gibi sürekli konuşan bazı insanlar göreceksiniz. Hava, su ve yemek gibi temel ihtiyaçlarından biri olmuştur çok konuşmak. Ünlü yazar Goethe (1749-1832) harika bir tespit yapıyor.

“Konuşmak bir ihtiyaç ise susmak bir sanattır.”

Bazı insanlar tuhaf bir şekilde uzun uzun konuşmayı çok seviyor. Özel bir çaba ve yoğun bir enerji gerektirmeyen bu eylemle işe yarar bir şeyler yaptıklarını sanıyor olmalılar. “Şu dünyada doğruyu söylemek kadar zor; boş konuşmak kadar kolay şey yoktur,” demiş Dostoyevski.

İnsanların konuşma kapasitelerinde bir sınır yok ama dinleme kapasitelerinin bir sınırı var. Hadi samimi olalım: Papağan gibi başkalarının söylediğini tekrarlayan ve sürekli konuşan insanları mı daha çok severiz yoksa çok düşünüp az konuşanları mı?

Çok düşünen ama az ve öz konuşan insanların çevremizden eksik olmaması dileklerimle…

 

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x