Anasayfa » Uyurgezerlik

Uyurgezerlik

Halil ÇIKRIKLAR

 

Çocuk yaşlarımda bir akşam erkenden uyumuşum. Anlatılanlara bakılırsa yatağımdan kalkmış ve dış kapıya kadar yürümüşüm. Pijamalarımla beni gören ailem durdurmuş. Sonra da yatağıma getirip yatırmış. Ben hiçbirini hatırlamıyorum elbette.

Uyurgezerlik diye bir şey var biliyorsunuz. Genellikle çocuklukta görüyoruz ve gençlik yıllarında kendiliğinden geçiyor. Ama özellikle yetişkinlerde görülen bazı durumlar altta yatan ciddi hastalıkların işareti olabilir.

Uyurgezer dediğimiz bu insanlar uyku halindeyken yataklarından kalkıp yürüyor. Sorduğunuzda sizinle konuşabiliyor hatta otomobiline atlayıp uzaklara bile gidebiliyor. Sorun şu ki, tüm bu yaptıklarının farkında değiller.

Bazen de yükseklerden atlamak gibi tehlikeli şeyler yapabiliyor bu insanlar. Haberi izleyenler hatırlayacaktır. Uyurgezer genç dördüncü kattan aşağı düşmüştü.

 

Çevrenize baktığınızda farklı türden uyurgezerlik örneklerini çok daha fazla göreceksiniz. Kendisini ne kadar mutlu ettiği üzerinde fazla düşünmeden dijital oyunlara takılıp kalanlar, aldığı kiloların neden olacağı felaketlerden habersiz sağlıksız beslenmeye devam edenler, kalp krizi geçiren babasını acil servisin önünde beklerken sigara tüttürenler…

Yaşarken de farklı türden bir uyurgezerlik halindeyiz. Neden yaşadığımızı, nereden gelip nereye gittiğimizi ve hepimizi bekleyen o müthiş finali aklımıza getirmeden yaşayıp gidiyoruz.

En doğru dine inandığımızı, en güçlü ideolojilerin ardına takıldığımızı düşünüyor ama bunun analizini yapmıyoruz. Bindiğimiz otobüsün rotasının nerelere kıvrıldığının farkında bile değiliz. En sonunda kendimizi kıraç bir arazide bulduğumuzda iş işten geçiyor.

Bizi uyandırmaya çalışan, mesela dördüncü katın balkonundan düşmemize engel olmaya çalışan adama kızarız. Oysa uyanmaya ihtiyacımız var. Sadece bir kez yaşayacağımız bu hayatı bize zehir etme potansiyeline sahip tehlikelere karşı uyanık olmalıyız.

 

Platon, idealar teorisini ünlü mağara alegorisiyle açıklar. Durumumuz bir mağarada tutulan mahkûmların durumuna benzer, der Platon. Karanlıkta zincirlenmiş durumdaki bu mahkûmların tek gördüğü, alevlerin önlerindeki duvara yansıttığı gölgelerden başka bir şey değildir.

Mahkûmlar, bu karanlık koşullara alışmıştır ve durumlarından şikâyetçi değildirler. Ama aralarından birini dışarı çıkaracak olsak ışık, karanlığa alışmış gözlerini kamaştıracaktır. Aydınlık dünyaya çıkan adam mağaraya geri dönüp ışığı anlatacak olsa arkadaşları dışarı çıkmaktansa onu öldürmeyi tercih edecektir.

Aradan yirmi beş asır geçti. Mağaralarda mahkûm aramaya gerek yok. Ruhsal karanlıklarına mahkûm olmuş binlerce insan göreceksiniz. Gözlerini kamaştıran gerçeklerle yüzleşmektense alışmış oldukları karanlıkta kalmayı tercih ederler.

Bilginin ışığında aydınlık bir dünyaya…

 

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

2 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Mehmet güli çetinçakmak

Elinize sağlık hocam çok guzel ve özet olmuş. Aslında bu konuda bir kitap yazılsa yeridir. Hayattaki önyargı-kabullerimiz bize öğretilen şartlanmışlıklar vs…

2
0
Would love your thoughts, please comment.x