Tourette sendromu…
Yazılışı zor olsa da okunuşu kolaydır. Turet sendromu diye telaffuz edebiliriz.
İsmini pek çok insan bilmese de tablo tanıdıktır. Vizontele filmini izlemişseniz buradaki “Deli Emin” karakterini hatırlarsınız. Yılmaz Erdoğan’ın ustalıkla canlandırdığı karakteri izlemek bu hastalığı tanımak için yeterlidir.
Turet sendromu, sinir sisteminin bir hastalığıdır. En basit şekilde tanımlamak gerekirse istemsiz bir taklit hastalığıdır Turet. Tik adı verilen, üzerinde kontrolün bulunmadığı, tekrarlayan ani ve istenmeyen tepkiler görülür. Bu tepkiler bazen değişik sesler bazen de göz kırpma ya da omuz silkme gibi hareketlerden oluşur.
Genellikle çocukluk yaşlarında başlayan Turet sendromu ölümcül değildir. Hastaların zekâ düzeyi normaldir. Ama bu istemsiz tepkiler hastanın sosyal yaşamını olumsuz etkiler.
Mesela, ani hareketlere küfürlü tepki veren hasta sosyal ortamda işini yapamaz. Yanında birisinin söylediği sözü ya da yaptığı hareketi istemsiz olarak taklit ederken başını derde sokabilir. Yanında biri soyunduğunda kendini tutamayıp soyunmaya başlayan adamın sergilediği manzara komik görünse de hasta için durum sahiden zordur.
Eğitimsiz ve anlayışsız insanların alaylarına maruz kalma en ciddi sosyal problemlerden birisidir. Dahası bu hastaların ek psikolojik sorunları da bulunur genellikle.
Turet sendromunun kesin bir tedavisi yok. Ama tikler kişinin gündelik hayatına zarar verecek şiddetteyse kullanılabilecek ilaç tedavisi ve davranışsal tedaviler mevcuttur.
Ve önemli bir hatırlatma…
Sokakta gördüğünüz neredeyse her iki bin kişiden birisinde Turet sendromu vardır. Ama benim bu yazıyı kaleme almamın daha önemli bir nedeni var: Turet sendromunun tipik belirtilerini taşımasa da patolojik düzeyde taklit hastalığı çok daha yaygındır.
Üye olduğu partinin söylemlerini, mensup olduğu grubun ritüellerini, dâhil olduğu sosyal çevrenin alışkanlıklarını –doğru veya faydalı olup olmadığına bakmaksızın- taklit eden insanlardan bahsediyorum.
Turet sendromunda tepkiler o kadar hızlıdır ki, bilinçli beynin devreye girme fırsatı yoktur. Ama diğer taklitler biraz daha gecikmelidir. Yani beynimizi kullanmak için bir fırsatımız vardır.
Beynimizin dışını çevreleyen korteks dediğimiz kabuk ve bazı merkezler bilinçli hareket etmemizi sağlar. Bizi diğer canlılardan ayıran akıl ve bilinç melekelerini kullanmadığımızda bilinçaltının güdülerine teslim ederiz kendimizi.
“Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıkları değil; yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır,” der Fyodor Dostoyevski.
Turet sendromunun tedavisinin zorluğundan bahsetmiştik. Ama taklitçilik, tedavi edilebilecek bir hastalıktır. Üstelik bunun için ilaç kullanmanıza ya da psikiyatriste gitmenize gerek yok. Bilginin ışığı sizi taklit hastalığından uzaklaştırarak özgür birey olmaya yaklaştırır.
Pop müziğini çok sevdiğim söylenemez. Ama tam da şimdi popüler bir şarkı sözünü paylaşmak istiyorum:
“Başkası olma, kendin ol; böyle çok daha güzelsin…”