Tırnak makası…
Basit gibi görünen küçük bir alet ama çok gereklidir. Tırnak makasının olmadığını bir düşünsenize!
Tırnak gibi sert bir dokuyu düzgün, kolay ve güvenli bir şekilde keserek fazlalıkları atmak için özel olarak tasarlanmış ve çelikten üretilmiş bir alettir tırnak makası.
Belki ilginç gelecek ama hepimizin bildiği şekliyle tırnak makasının tarihçesi on dokuzuncu yüz yılın sonlarına kadar uzanıyor. Daha önce de insanlar tırnaklarını kesiyordu elbette ama bıçak ve makas benzeri aletlerle bunun hiç de pratik olmadığını siz de takdir edersiniz.
Sadede gelelim. Tırnak makasının tarihçesini anlatmak değil esas amacım. Sizin de ilgileneceğinizi umduğum şey, tırnak makasıyla ilgili minik bir anım…
Günümüz gençliğinin en büyük sorunlarından birisi anlamsızlık hissidir. Pek çok genç hayatı anlamsız bulduğu için karamsardır.
Davet edildiğim bir okulda liseli gençlerle buluşmuştum. Elbette gündemlerinde üniversite sınavı var. İyi çalışan küçük bir grup dışında genel bir endişe ve umutsuzluk hâkim gençlerde.
Üniversite sınavı ile ilgili kaygıları var, çünkü yeterince çalışamıyorlar.
Yeterince çalışamıyorlar, çünkü bunun için gerekli enerji, istek ve motivasyonu bulamıyorlar.
Gençler ders çalışmakta isteksiz, çünkü bu çabalarının kendilerini ulaştıracağı güzel bir hedefe dair net fikirleri yok. Sınavdan kaç puan alırsa alsın kendilerini anlamsız bir hayatın beklediğini düşünen bir genci motive etmek zordur.
Gençlere döndüm ve “Hayatı anlamlı bulan var mı?” diye sordum. Az sayıda parmak kalktı.
“Peki, hayatı anlamsız bulan var mı?”
Yine az sayıda parmak havada…
Hayatlarındaki bu önemli mesele üzerinde kafa yormamışlarsa bu daha fazla üzer beni. Yok, bir fikirleri var ama söyleyecek cesaretleri yoksa buna da biraz şaşırırım doğrusu. Bizim nesille kıyaslayınca özgüveni yüksek bir kitle duruyor karşımda çünkü.
Hayatı anlamsız bulan gençlerden birine yöneldim ve şu soruyu sordum:
“Tırnak makası var mı?”
Soruyu doğru duyduğundan emin olamadı genç adam önce. Tekrarladığımda ise biraz şaşırdı. Sonra da omuz silkip, “Yok Hocam,” dedi.
“Bundan emin misin?” diye sordum. “Sahiden yok mu? Ceplerini karıştırdın mı? Peki, ya çantanı? Yanındaki arkadaşına sordun mu? Eğer onda da yoksa mesela sınıftaki diğer arkadaşlarına sordun mu?”
Daha ben sorularımı bitirmeden yanındaki arkadaşının dirseğiyle kendisini dürtüp gülümsediğini görüyorum. Beni dinlerken arkadaşına dönüyor genç adam. Sonra da gülerek elini kaldırıyor.
“Hocam, varmış. Hem de yanımdaki arkadaşımın çantasında…”
Hayatın anlamı gibi çok önemli bir şeyi ararken bu genç adam gibi davranırsak kendimizi kandırırız. Bizim aramaya gönüllü olmamamız o şeyin yokluğuna kanıt olamaz. Yerinden kalkmak, aramak, sormak gerekir.
Şimdi size çok iddialı bir laf edeceğim:
“Evet, hayatın anlamı vardır!”
Binlerce yıldır binlerce insan bu meseleler üzerinde kafa yormuştur. Harika tespitler de yapmışlardır. Tek yapmamız gereken samimiyetle aramaktır.
Bu noktaya kadar okurken bazılarınızın merakla daha net bir yanıt beklediğini hissediyorum. Evet, bazı insanlar hayatın anlamı var diyor ama kimse net konuşmuyor. Bazı film ve romanlardaki gibi sizi bir gizemin ardından sürükleyip eli boş döndürmek istemiyorum. İşte milyonlarca insanın aradığı anlamla ilgili samimi düşüncelerim:
Hepimiz mutlu olmak istiyoruz ama insanların çoğu mutsuz. Bu meseleyi çözmek için bizim attığımız her adım hayatımıza anlam katar. Ama bizi mutlu etmek için başkaları uğraşırsa bu o insanların hayatını anlamlı kılar.
Dünyada barış istiyoruz ama bunu başkalarından bekliyoruz. Hayatımıza anlam katmak istiyorsak bunun için biz bir şeyler yapmalıyız. Yurt dışına çıkmamıza gerek yok, hemen yaşadığımız mahalleden, iş yerinden, evimizden başlayabiliriz barış için çalışmaya. Attığımız her adım, döktüğümüz her damla ter hayatımıza anlam katar.
Anlamlı bir yaşam sürmek için özel bir program şart değildir. Her ne iş yapıyorsanız bu işi daha güzel bir dünya ve daha mutlu insanlar için kullanabilirsiniz.
Akademisyen olmanız şart değildir. Futbolcu bile olsanız hayranlarınıza barış mesajları vermek hayatınızı anlamlı kılar.
“Dünyayı değiştirmek istiyorsanız işe yatağınızı toplayarak başlayın,” der William H. McRaven.
Öğretmenseniz, erdemli gençler yetiştirme çabalarınız hayatınıza anlam katar. Ev hanımıysanız daha mutlu ve erdemli bir çocuk yetiştirmek için geçirdiğiniz her dakika hayatınızı anlamlı kılar.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi görkemli bir ortamda temsilcisiniz. Ama dünyadaki savaşlar sürerken cılız bir parmaktan başka fonksiyonunuz yok. Bu hayatınızı anlamlı kılmaz. Diğer yandan küskün iki arkadaşınızı barıştırmak hayatınıza anlam katar ve iyi hissedersiniz.
Hiçbir sorumluluğu ve sorunu olmayan genç ve sağlıklı insanlar hayatın anlamsız olduğunu söyleyip bunalıma giriyor. Ama bakıma muhtaç hastasıyla ömrünü geçiren insanlar daha iyi hissediyor. Neden?
Çünkü anlamlı bir hayat konfordan daha değerlidir. Ama tüm değerli şeyler, istiridyenin içindeki inci misali aşılması gereken sert bir kabuğun ardında gizlidir. Biraz çaba göstermek gerekir yani.
Nietzsche der ki: “Özellikle senin geçmen gereken yaşam ırmağının üzerine hiç kimse köprü kuramaz, senden başka hiç kimse…”
İşte anlamlı bir yaşam, özellikle bizim geçmemiz gereken yaşam ırmağıdır.
Anlamlı, mutlu, umutlu bir yaşam dileklerimle…
Anlamlı bir hayat arzusu “An”dan başlayarak “O”na varmak ile olsa gerek.
Arayış;HÎRA. Çabayı zihinde yoğuruyoruz , gönlümüzde kıvam tutup
bedene uyguluyoruz
Anlamlı bir hayat için harekete geçin.
Muhabbetle…