Anasayfa » Muhasebeci

Muhasebeci

Halil ÇIKRIKLAR

 

Sizin de bildiğinizi tahmin ettiğim bir fıkra…

Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe başvururlar. Önce matematikçi alınır mülakata. İnsan kaynakları müdürü sorar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi cevap verir:

“Dört.”

“Kesin dört mü?”

Matematikçi kendinden emin cevaplar:

“Evet, kesin dört!”

Sonra ekonomist odaya girer ve aynı soru kendisine sorulur. Ekonomistin yanıtı farklıdır:

“Ortalama dört eder…”.

Son olarak muhasebeci odaya girer. Soruyu cevaplamadan önce ayağa kalkar.  Gidip kapıyı kilitler, panjurları indirir ve müdüre yaklaşarak kısık sesle sorar:

“Kaç etsin istersiniz?”

Tahmin ettiğiniz üzere işi muhasebeci alır. Dürüstlük ve bilimsellik gibi ilkelerden ödün vermiştir ama yanıtı patronu mutlu etmiştir. Onun duymak istediği şeyi söylemiştir çünkü.

Bu fıkradan aldığım derse gelince…

“Beyin Kapasitesini Tam Kullanmak” isimli denememde bahsetmiştim. İşlerimizin yüzde beş kadarı bilinç merkezinin kontrolündeyken daha büyük kısmı bilinçaltının etkisindedir. Yani arzularımız, tutkularımız ve önyargılarımız müdahale eder kararlarımıza.

Bilinçli yaşamak, bilinçaltının dürtüleri karşısında irade sınavı vermektir bir bakıma. Ama bu sınavı kaybettiğimizde artık patron bilinçaltıdır. Dürüst ve bilimsel olmasa da onu mutlu edecek işler yapmaya başlarız.

Önümüzde zengin bir sofra varken diyeti unuturuz. “Bir kereden bir şey olmaz,” deriz. Bu bilinçaltının bizi ayartan söylemidir.

Bir arkadaşımız yürüyüşe davet eder bizi. “Hava bulutlu,” deriz. Arkadaşımız ikna olmamıştır. “Zaten biraz yorgunum,” diyerek mazeretimizi güçlendirmeye çalışırız. Belki yarın, diyerek öteleriz.

Bir dostumuz kitap okumamızı önerir. “Televizyon, internet, sosyal medya diye bir şey var. Her bilgi burada zaten,” deriz. Bilinçli karar veren merkezimizi yani kendimizi kandırırız bunu yaparken.

Kandıran kim?

Bilinçaltı elbette. Yani tembellik gibi zaaflarımız, rahatı ve konforu arayan arzularımız bize bunları yaptırır.

Tavsiyelere direnç gösteren insan zihni anlık hazzı vaat eden teklifleri tercih ederken uzun vadede huzurlu olma seçeneğini bir kenara bırakır.

Sadece tembellik ya da kötü beslenmekten ibaret değil bahsettiğim şey. Düşüncelerimizi şekillendirirken de bu hataya düşeriz. Bize hakikati gösteren onlarca güçlü kanıtı görmezden gelir, zayıf bir söylentiye sarılırız mesela.

Hakikatin aydınlığı öylesine parlaktır ki, gözümüzü kamaştırır. Pek çoğumuz gözümüzü kapatmayı tercih ederiz. Sonuç olarak gerçeğe ulaşmanın yolunu kapatırız kendimize.

Farklı düşündüğümüz insanlarla tartışmaya gireriz. Soru ve ithamlarımıza yanıt aldığımızda durup geri adım atmaktansa başka sorularla sıkıştırmaya çalışırız muhatabımızı. Tartışmaktaki esas hedefimiz gerçeğe ulaşmak değil sadece münazaradan galip çıkmaktır.

Yanlış fikirlerimizde direttiğimiz için dostlarımızın kalbini kırarız ama çok daha ciddi bir mesele var: Yeryüzündeki en önemli insanı –yani kendimizi- kandırırız bu tutumumuz nedeniyle. Oysa kendine karşı dürüst olmak, hayatımızdaki en önemli şeylerden biridir.

Televizyon ve sosyal medyadaki bilgi yığını arasında seçim yaparken içine sürüklendiğimiz tuzağı fark etmek çok daha kolaydır. İdeolojik ya da siyasi olarak fikrimizi destekleyen her bilgiyi –doğruluğunu araştırmaksızın- ilgiyle takip ediyor hatta eş dostla paylaşıyoruz.

Tam tersine bize muhalif görünen fikirlere –doğru olsa bile- burun kıvırıyor, kişilik yapımıza uygun bir serzenişle geçiştiriyoruz. Böylece doğruya ulaşma şansımızı azaltıyoruz.

Örneğin, muhalif paylaşımlar sinirlerimizi bozuyor. Bizden farklı düşünen insanlara karşı olumsuz duygular besliyoruz. Sabrımızı çok zorlayan insanları takip listesinden çıkarıyoruz sonunda. Böylece kendimize özel bir sosyal medya şekillendiriyoruz. Artık burada gördüklerimiz daha çok görmek istediğimiz şeyler oluyor. Tıpkı muhasebecinin teklifi gibi…

Kontrolü ele almak, bilinçaltının dürtülerine direnmek, acı da olsa gerçeğin ardına düşmek, böylece kısa süreli hazlara direnip uzun vadeli huzura kavuşanlardan olmak dileklerimle…

İlgili Yazılar

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x